Sararmış birkaç parça gülümseten anı.
Hava kontrol...
Durun, sessiz olun biraz. [Shhh...]
Üç, iki, bir... başlat şunu.
Sabah kalktım yapıyorum hava,
Vakitsiz kapanan o kapı
hangi boşluğu dizginler içeride?
Geriye ne kalır ki
unutulmuşa bir el sallayışından başka?
Sokakların pasını sırtında
“Sevmekmiş cezam, düştüm ortasına,
Toplasam eksik, yetmiyor sana.
Üstümüzde mavi gökyüzü, altında ben;
Eylül iner yine sessizce camıma.
Adını dedim, sustu sokaklar.
Hüzünlenmiş güzel şehrim,
Kahırlarını kendince yaşamakta.
Nasıl da göz pınarlarımızda
Damlalar biriktirmişiz ikimiz de!
Yılın en güzel ayındayız;
Kapılar çoktan kapanmış mutluluğa,
Bilge kişi sorar: “Sizce aşk nedir? Bakarken kıyamamak mı yoksa baktıkça doyamamak mı?”
Şair duraksamaz; zaten düşünecek bir saniyesi bile yoktur, o artık aşkın bizzat kendisidir. Şöyle cevap verir:
“Bakarken kıyamamak desem eksik kalır, baktıkça doyamamak desem o hiç olmaz. Aslında aşk, daha önce tanışmadığın bir duygu selidir; bir kabı yoktur, sığdıramazsın hiçbir yere. O, sadece diğer yarınla birlikte omuzlayabileceğin mağrur bir yüktür; tek başına sırtlanmaya kalksan canın yanar, taşıyamazsın. Gecelerin içinden ağlayarak geçer, gündüzlere adım adım ulaşırsın. Elinde bembeyaz bir tuval, neresinden başlayacağını bilemeden, derin bir nefeste ‘acaba’lardan geçip ‘keşke’lere sığınarak sadece onun ismini yazarsın.
Bir özlemdir aşk; bazen sabah melteminin o doyumsuz serinliği, bazen de ellerini ilk defa tuttuğunda yüzünde beliren o utangaç pembelik... O an anlarsın ki sevgi artık karşılıklıdır. Kaygılar ansızın dağılır, içini uçsuz buçaksız bir huzur kaplar; ilk defa gülmekle ağlamak arasında kararsız kalıp şaşırırsın. Aslında aşk; sonsuz maviyi gözbebeklerimizle kalbimize sığdırmaktır ve bir daha asla tek başına ağlamayacak olmaktır.”
Güneş küsüp saklanınca ardına akşamın,
Odama sızar yokluğun, buz keser tenim.
Sokaklar artık yabancı, gölgeler gardiyan,
Yokluğunda dar geldi şehir, öğrendim.
Adım attığım her yer sanki bir sürgün,
Gündüzü gördüm
Geceyi sevdim
En bilindik yollarda
Yalınayak yürüdüm
Yüzünde acının
Zaman kirpiklerimin ucundan süzülür, sessizce,
Solukların tükenir, ışıkların söner birer birer.
Samimiyetimiz betonun sıcağı kadar,
İki yarım bir tam eder,
"kırık bir kalp iyileşir" derler,
aslın da derler ha derler de nasılsın demezler!
Geceden siyah bir kalple nasıl yaşanır?
Kalplerimiz suyun temizleyemediği tek yer,
Neler olur Orada neler!
Düşüncelerimiz hiç olmadığı kadar sisli—
birbirimize benziyoruz
ve kendimize yabancıyız bir okadar.
Bir miyiz?
Karşı durmalı bazen kendine insan,
bazen de sadece susmalı.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!