Dostluğuna dünyayı değişmediğim kamil
Kuyuya düşmüş bir çocuk ellerin zembil
İnsanlıktan nasip almış tek sen sevil
İnsanlık uğruna bir değil, bin bir yıl devir
Yüz çevirmiş karanlığa insanlık
Ölüm ve yaşam
İçimde bir boşluk bir uğultu var.
Karanlıkta tek ben varım sanki…
Tüm çaresizlik ve sessizlik,
Bana sunulmuşçasına haykırıyordu.
Masumiyetir çocuklar
Yaşamın en renkli yüzleri
Baharın ilk açan çiçekleri
Sevgi doludur yürekleri
Hele kız çocukları
Yüreğimde binbir soluk
Kan akiyor oluk oluk
Doğu(m) da ölüyor çocuk
Dört bir yanima düşüyor kalleş kurşun
MAVİNİN KIZI
Ben mavinin kızıyım
kulaç atarım yalnızlığın
dibine dibine
Açtım ağzımı yumdum gözümü
Anasına babasına bastım küfrü
Yiğit gitti mertlik bitti
Delikanlılık zalimlerin yüzünde öldü
Meydan çakallarla doldu
Arenada yarışı boğa birinci götürdü
Memleket gibi sevdim
Gençliğim zamanın kolları arasında;
Yaprak döküp dalından sökarken;
Düşünü kurduğum herşey yitip gidiyor,
Yaşlı bir tenin içinde birer birer...
Yeni yıllar takvim sayfasını sayarken
Eski bir yıl daha geride bırakdık.
Hayallere kapılıp hala sürükleniyoruz.
Kırgınlıklarla mechule yol alıyoruz.
Küllenmez közlerin içinde yanıyoruz.
Mutlunun mutluluğunu neden kıskandınız?
O huzur veren cana nasıl kurşun sıktınız?
O uzun mu uzun saçlarından asılmaz mı vicdanınız?
Yanmaz mı hiç taş kesilen yürekleriniz?
Ya o sazın teli gibi içimize işleyen sesi uğuldamaz mı kulaklarınızda?
Sizin sıktığınız kurşun ateşi gibi,
Bir çoban kavalıyla uyutuldu koyunlar
kaypakların elinde zulme çaldı çanlar
mazlumların göğsüne sıkıldı kurşunlar
karanlığın gölgesinden ayrılıyoruz canlar
aydın bir dünyaya yelken açıyoruz çocuklar




-
Halil Doğan
Tüm YorumlarKalemine yüreğine sağlık...