Şiirlerin Babasına
Bugün senin günün, ey kalbi ince şair,
Dökülsün mısralar o güzel güne dair.
Evlatların canıdır, senin ruhunun izi,
Bu kutsal emanetler birleştiriyor bizi.
Yazmam artık" dedim ama durmaz sitem edersin,
Kendinde kusur yokmuş, sütten çıkmış gibisin.
Her masada sen vardın, elden ele dolaştın,
Resmini atıp bana, "bakma" diye sataştın.
Bütün suçu yıkıp da kenara çekilirsin,
Sığındın o sahte bayram gününe,
"Nasılsın" diyerek çıktın önüme.
Açtığın yarayı sordun dilinle,
Baktın o enkazın son eserine.
Vicdan aklar mısın iki kelamla?
Yüzleşmek kolay mı büyük yalanla?
Yaşadıklarımızı, anılarımızı beraber ağladığımız güldüğümüz anları düşündüm,baştan sona kadar yazdıklarımızı okudum, hangisi gerçekti kavrayamadım.O atılan mutlu resimler daha gerçekti dedim sonra. Bir yanım iyiki sevdim tanıdım dedi, bir yanım kendime yaptığım en büyük ceza ve haksızlıktı dedi. Olsun ne yaptıysam ne yaşattıysam hepsi sevdiğim içindi. Kalbimin bir yanı çok kırgın.Hak etmedin bunları diyor,bir yanı alman gereken ders vardı diyor.Uykusuz gecelerim,rüyalarıma gelişlerin hepsini azat ediyorum. Annenin mezarına gidemedim,anlatırsam o belki hisseder üzülür diye. "Anneler üzülmeyi hak etmiyor çünkü"
Ama bir gün gidersem seni şikayet etmek için değil, Fatiha okumak için gideceğim. Belki o yaşasaydı sen daha başka biri olacaktın.
İdallerinden asla vazgeçme olur mu? Bari kendine verdiğin sözü tut.
Bu sayfayı kapatıyorum. Sende artık rahat edebilirsin.Seni sevmekten pişman değilim. Son kez uzunca resmine baktım ve içimdeki o yüke ve sana veda ettim.
Allah'a emanet.
MASALARDA SENSİN, SUÇLU YİNE BEN
Her masada sen vardın, adın dolaştı dilden,
Şimdi dönüp beni suçladın, vurup geçtin aniden.
"Bakma" dedin gözüme, sitem ettin durdun,
"Ben dünyaya kötülük etmek için gelmedim Ömür Hanım.
Kalbimin kırgınlığı, bir başkasının canını yakmaya yetmez benim.
İyiliğimden vurdular beni, merhametimden kanattılar,
Yine de dönüp tek bir taş atmadım o sahte bahçelere.
İnsan olanın kırgınlığı da asil olurmuş meğer.
Sessizce çekilir, kendi kabuğuna saklanırmış.
Tanrı Dağı’na çıkacaktık yârim, hani sözün vardı?
Gök kubbenin altında dünya ikimize dardı.
"Seni bırakmam" diyen o yeminler, o sesler,
Şimdi uzak bir ülkenin ayazında nefesler.
Gözlerin ufkumu çizen o mağrur zirveydi,
Yemin ettim kendime, o dağa varacağım,
Göklerin bittiği yerde, tek başıma duracağım.
Bir kulun gölgesine sığınmadan yürüyüp,
Gönlümdeki hasreti o karlarla bürüyeceğim.
Vadettiğin yolların uzağından geçerek,
Kolay olmadı oğlum bu yollardan geçmek,
Tek başıma bir ömrü iğneyle işlemek...
Herkesin arkasını dönüp de gittiği o kışta,
Ben vardım senin arkanda, her zorlu akışta.
Babanın eksik bıraktığı ne varsa hayatta,
Unuttum sandığım ne varsa o an sustu,
Zaman durdu, dünya koca bir sükuttu.
Bütün o cümleler, o kurallar eridi gitti,
Boynundaki o iki ben, sanki ömre yetti.
Hasretle dokundum, özlemle öptüm o teni,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!