Ateşten gömlek giydirdiler
derimi etimin üstünde yüzdüler
kemiklerimi bir bir kırdılar
harlı ateşin arasında ben yanmazken
onlar cayır cayır yanıyordu
Ben ölümsüzleşirken
Hey! Çingenem"
Senin icin
Çatal bıçak sesinden
Oynuyor diyorlar
Bu doğru mu?
Abe doğrudur be ya,
Çırılçıplak doğduğumda hiç günahım yoktu
Elbise giydirdiler, her geçen gün günahlarım çoğaldı.
Büyüdükçe, masumiyetimi kirlettiler…
Bedenim için utanılması gereken bir muamele edip günah dediler.
Çıplaklık günahsa, neden insan doğarken ve ölürken çıplaktır?
Sevgi; hayatta ki en güzel duyguysa, neden hep önünde engeller vardır?
Gece karanlığa ıslık çalarken,
Ben bomboş sokakları arşınlıyorum.
Firari uykularım bölünür
Siyah bir yol ayırımı ile…
Griye boyanmış günün
Ağırlığı çökmüş üstüme
Soğuk sular akar Munzur'un dağında
Hocvanın yaylasında çiçekler açmış
Gelincikler baş kaldırmış toprağında
Hocvanın yaylasında çiçekler açmış
Çocukların kahkaha sesleri
Öyle bir çoğalır ki
Arş-ı alayı inletir
Yüzlerindeki tebessümde
Gökkuşağı açar göğün göğsünde
Çiçekler başkaldırır
Toprağın koynunda emek büyür
Bir kıvılcımla tüm orman yanar
Kelebek kısacık yaşar ölür
Doğaya dokunma topraklar kanar
Kalemim susmuş ağlıyor
Bir Müslüman şehrinde kan akıyor
Ölen çocukları yazmak
Hiç içimden gelmiyor
Fosfor bombasıyla Filistin yanıyor
Ölen çocuklar gözümde duruyor
Çocukların üşümediği bir dünya mümkün, yeterki kimse kimseden çalmasın.
Acımasızlığı mahsumiyetin üzerine giydirmek, hiç şık duran bir elbise değildir.
Siz büyükler, neden tüm yoksullukları çocukların omuzlarına yukluyorsunuz?
Onca çocuk öldürülürken
onca çocuk gelin edilirken
onca çocuğa taciz
tecavüz edilirken
kutlanan bayramlar
yasa boğar beni




-
Halil Doğan
Tüm YorumlarKalemine yüreğine sağlık...