Gözü kapalı çocukluğumu yaşıyorum
Savaşı, can yakmayı, öfkeyi bilmiyorum ben.
Gökyüzünde yıldızlar yerine mermiler yağıyor
Yağmur yerine kurşunlar düşüyor yüzüme
Adresim belli değil, Suriye’den kaçıyorum ben
Yasam hakkımı arıyorum, savaş istemiyorum
Ağaçlar yan yana ve hür
Kuşlar gökyüzünde özgür
İnsanlar neden dövüşür?
Güller, bülbüller öpüşür
İnsanlar neden savaşır,
Ne çok bizden çaldınız
Ne çok kürtleri harcadınız
Doymadınız, doymayacaksiniz!
Hepimiz kardeş miyiz?
Hepiniz kaleş misiniz?
Bu gece yasa büründü siyahları giyinerek
İçimde büyüyen sevgin çiçek açarken
Gözlerim gülüp etrafa ışık saçarken
Sen bana nasıl elveda diyebildin?
Sensizliği toplarken acıyan yanımla
NE BİLİR
Ekmeğini gözyaşına bandırır
Tok olan açın halini ne bilir
Zalimler mazlumu kandırır
Zengin fakirin halini ne bilir
NEBİ OLMAK
Fütursuz bir zamanın
koynunda kıvranırken insanlık,
güven duymanın belirsizliği
yüz çevirmişken dostluklara,
Mutsuzsun, yaşamdan kopmuşsun;
Yitirmişsin son umudunu da sanki...
Ne bekleyenin, ne beklediğin kalmış...
Yalnızlığın kolları arasında üşümüşsün.
Üşüyorum !
Kıştan değil bahardan
Bahardan değil
Yalnızlıktan
Hazan yaprakları döküldü üstüme
Hüzün vurdu yüzüme
Aç gönül sarayını aç sevgilim
Nevroz ateşiyle yandı yüreğim
Üzerinden bin yıl geçse yine seni severim
Kawa'nın dövdüğü demir ile güçlenirim
Baharın renklerinde sana gelirim
Evînamın, her dilden seni severim
Cemreler düşüyor toprağa, suya
Baharı müjdeler nevroz çiçeği
Bizden bin selam olsun kurda, kuşa
Baharı müjdeler nevroz çiçeği
Halaya tutuşur yaşlısı, genci




-
Halil Doğan
Tüm YorumlarKalemine yüreğine sağlık...