Gelinliğini giyinmiş bakıyorsun bana uzaktan
Ağaçlarının kurumuş dallarının üstünde
Çoraplar, elbiseler
Sensiz İstanbul sokaklarına
Sensizliği yazdım kar kar
Bir gün bile duramadılar
Eritip de kendilerini
Denize karıştırdılar
Kayboldular
Ah tepemde yaz günü dönen pervanenin yeli
Nadir içtiğim sigaranın yaktığım ilk ateşi
Tüterken usul usul içime çektiğim dumansın
En uzun gece gibi karartsa da ciğerimi
Öyle keyif
Öyle acı
Hatırlıyorum
Bir gün
Tavla oynarken Platon'la
Olanca kıskançlığıyla gelmişti Aristotales
Sokrates koşuştururken sokağın köşesinde
Ege yine sıcak ve güzeldi
Ellerin ellerime değmediğinden beri
Takmam bana hediye ettiğin o yüzüğü
Değmiyorsa elim eline
Yüzüğe parmağım ne ola ki
Mevsimler gelir geçer
Turnalar leylekler göçer
Eminönü'nde
Yani Cami merdivenleri önünde
Bir lahmacun satıcısı
Sepeti ayak ucunda
Oturmuş
Yüzü sağ elinin avcunda
Endülüs Emevileri henüz İspanya'yı fethetmeden önceki
Sevilla'nın yakıcı güneşi altında
Sakinlikte
Buz dağları kırılmadan evvel
Grönland sessizliğinde
Ve badem ağaçları
Ermişse barışın sırrına dünya
Bir türkü söyle takılsın turnanın kanadına
Yazsın anlatsın
Daha hiç kimse
Ve hiçbir şey var olmadan önce
Var olmuştu
AŞK
Her şeyin ötesinde




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!