Âlemlerin Sultanı, gönlümüzün cananı
Sensin Nebiler Şahı, dertlerimin dermanı
İsmin anılır dilde, sevgin coşar gönülde
Gül kokun gelir yelde, kalmayız asla çölde.
Gül Sandın...
Gittiğin o yollarda, gördüğün seraplara,
Tükenecek o sahte, gül sandın baharlara.
Kahkahan kalabalık, içinde pek gür çıkar,
İzindeyiz, her an Ata'm,
Güç verirsin, sen her zaman.
Sensin bize, yurt bırakan,
Gönüllerde, bir kahraman.
Dünya dediğin han, bizler yolcuyuz,
Bazen bulanığız, bazen duruyuz,
Ezelden ebede akan bir suyuz,
Hakk’ı bilmeyene yönümüz olmaz,
Seven gönüllerde günümüz solmaz.
Günün Kırık Pusulası...
Cebimde paslı bir anahtar,
açtığı kapıyı çoktan unutmuş.
Bu şehir, o anahtarın pasıyla yazılmıştı sanki
Arnavut kaldırımlarına sinen iyot kokusu
Gurbet Kavli...
Akşam erken iner bu şehre,
Zeytinlikler karardı mı yokuşun yamacında,
Bir efkâr basar ki sorma...
Toprağa düşen ilk, yağmur gibisin,
Gönül tezgâhımda, ince nakışsın,
Ruhumdan gözüme, gelen akışsın,
Sen böyle duru ve, sade güzelsin.
Gönlümde her mevsim bir çiçek açan
Etrafına neşe eyle gülücük saçan
Aklımı başımdan alıp da kaçan
Sen böyle duru ve sade güzelsin.
Hacı Bektaş Veli..
Horasan’dan kalktı, sevgiyle yürüdü,
Gönüllere birliği, beraberliği ördü,
Anadolu topraklarına nur saçtı Hünkar.
Dört kapı kırk makamı söyledi Hacı Bektaş Veli.
Filibe’den Akçay’a, bir göçün sancısıyla,
Dedem Abdi Bekirov, şehadet hancısıyla,
Toprak ana uyandı, kumpir plaketasıyla,
Pomak’ın lisanında, saklıdır hakkın sözü.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!