Çaldı kapım bir sonbahar akşamında
Esen yel savuruyordu yaprakları dışarda
İstedi adını tokmağı şaplata şaplata
Sohbet ettik bir süre kapı ağzında
Dalımı kırdı deyip rüzgara küsemezsin
Bir sebebi var onuda sen görmezsin
Şimdi senden kırılıp düşen o dal
Toprakta yeşerdi oldu narin bir fidan
Kuşlar kondu dallarına
Sincaplar dadandı saçaklarına
Zararım dokunmasın diye çektim gittim
Gittim ama o gidiş bana pahalıya mal oldu
Dünyam ziyan oldu duygularım kahroldu
Planladığım geleceğim mahvoldu
Aşk odur ki zulmün üzerine âfitâb gibi doğar,
Kavurur her yanı amma o ateşle ruh safâ bulur,
Yansam da bu kalp hâlâ,seninle meşgul olur
Eğer görebilsem seni erir bağrımdaki efkârım
Şimdi odalarda sessizliğin dolaşıyor
Perdelere sinmiş sır akşamlarında
Adını anmasam da
İçimde bir yer hâlâ seni çağırıyor
Ah Dağlar aman dağlar
Amansız geçer mi? hiç
Sevdasız zaman Dağlar
Ona sıkıntı mı ? sorarsın
Bu vefasız dünyada
Birini bırakır diğerine
Birgün mutlaka geleceğim
Diyerek gidenler gelmeyi
Gözü yaşlı kalanlar da gülmeyi
Sonunda mutlaka unuturlarmış
Bu nasıl iş bu nasıl dünya
Gönlündeki duygulara hakim olabilirsen
Bu şefkati bol munis bir arzu olur kalır
Ama içindeki duygu dizginlenemez bir hal alırsa Vazgeçilmesi zor derin bir tutku olur
Bu özgür duygu baskılandıkça hırçınlaşır
Burası acınası mazlumlar cehennemidir
Masumların umutlarının infaz edildiği
Bir mefkurenin peşinden çılgınca koşan
Kavruk yüreklerin demlendiği merkezdir
Büyük işlerden daha fazla haz bulsada insan
Başarmak neye yarar
Eğer o fotografta sen yoksan
İnsan vicdanı ile haksızlığa karşı durur




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!