Sonsuzluğun Yankısı..
Bir nefesle başlar destan, bilinmezden bir çağrı,
Varlık okyanusunda bir damla, merak dolu bir ağrı.
Neden buradayım, bu sonsuz akışta ben kimim?
Sor...
Vicdanlar pas tutmuş, dönmüyor çarkı,
Neden hep karanlık, bu yolun arkı?
Kalmamış kimsenin, o şanlı barkı,
Bu garip düzeni, kuranlara sor.
Soran Olsa Söyler Bizi.
Yol üstünde esen yelden,
Sazımda inleyen telden,
Bozbulanık akan selden,
Soran olsa söyler bizi.
Söyle
Bir bakışla yaktın özü sinemi,
Çektiğim çileler yetmez mi söyle?
Viran ettin gönüldeki hanemi,
Bu dertler sırtıma bitmez mi söyle?
Ezber bozdum, bu çürümüş düzende
Binbir yara, kanar durur bedende
Hükmüm yalnız, şiir denen sezende
Kılıç diye, çektim sivri kalemi.
Yedi iklim gezse de yorgun ayaklarımı,
Bil ki ruhum taşır gizli dayanaklarımı.
Yüzümdeki çizgiye yazsa kışlar hüsranı,
Alev alev yandıran közüm ruhumda benim.
Hayatın zorlu yolu, sözüm ruhumda benim.
Rüzgar eser savurur kuru yaprağı,
Bahar biter hazan düşer bağlara.
Unutma ki cömert kara toprağı,
Selam söyle dumanlı şu dağlara.
On beş gün saydım da, aylar gibiydi,
Bir ağır badire atlattı başım.
Bu beden sanki bir yaylar gibiydi,
Zehir oldu ekmek, tat vermez aşım.
Şu mübarek Cuma’da.
Sabahın seherinde açtık yine dükkanı,
Bismillah dedik de tazeledik imanı.
Un tozuna karıştı ömrün her bir anı,
Şu mübarek Cuma’da hayır olsun rüyamız.
Geceler koynunda saklar sırları,
Ay ışığı öper taşlı yolları.
Bir zamanlar gülen eski çınarı,
Susmus köyler anı, hatıra vardır.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!