Dünya döndükçe,
ben içimde duran bir saati susturuyorum.
Çünkü sen, zamanı gösteren değil;
zamanı unutturan tek ihtimalsin.
Sana dair bir şey söyleyeceksem
önce gecenin dilini öğrenmeliyim.
Çünkü sen,
gündüzün açıklayamadığı bir yerden girdin hayatıma.
Bir akşamüstüydü belki,
Bir akşamüstü çıktın hayatımdan,
ardından ne kapı kapandı
ne de bir şehir sustu.
Her şey yerli yerindeydi aslında;
sadece ben,
Sana Denk Gelince
Ben seni sevmeyi
bir tesadüf sanmıştım önce.
Meğer bütün yollarım
sana çıkıyormuş gizlice.
Bir gece daha sensiz geçti,
Penceremde yağmur, içimde sen.
Adını söylemeden yaşamak,
Ne zormuş,ne zor...
Sana giden bütün yolları ezberledim,
Bir gülüşün düştü sessiz akşamıma,
Bahar geldi yorgun kalmış dallarıma.
Adını her nefesimde sakladım ben,
Sen dokundun bütün kırık yanlarıma.
Bana biraz daha yaklaş…
Öyle uzaktan sevemem seni.
Ben senin gözlerine bakınca
kalbimin değil,
bütün hayatımın yerinden oynamasını istiyorum.
Adını söyleme.
Sen geldin;
gece, kendi karanlığından utandı.
Ay, göğün cebinde unutulmuş
eski bir gümüş para gibi
sessizce yuvarlandı üzerimize.
Karanlık düşüyor üstüme
Hava kararıyor dışarıda
Boğulacakmış gibi oluyorum
Seni düşündükçe
Birden gözlerin geliyor aklıma
O badem gözlerin
Seni sevmek…
Bir yangını avuçlayıp
“Canım yanmaz” diye kendini kandırmak gibi.
Gözlerin var ya…
İnsanı secde ettiren bir felaket sanki.
Bakınca içimde bütün dengeler devriliyor,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!