Değirmenlidere’dir benim köyüm
Suyun sesiyle döner her öğün
Taşı sabırlıdır, toprağı düğün
Emekle yoğrulmuş yurdum benim
Deresi çağlar da durmaz akışı
Aşk derdiyle hoşum ben, dermân istemem aslâ,
Zîrâ dermân dileyen bilmez bu derdin ihyâsâ.
Gam-ı yâr ile yanmak bana lutf-ı İlâhîdir,
Bu nâr içre pişen cân, bulur sırr-ı bekâsâ.
Adın, bir suyun kendini sakladığı yer.
Yüzeyi sakin,
Altı sonsuz.
Bakınca görülmeyen
Ama hissedilmeden de geçilmeyen.
Dilim söz söylemez yar yar gönlüm yaralı
Vakitli vakitsiz öten baykuş misali
Kanar yürek parem sensiz kalalı
Güz gelmiş ağarmış saçlar görmez gözlerim
Eski günler hayal olmuş gelmez beklerim
Yâ Rab, bu diyârı ebedî kıl emân ile,
Fitneden, yangından, zulümden eyle halîf.
İstanbul’a kim göz dikerse kör olsun niyeti,
Bu şehr-i mukaddes kalsın cihâna şerîf.
Harput huzurdur Elazığ
Gönlümde gurur Elazığ
Yiğitçe durur Elazığ
Türkü yurdudur Elazığ
Harput’ta ezan Elazığ
Adın, rüzgârın fısıltısıyla gelir
Bir bahar eşiğine.
Ne gürültü ister
Ne de kendini anlatma çabası—
Varlığın yeter.
Bir eşikte durduk.
Ne ileri gittik
ne geri döndük.
Zaman,
üstümüze kapanan bir kapıydı;
ben hayata
sizlerle tutundum
Elvin,Derin ve Zeynep
dünya sertti
rüzgârı keskin
Ne Rûm gördü benzerini, ne Acem yazdı,
Ne Çin’in atlasında var bu sûret-i şerîf.
İstanbul’sun sen; adın anılınca susar söz,
Şiir olur dil, kalem olur aczde zaîf.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!