Sen bana bir sonbahar sabahında,
Ağaçlar yaprağını dökerken,
Ömrümün baharı geçerken geldin.
Gönül kuşlarım göçerken,
Ölümün korkusu yüreğime düşerken geldin.
Ne çok susturdum yüreğimi,
Ne çok gem vurdum duygularıma.
Ne zor buldum kaybettiğim kendimi,
Yitirdiğim benliğimi,
Benliğimdeki sevdiğimi...
***
Ne kötüymüş insanın kendiyle savaşması.
Her vurduğunda kendinin vurulması,
Kendi ateşinde yanması.
Önce kavrulması,
Sonra küllerinde savrulması.
Ne büyük çaresizlikmiş kendinden kaçması.
Ne ara uzaklaştın böyle benden.
Ne ara vazgeçti bu gönül senden.
Hangi daveti kıramadın giderken.
Hangi uğursuz seni aldı elimden.
Hiç mi sızlamadı yüreğin veda ederken.
Hiç mi kızarmadı yüzün sevmedim derken.
Ne oldu...
Kim girdi aklına da,
Bir anda değiştin.
Ne kadar susamıştın ki,
Ayrılık şarabını,
Bir dikişte içtin.
Ey gönül;
Nefret ediyor ama kızamıyorsun,
Üzmek istiyor ama kıyamıyorsun,
Gitsin diyorsun tamam da
Gel gör ki ayrılamıyorsun,
Söyle gönül söyle,
Dipsiz bir kuyunun içinde,
Uçsuz bucaksız bir uçurumun kıyısında,
Ya da okyanusta bir girdabın ortasında olsam ne çıkar,
Sorma sevgili, sorma neredeyim diye,
Aklında olmadıktan sonra, nerede olduğumun ne önemi var.
***
Bazen gözüm takılıyor caddelerin köşelerine.
Her an geleceksin gibi bir his doğuyor yüreğime.
Bir kuşun kanatları çarpıyor o an göğüs kafesime.
Her an parçalanacakmış gibi,
Bedenim dar geliyor yüreğime.
***
Issız sokaklardan geçiyorum, adım adım...
Gökyüzü katran karası,
Yüreğim alabildiğine puslu,
Ayaklarım yalpalıyor,
Korkularım attığım her adımda,
Daha bir şiddetle artıyor.
İkimiz yalancı bir baharın,
Vakitsiz açan çiçekleriydik.
Doğan güneşe aldanıp,
Kış günü meyve verdik.
Oysa zaman;
Bizim zamanımız değildi.




-
Alpay Ekmekci
Tüm Yorumlarduygularımızı tercüme etmişsiniz şairim