Sen, sükûtumda büyüyen en latif gazelsin
Her nefeste özlenirsin lakin dil sana varamaz, durur
Gözlerin bir şeb duası gibi iner ruhuma
Huzurumun en kadim baharı sensin ey dilber
Şair dediğin,
Kaleminden önce
Yüreğini eline alır
Onun istediklerini yazar
Geçen zamanı hiç iyi kullanamadım
Gündüzlere sığmayan efkarlarım oldu
Yaşanan bir vefasızlık uğruna
Gecelerimin umutlarını da yok ettim
Sonuçta beni samimiyetsiz sevdalar yordu
Kaltak gecelere yenik düştüm
Her uyandığım yeni gün
Yaşanan duygu selinin
Taze bir başlangıcı gibi duruyor
Seni yaşadığım kadar yaşamışım
Bu sevdanın sonu yok menzilimiz kabir
Bakmağa kıyamadık yetiştirdik büyüttük
Daha neler ile karşılaşacağız kim bilir?
Sabah ışığına bakıp böbürlenme
Kasvetli bir akşam vaktinde
Umutlarınla karanlığa kalırsan
Sevdiklerini kör kaderin insafına
Bırakıp sessizce gitmeyesin
Çaresizliklerine çare olmalısın
Dertlerine dermen bulmalısın
Kıyamet kopuyordu sığındık
Ahşap bir balıkçı kulübesine.
Yağmur, lacivert göğün bağrından
Toprağa dökülüyordu bütün ağırlığıyla.
Sen takvimden düşen yaprağa baktın
Yerdeki sararmış yaralı yaprak sandın
Bunca olan biteni unutulmaya bıraktın
Oysa yürekler soğuk kaldırımlar ıslak
Aynaya baktığında gördüğün çizgiler
Gökteki yıldızların çehrendeki aksidir
Sevenler sevilenler birbir bu yoldan geçtiler
Şu karşı meyhaneden yankılanan nağmeler
Son yolculukta yürekten kopan feryadın sesidir
Yaşanan farklı olaylardan sonra
İnsanın insana yüklediği mana değişiyor
Gerçekte arada pek fark yoktur
Sadece olaylar karşısında bakış farklılaşıyor




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!