Geldin mi yâr
Geldim kadınım desene
Geldim cennet gözlüm desene
Konuşsana yâr
Duymuyorum seni
Ellerin ellerimdemi
Yara çok derin…
Önce bir çizikti,
gün geçtikçe biraz daha açıldı,
biraz daha…
Meğer iyileşmemiş.
Öyle alıştım ki derinleşen yaralarımla yaşamaya,
acı bile uğramıyor artık içime.
Acıdıkça daha çok acısın istiyorum;
öyle bir yerden vursun ki
“dayanamıyorum” diyeyim yeniden.
Demişler ki yarayı sarmaya Yâr kendi gelsin…Yarayı açan yâr değil mi?Yazı kışa döndüren yâr değil mi?Umut verip de boş kuyulara atan,Sonra sesimi duymazdan gelen Yâr değil mi?
Yaramı sarmaya yâr gelmesin,Varsın kapımın önünden geçsin de,
Gölgesi bile düşmesin eşiğime.
Ben artık beni yaralayan elden;
Seni sevmek,
eski bir romanın arasına bırakılmış
kurumuş bir gül bulmak gibi…
Kimin sakladığını bilmezsin
ama kokusundan anlarsın:
Bir yol uzanıyor gecenin içinden,
ne başı belli, ne sonu…
Ben o yolda seni arıyorum,
ayak izlerimden önce
gözyaşlarım var.
Kendime yaslandım her seferinde,
çıkış yolu bulamadım; bir omuz aradım,
biraz yaslanayım diye...
Yine kendim ayağa kalktım, yıkılmadım, pes etmedim.
Sana gelirken
hangi sokağı döndüğümü hatırlamıyorum.
Şehir, ayaklarımın altında
eski bir metal gibi soğuktu;
sen uzakta değildin,
Yazdır, yazdır ismini,
kim ne yapsın cismini?
Almazlar seni artık kalbe,
çıkmaz sokaktasın, bir çare...
Annen bile sevmez seni,
Yollar
Gittikçe bitmeyen,
Yürüdükçe yorulduğun...
Bir gün engebeli,
Bir gün eğimli.
Bir gün tümsek,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!