Bir özlem beliriverir aniden
Siyah ve beyaz çizgiler halinde
Dağıtır dengesini astigmatının
Öldüresiye bir göz kamaşması
Baş dönmesi
Ulaşılmaz ve çok derinde
Özlemeyi özlemeyi bırakalı çok oldu bu şehirde
En son neredeydi nerede bıraktım kendimi
Hangi karanlık gecenin şafağıydı o son lezzet
Hangi sahildeydi son keyif
En son hangi yıldızın parlağı aydınlattı gözümü
Sonra gözümdeki feri ne aldı
Yarım bir ay duruyordu gökte
Bulutlar yavaş yavaş sarıyordu şehri
Pencerelerin ışıkları kapalı
Pencerede bir kedi
Seyrediyor gelip geçeni
Kaydediyor beynine
Buğusunu silince camın
Gri bulutlarla kaplı şehrin
Uzak bir tepesinde
Güneş henüz yükselirken çıkar yollara
Üstlerinde aldıkları yılı dahi hatırlamadıkları montlarıyla
Çiy düşmüş camların önünden geçerek
Sen
Tahta atlara
Pirinç kaplama sedef kakma
Örtüler yapıp da
Saklarken önünde bir duvarın
Hoşçakal
Saçların da değişti mi sen gibi bilmiyorum
Ki ben
Çok daha tahammülsüz
Çok daha asi
Çok daha sessiz
Kabuğuna çekilmiş kendini durdurmak için
Sadece ikimizin uyandığı saatler vardı
Sen gözlerini henüz açamazken bile
Kendini sevdirmek için
Sessiz adımlarla yanaşırdın bana
Sapsarı
Birazdan dağların ardından
Portakal rengine çalıp
Batacak güneş
Ne çare
Ama dalgalar
Bitmeyen bir şarkının
Tam ucundaki gökdelenin gölgesinde yaşarken başladık
Sahrayıcedit
İki gözüm
Ben senin sokaklarındaki ağaçların dallarından
Topladığım meyvelerin tadıyla seni bilirim
Çamlıca rûzgarıyla Kayışdağı rûzgarının birbirine karıştı yerlerini




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!