Bu gecede yalnızım otel odamda
Herkes tatlı uykusunda
Bir tek ben ayaktayım
Koca şehir ile dalga geçerim
Sıra sıra elektrik direkleri ile oynar
Gece bekçileri ile arkadaşlık ederim
Özgür olmak isteyen için
Kanat heç ne gerekmez
Sicimle bağlı iki kuştaki
Dört kanat uçmaya yetmez
Bozkırlardan da esaret çıkmaz
Koca bir coğrafyanın hakimi
Yüreğimde bir yangınla yaşıyorum
Gündüz yoruluyorum
Akşam bir gülüş arıyorum
Masamda bir güle hasret bekliyorum
İncinmiş bir aşkın acısını tahmin edemezsin
Duyguların yürekteki demini hele hiç anlayamazsın
Hicran bu yakar kavurur insanı derinden
Bir gülüş için mum gibi erindiğini göremezsin
Sevgi diz çökmüşse sultanlar bile ayakta duramaz
Şefkatın engin kubbesi sarsılır
Hoşgörü yoksunu iktidarlar yıkılır
Rüzgâr ne kadar sert eserse essin
Herkesin sevgi yolunda
Heybesinde bir şeyler var
Ama yaşanan hayatlar gibi
Yorumular da biraz farklı olur
Sevmeyi bilen birileri var
Birde onu hiç bilmeyenler
Sevgi sokağına dar kaldırımlar
Döşemek mümkün ise eğer
En azından sevdiğinin eli eline değer
Her köşe başına rengarenk çiçekler
Eğer bir daha dünyaya gelirsem
Aşık olmakta yada sevda çekmekte
Bu kadar istekli olacağımı sanmıyorum
Çünkü aşık susunca yok oluyor
Konuşunca da kifayetsiz kalıyor
Kişilik Karakter tipten asildir
Sevdalı gözleri hicran ateşi sararsa
Sadakat ihanet pazarında yok satar
Seng-i musallada son umutlar defin bekler
Acı ile kavrulan o sevdalı gözler
Hastalıklı ruhların günahına ağlar
Serçenin gözyaşı ise onu hayatından eder
Bozkırların koynunda parlayan
Kuşburnu çalısı gibiyim
Tek ziyaretçim kuşlar oldu
Aç kurtlar indi ovalara
Ayakta durmak pek zordu




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!