YOKLUĞUN
Yokluğunun olduğu yerde
Tüm benliğimi sarıyor çaresizlik
Histerik bir zaman belleğinde
Yitip gidiyorum azar azar
YOKLUĞUNA DÜŞTÜM
Sıtmalı zamanların koynunda,
Yalnızlığına düştüğüm bir uçurumdu yokluğun.
Yokluğunu içiyorum yalnızlığın deryasında,
Her gün gelirsin diye türlü yalanlarla avuttum kendimi...
Yokluğuna susuyorum
Sen gidince tüm şehir küstü bana
Solan güller boyun büktü dalında
Cırcır böcekleri ışık saçmıyor geceme
Dilim mühürlü yokluğuna susuyorum
Yokluğuna üşüyorum / Derya Avşar
Kayıp dört mevsim içinde, yokluğuna üşüyorum.
Gecenin sessiz çığlığı'nda sesin sesime karışıyor...
İçimde çürümüş bir düşün yüzü büyüyor.
Ufalıyor ağzımda dil kesiği bir yara,
YOKLUĞUNDA
Göğsümü deşen yokluğunda
İzbe bir karanlığa düştü yolum
Göğün göğsünden dökülen yağmurları aratmıyor gözlerim
Sancılı bekleyişlerin
Büyülü düşlerin
Solmuş güllerin
Dinmeyen acılarında
Özledim seni...
Toprağın yağmura
YOKSUN
Hem yüreğim hem de aklım firarda;
ne olacak bu illegal hallerim, bilmiyorum!
En iyisi ben, kaçak bir çay içeyim günbatımında
Bende bir insanım atma yabana
İstedim eşitlik olsun dünyada
Tahammülüm yoktur hiçbir yalana
Kimi hancı kimi yolcu dünyada
Hayatın bitmez çilesi sırtımda
Su misali akıp giden zaman
Parmakların arasından süzülür
İnce düşlerin perde arkası aşklar
Arkandan el sallayarak bakar
Avuçiçi gülüşler serpiştirilmiş
Zaman beklemez
zaman sadece almayı bilir
ve aldığını da asla vermez geri
yuttu, kimbilir kimleri kimleri
Insan bazen anlamsız kalır
yaşama, gidişata, hayata




-
Halil Doğan
Tüm YorumlarKalemine yüreğine sağlık...