Minik serçem
Varlığına bütün ömrümü adadığım,
Tek bir gülüşüne kurban olduğum,
Yokluğunda zamanın dilinde asıldığım,
Beni senin yokluğunla ıslah etme...
Memleket gibi sevdim
Gençliğim zamanın kolları arasında;
Yaprak döküp dalından sökarken;
Düşünü kurduğum herşey yitip gidiyor,
Yaşlı bir tenin içinde birer birer...
Üzerindeki giysi gibidir memleket
Bütün özlemini avuçlarına toplayarak
Ruhunu yağmur seline tutturarak akmalı
Parmak uçlarında kar tanelerini eriterek
Yol almalı insan/nefes almalı
Ve bütün ezberleri bozmalı insan
Merhaba...
Umutların tükendiği yerde seni düşledim....!
Herşey yeniden doğdu, çoğaldı ve güzelleşti.
Umudun dudağından öpen sabahların,
En mükemmel, en güzel düşüne merhaba......
Mutlunun mutluluğunu neden kıskandınız?
O huzur veren cana nasıl kurşun sıktınız?
O uzun mu uzun saçlarından asılmaz mı vicdanınız?
Yanmaz mı hiç taş kesilen yürekleriniz?
Ya o sazın teli gibi içimize işleyen sesi uğuldamaz mı kulaklarınızda?
Sizin sıktığınız kurşun ateşi gibi,
O, "Anne lütfen ölme!" diye haykırdı
Etrafındaki kalabalığa adeta yalvardı
Yakarışlarına vicdansızlar aldırmadı
Oy kadın, söyle bana nedir senin adın
Cennet anaların ayakları altında kaldı
Öyle dolu ki içim
Öyle dolu ki içim bu aralar;
Bütün kuşlar göç etmiş yüreğimin kertelerinde.
Mutlulukları çalınmış gözlerimin ferinde.
Sürgünler yemişim gönlümün kentinde.
Öz geçmiş
insan ne zaman kimlik bilgileri olmadan kendilerini tanıtabilirlerse, işte o zaman özgür bir kimliğe kavuşurlar.
Herkes kendisini kimlik bilgileriyle tanıtır, oysa insan, kimlik bilgileri olmadan da tanıtabilir kendisini. Örneğin; insan olma vasfıyla, duruşuyla, davranışıyla, karakteri ve kişiliğiyle de bir kimlik oluşturabilir...
Alnıma
Alnıma çakılı paslı bir çivi gibiydi
Şakağımda vururdu beni
Terk edip gidişler
Canpazarında kanlı gömleği giymiş
Sürgünler yemişim oy oy oy dersim
Hayatın baharında dünyadan gitmiş
Sürgünler yemişim oy oy oy dersim
Bağrı yanık bahçada güller soluk




-
Halil Doğan
Tüm YorumlarKalemine yüreğine sağlık...