Dünya dedikleri bir göl imiş
Gelip geçen suret imiş
Mal mülk dediğin el imiş
Tutan yorar, bırakan rahat
Bir lokmaya bin şükür gerek
Ey nefs!
Nice zamandır taht kurdun gönlümde,
Seni sultan sandım, meğer bir hırsızmışsın
Her anımdan çalıp duran.
Tatlı sözlerle kandırdın beni,
Gülzâr-ı zamânın gülü sensin ey şehr-i şerîf,
Hüsnünle olur âleme her dem bahâr latîf.
Bir rûy-i dilârâ ki semâdan süzülmüş nûr,
Görse seni hayrân kalır eflâk u arş u rîf.
Cân verdim ol nigâra, ne çâre var aşk içre,
Derdim bana sultandır, yoktur firâr aşk içre.
Yandım da kül olmadım, külüm dahi yandı yine,
Bitmez bu nâr-ı hicrân, tüter gubâr aşk içre.
Adın, bir suya düşen ışık gibi
Sessizce çoğalır içimde.
Bir göl sabahı kadar duru,
Bir akşam duası kadar yumuşak.
Nilgün…
Bir sükût indi semâdan, kalbim oldu mihrâb,
Sirr-i vahdetle dolu her nefesim, her hitâb.
Kün emrinden süzülen bir ezelî nida var,
Rûhumu secdeye çağırır o ilâhî gubâr.
Ben ki bir zerreyim amma içimde umman gizli,
İçimizde bir demir vardı.
Kimse fark etmedi.
Yağmur yağmadı üstüne;
bekledi.
Sessizce.
Rahmet yağıyor semadan sessizce,
Bir dua gibi iniyor gecenin içine.
Toprak secdede, yaprak tesbihte,
Gök kapılarını açmış Rahmân yine.
Her damla “Bismillah” diye düşer,
Bu gece gök daha yakın,
Yıldızlar secdede sanki…
Bir umut iner semadan,
Kalbim titrer usulca, sessizce.
Yorgunum Ya Rab,
Bir ad düşer zamana, ağır ama sakin,
Salih Kullar derler; sözü yürekten yakın.
Gözlerinde yol var, yürünmüş ve öğrenilmiş,
Sessizliğinde bile bir hakikat gizlenmiş.
Ne rüzgârı serttir ne de gölgesi koyu,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!