Ben senden
uzağa gidemem.
Bacaklarım tutmaz.
Bilirim sen de;
"gitme kal" demezsin,
yüzün olmaz.
İnsan bu ya
Damlaya damlaya yok olur.
Gündüz yaşadıklarından
Gece kahrolur.
İnsan bu ya
Delikanlı yetişti yaşına,
epeyce mezun oldu!
Zorunlu ya da gönüllü
taşımalı ya da yatılı
okullar okudu,
Güneş kuruldu
cam köşeye,
papatyalar başladı
arıları emzirmeye.
Yarasalar indi
Gemiler yakılır
Rıhtımında sevdanın
Korsanlık biter
Noksanlık tamamlanır.
Susuzluk biter
İlaç gibisin
nerem ağrısa,
nerem ağır gelse
orama iyi gelirsin.
Bu aralar yine sızılardayım.
Vücudum ağırlaşıyor.
Doğrularım ilaç olamazken yaralarıma,
yalanların koşa koşa yetişti imdadıma,
günahlarımı astın duvarlarıma,
hem kandırdın hem alay ettin duygularımla.
Bir üfleyip bir tuz bastın yaralarıma,
Düne kadar
bir çırpıda söylediğim adın
bugün dilimde hecelerine ayrılıyor.
Yine de her kapımı
açar bir selamın
ama kalbimde hüküm süren
Allah'ım bir çarene muhtacım.
Birçare bırakandan sana sığınırım.
Hakkın dergahında yargılanalım.
Ancak o zaman haklı çıkarım.
Bir derde düştüm,
Bu geceye şiir yok, okuyan da yok. Canımı verdiğim sözlerimin canına okuyan bile yok. Kendinden ibaret ve sadece kendini duyan iç sesim gibi kelimelerim...
Kelimelerim boşluğuma çarpıyor yankısı yok, kulaklarımdan taşıyor avazım, doyuruyor açlığını ruhumun lakin ötesi yok. Bir ben var içimde, benimle konuşan ve ben, "beni" duyurmak istiyorum.
Sağırlar ülkesinde şiir satmaya çalışan bir tüccar gibiyim ve korkarım batmak üzereyim. Yine sadece kendisine müşteri sözlerim, kendisine içini döken bir ben miyim? Ah vakitsiz insanlık, sana karşıyım. Şiir zırhım olmadan bu sığlığa nasıl karışıyım. Tut ruhumun elinden sözlerim, süsle kendini güzelce beze, duyur sesini kendine benzeyenlere, taş içimden karış aleme...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!