Göçmen kuşlarda bırakıp gitti bizi.
Sarı yapraklar yeşil çimlerin üzerini kapladı.
Belki birkaç güne kadar kar da yağar.
Evlerin bacalarından dumanlar tüter
Artık kara kış kara yüzünü göstermeye başlar
Bundan sonra tipi esse savursa ne yazar?
Göğün gizeminden istifade etmek için ufka bakar insan
Afak çizgisinde büyülü bir ferahlık vardır
Rahatlarsın eğer birde toprağa sağlam basarsan
Hem yırtıcıların doyması hemde çayırdaki
Sıkıntılı havalarda göğün yüzü yırtılırdı
Biz toplanır dikerdik mavnalarda
Sabaha hazır olurdu mavi gökler
Ben gökyüzündeki yıldızlarla büyüdüm
Parlayan tüm yıldızlar arkadaşlarım
Mavi gökler ise sırdaşımdı
Herkesin gerçeği aradığını mı sanırsın?
Çoğu, inancını aklamanın peşindedir
İnandığını savunmak gibi bir saplantımız var
Tartışmaya nerden başladığın çok önemlidir
Soğuk kuzey rüzgarları esmeye görsün
Sular buz keser yürekler üşürdü
O sert mizaçlı zalim rüzgar
Esince bizim mahalleye doğru
Karanlık mahfillerde kararı verilen
O ilk günkü aşk ırmağının kıyısındayız
Dibinde oturduğumuz sağır bir duvar
Duyguları taş kesilmiş bir çift göz
Sigara dumanına sarılmış feryadın izleri
Hayat bu yaşayan herkesi kırar
Dik durmak direnmek çok önemli
Kırıl belki ama önünde eğilip bükülme
Ayaklarının altına mücevher ekilse bile
Eğilmek alışkanlık yapar kalkman zor olur
Büküldüğün yerden düzelsen de
Seni o kadar göresim geldi ki
Koca şehri sana getiresim var
Yaşlı kurt gibiyim yüreğim, yaralı
Hak vaki olmadan sana gelesim var
Dikeni gülü koruyayım derken
Aşk vuruldu
Ve o günden sonra
Hiçbir gül yalnızca gül kalmadı;
Yüzü geceye dönmüş yıldız gibisin
Gülüşün ömrüme hediye bir rüya
Şimdi hevesle bakıyorum göğe
Başına buyruk uçan bir martı gibisin




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!