Hani sevenler hiç ölmezdi.
Hani sevene yılan bile değmezdi.
Hani içtiğimiz su dahi ayrı gitmezdi.
O halde söyle sevgili,
Bu anlamsız ayrılığa sebep neydi?
Yoksun ya, ben konuşmak istemiyorum kimseyle.
En sevdiğim şey, yazmak bile zulüm sanki bana.
Öylece kanepende gözüm, sanki şimdi çıkacaksın,
Kalkın çocuklar yoruldum, orası benim diyeceksin,
Gözüm kapıda, yorgun argın içeri girmeni bekliyorum.
Oralar illa ki güzeldir.
Yine de gel diyorsam,
Hasetimden değil,
Hasretimden...
Bir gün gel demeyeceğim.
Kırk yıl beklemişim sevgili,
Bir günle yetinmeyeceğim.
Ya gitmemek üzere gel,
Ya gelmemek üzere git.
Bilki sabır kalmadı bende,
Beni en çok gözlerin yakıyordu,
Sana ise en çok şiir yakışıyordu...
Ben bu sebepten gözlerinden kaçıyordum.
Ve aynı sebepten sana hep şiir yazıyordum...
Beni en çok hasretin acıtıyordu.
Bazen öyle çok özlersin ki;
Hasretten burnunun direği sızlar.
Ve bazen öyle çok seversin ki;
Göz kapakların bile onun ismiyle atar...
İyi günde kötü günde birlikteyiz dediğinde,
Kaderimiz bir sanmıştım,
Oysa benim iyi,
Senin kötü gününde görüşmekmiş sadece kastın.
Ne diyeyim sende haklısın,
Sadece ben inanmak istediğime inandım.
Hatır diye bir şey var,
Yapmam dediğim her şeyi,
Bana yaptıran.
Bir de akıl diye bir şey var.
Bende zerresi olmayan...
Hatırladın mı sevgili;
İlk kez buluştuğumuz o yeri.
Konuşurken titreyen sesimi,
Sen diye atan kalbimi,
Hani korkmuştun duracağından,
Bir anda göğsümü yırtacağından.
Hatırlar mısın;
Bir gün bir sahilde,
Kuş uçmaz,
Kervan geçmez bir yerde,
Çıkmıştın ansızın karşıma.
Çölde bulunan serap gibi,




-
Alpay Ekmekci
Tüm Yorumlarduygularımızı tercüme etmişsiniz şairim