Sakin ve hüzünlü bir Karadeniz Türküsü çalar
Gece kadar derin
Gece kadar uzun
Gece kadar hasretlik dolu
Yeşil yapraklar bakar gözleriyle yollara
Bembeyaz yaseminler açar o an anılar
Melankolik ruhumda bahar kaygısı
Yatıya diye gelenlerin tanesi hani
Elbet seher vakti çıkar aydınlığın gölgesi
Birden susar beklentilerin melodisi
Orman içlerinde kırık şişeler
Hakikat yolunda savurunca rüzgâr
Dar meydanında bir zerre oldum
Marifet yolunda ben turab iken
Kadim kitabın kelâmı oldum
Sanırdım ki ben bir sabitim
Ölmek için illa kalbim mi durmalı
Bitti o şiir yeni dize ne hacet eklemem
Oysa kalp meskenindi bir zaman senin
Anıların divanıdır başka satır eklemem
Soğuk olur Kasım günleri
Türkiyemde hep soğuk
Atam gözlerini yummuş
Yüreklerimiz hep buruk
Saat dokuzu beş geçerken
Nihayet
Kurt kuyruğunu ısırdığında
Bütünün tekrarı zamanı geldi
Ay
Sırtını Güneş'e döndü
Doğu ve Batı belirlendi
Söyleyin saatlere
Bir daha çalışmasın
Demir atsın dokuzu beş geçeye
Bir daha zaman akmasın
Masmavi gözleri kapandı atamın
Gökyüzü utansın
Daha dün dümdüz yeşil ovada gezinenler
Kurup inşa edince kendilerine labirentler
Birden ayrışı verdi o an kabileler
Her birinin başında belirdi değişik halifeler
Dikildi girişlerine yeni kiliseler
Dün yan yana yürüyenler bugün itiştiler
Sana evinin yolunu hatırlatan
Göz sembollerin kaybolunca
Anlarsın şehrin anlamsızlaştığını
Giderek yığınların arasında
Adım seslerin düşman olur komşularına
Parmağının çatırtısı bir cana mâl olur
Bazı zamanları anlatması zordur
Ben ki
Kendimi bildim bileli
Her şeyini sevdiğim
Güneşin en güzel doğduğu yerdesin
Uçsuz bucaksız




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!