Hûlasa
Önce kendi kendimi öptüm
Tebrik ettim
Sonra
Oturup izledim
Hiçbir şeyleri olmayanların
Kadehlerden bulut bulut içtim İstanbul'u
Yağdı içime yağdı yaz yağmurları misali
Köprü direklerine yasladım sırtımı
Hüznüm bâki doldur sen sâkî
Kadehlerden yudum yudum içtim İstanbul'u
İçgüdüsel bir sancıyla başladı her şey
Ne bir rehber ne bir öğretmen ne de bir bilge
Ne yazaman yazıldığı belirsiz bir kitabın
Dağınık sayfaları önümde
Benim en ümmî halimde
Bir hissin çekim gücüyle topladım hepsini
Yaprak güzeli mahzun izlerken pencereden
Gün batımının turuncu rengini
İçimde bir Arabahmet tüter durur
Eski günlerine hasret
Yanı başında şehre artık çok uzak
Bir kuş uçar üstünden
Göğe bakayım
Bakayım da renkleri göreyim diyorum
Gök gri
Moloz grisi
Yıkıntı grisi
Toz grisi
İlkgüz geldiğinde limana
Tekneye vurdu ilk dalga
Daha ılımaya yaklaşmamıştık
Di fronte alle Alpi
Sulle rive del Lago di Como
Sul balcone di una casa
Immagina noi due
Muri abbattuti
Şeytanın kulaklarının içinden çıkan
Yılanların ağızlarındaydı bazıları
Ve kalçalarından kıvrılıp çıkan
Bu gece son gece
Yarınım yok diye
Masayı dağıttım
Kendimi unuttum
Kadere karşı hep
İstanbul vardı
O yoktu
İstanbul güzeldi
O yokken de
O varken
O da güzeldi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!