Ayaklarımın altında hışırdarken çakıl taşları
Gözlerimden aktı aniden gözyaşları
Şurada oynayan gelinin bakışları
Kaybolup gitti mi ağaçların hafızalarından
Bu nehir nereye gider kim bilir
Hafif yağmurlar sağanaklara dönmeden
Uçup bana en güzel çiçekleri seç topla
Ey aşkla uçan kelebeğim
Yine senin saçlarına takayım
Bir çocuk gülüşü kokusu salınsın
Baş döndüren bahar rûzgarlarında
Bir anda aksin döner etrafında
Fark etmeden farkındalığında
İstekler eksikliklerle döner sana
Bir ileriye giderken geriye hareket ettiğinde
Kendi kuyruğunu ısırır her insan aslında
Rahatsız olunan her şey er geç tek lokmada yutulur
Hani bir martı kadar hür
Ama bir o kadar deniz bağımlısı tutsak
Hani insan içinde gayrî ihtiyarî
Yaşar ya bir şeyleri
Amaçtır mutlu ve rahat ettirmek sevdiğini
Bir yandan da koşullarını kendince uyarlayarak
Bir değişik durumum ben
Kendiyle kavgalı
Göğermiş uzamıs ulu
Koca bir çınarım
Köksüz toprağa tutunmayan
Vaat edemem hiçbir şeyi
Birazdan geçecektir
Gözlüklerinin buğusuyla
Başı öne eğik
Siyah saçları yanlardan kıvır kıvır dökülen
Kırmızı pardesölü kadın
Damlardaki karın rüzgara kattığı ayazla
Kıyamet penguenleri
Denizlere yürüyüp inince
Koskoca bir ay bütün gümüş ışığı parlaklığıyla
Vuracak tüm coğrafyalara
Gecesiz
Başya Timuçin olmak üzere
Senin şehrinin bir kokusu var
Bazen erken sabahlarda
Burnuma kokusu gelir
Ardından hissederim
Tenimde sıcaklığını
O an
Kömür gülüdür geceler
Bir ateşe versen yanacak gökyüzü
Bir de güzel kokar
İçtiğin yanı kâr
İçine ittiğin sana kâr
Kor düşer içine
Sabah erken uyandı
Kalkıp çiçek topladı
Sepetini sallayarak




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!