Baba,
adın geçince omuzlarım ağırlaşıyor.
Sanki dünya birden büyüyor,
ben küçülüyorum.
Sen varken sırtımı dayadığım gölgeydin,
şimdi güneş tepemde,
Adını anınca çözülür zincir,
Kalbimde karanlık bir anda incir.
Sen “Ol” deyince mümkin olur yok,
Hikmetinle parlar en sönük fikir.
Düştüm eşiğine, yüzüm toprakta,
Ben senden sonra
hiç kimseyi tam sevemedim.
Birini sever gibi yapabildim belki
ama kalbim
hep eksik cümle kurdu.
Ben Şenkayalıyım,
Dağlarıyla konuşan rüzgârın çocuğuyum.
Sabahları sisle uyanır köyüm,
Akşamları dualarla iner güneş.
Toprağım serttir ama merttir,
İnsanı gibi…
Bu gece gökler defter açar,
Sessizce yazılır kader.
Bir ömür sığar bir duaya,
Bir “pişmanım” yeter bazen.
Yüküm çok Ya Rab,
Bir gün,
insan kendine denk geldi.
Aynada değil bir suskunlukta.
Toprak,
ayağımızın altında değil artık,
Bir gün herkes anlar,
susmanın da bir çığlık olduğunu.
Kırık bir kalbin
en çok sessizlikten kanadığını.
Bir gün herkes anlar,
Ben bu yola
akıl ile çıkmadım,
akıl kapıda kaldı,
içeri gönül girdi.
Bir hırkam var,
Bir kapı diledim Senden,
Açılır da ben girerim.
Ne adım kalsın ardımda,
Ne yüküm olsun gönlümde.
Çok kapılar çaldım Ya Rab,
Bir kapıydı adın anne,
çaldım açılmadı, sustum içim açıldı.
Ben sen gideli
eşikten öteye geçemedim.
Yol uzun dediler,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!