Mutluluğun resmini çizebilir misin?
Ya da ihanetin şeklini, şemalini...
O tablonun üzerindeki renkler bir şeyleri anlatmaya yeterli mi?
Çaresiz kaldın değil mi?
Yine de sen pembe boya,
Hiçbir zaman gerçek olmayacak hayalleri.
Beraber yaşanılan, o güzel günlerimiz,
Ne kadar özlesek de, hepsi mazi oldular.
Mümkün değil yeniden, o günlere dönmemiz,
Onlar yıllar öncesi, birer anı kaldılar…
Tertemiz duygularla, yaşanan bir aşk vardı,
Tezden gelirim deyip, buralardan giderken,
Onulmaz acı kattın, şu üç günlük ömrüme.
O günleri düşleyip, seni hayâl ederken,
Buruk bir hüzün çöker, yaralanmış gönlüme.
Senelerde geçiyor, naçar hâlde beklerken,
Mehtabın ışıkları
Vurur iken yüzüne
Yakomozlar çakardı
O deniz gözlerinde.
Martılar uçuşurdu.
Öyle yalnızım ki gittin gideli;
Bir daha yüzüme gülmedi bahtım.
Sanma sensiz mutlu geçti hayatım;
Boş duruyor hâlâ bu gönül tahtım.
Yollar uzak deme, hadi çıkıp gel,
Sanma sakın boşa gidecek ahım,
Bedelini bir bir ödeyeceksin.
Nasıl ki yıllardır gülmedi yüzüm,
Sende mutluluğu özleyeceksin.
Vefasız olmana ne gerek vardı,
Senden ayrı geçen her gün, bana acı veriyor,
Bir an olsun düşündün mü, kâlbim nasıl eriyor?
Hasret denilen şu illet, içimi kemirirken,
Sana duyduğum bu sevda, bana sabır et diyor
Zaman hızla geçiyorken, ömürden de çalıyor,
En güzel yıllarım yanında geçti
Sen verdin bana mutlulukları.
Ruhumu kaplayan büyük seviçti
Bitirdi onları ayrılık anı.
Öyle yalnızım ki senin ardından
Sanma ki unutur bu gönlüm seni
Unutmam sevgilim canda yerin var.
Senden ancak ölüm ayırır beni
Sürecek bu sevdam ölene kadar.
Terk edip gitsen de çok uzaklara
Sanma ki hep hâlin böyle kalacak,
Seneler senden de çok şey alacak.
Ak düşüp saçına, yüzün solacak,
Sen beni o zaman anlayacaksın.
Omuzların çökmüş, bedenin yorgun,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!