Her akşam bir taksi yanaşırdı ateş gazinosuna
Sarı saçlı sülün gibi Serpil abla
Bütün ihtişamıyla arabadan salınarak inerdi
Üzerindeki ateş kırmızısı elbisenin
Yeniden yeşertirim sanmıştım ben bu aşkı
Yıldızlar oturur derdimi tek tek dinler sandım
Değerlendiremedim o çok şey anlatan son bakışı
Ne olur sanki bir umut kapımı ansızın çalsa
Adım yazılmasa da dağlara taşlara
Yinede kalbinin bir yerinde kırık bir heceyim.
Söküp atsan da beni yüreğinden,
Bensiz eksik kalır cümlelerin bilirim.
Gönül hanemde biriktirdiğim
Değer verip büyüttüğüm
Beni ben yapan her şeyim
Kurabildiğim en güzel düşlerim
Bana ait renklerin tekmili
Kırmızının hası
Çaldı kapım bir sonbahar akşamında
Esen yel savuruyordu yaprakları dışarda
İstedi adını tokmağı şaplata şaplata
Sohbet ettik bir süre kapı ağzında
Dalımı kırdı deyip rüzgara küsemezsin
Bir sebebi var onuda sen görmezsin
Şimdi senden kırılıp düşen o dal
Toprakta yeşerdi oldu narin bir fidan
Kuşlar kondu dallarına
Sincaplar dadandı saçaklarına
Zararım dokunmasın diye çektim gittim
Gittim ama o gidiş bana pahalıya mal oldu
Dünyam ziyan oldu duygularım kahroldu
Planladığım geleceğim mahvoldu
Aşk odur ki zulmün üzerine âfitâb gibi doğar,
Kavurur her yanı amma o ateşle ruh safâ bulur,
Yansam da bu kalp hâlâ,seninle meşgul olur
Eğer görebilsem seni erir bağrımdaki efkârım
Şimdi odalarda sessizliğin dolaşıyor
Perdelere sinmiş sır akşamlarında
Adını anmasam da
İçimde bir yer hâlâ seni çağırıyor
Ah Dağlar aman dağlar
Amansız geçer mi? hiç
Sevdasız zaman Dağlar
Ona sıkıntı mı ? sorarsın
Bu vefasız dünyada
Birini bırakır diğerine




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!