Öyle bir surette gel ki bana,
Bir an düşünmeden gireyim koluna.
Ve öyle bir anda kıy ki bu cana,
Ardıma bile bakmadan düşeyim yoluna.
Önce aklımı al benden,
Hiç bir şeyi anmayayım.
Ey sevgili,
Bilesin ki sen benim ahımdan,
Bense uğruna yolduğum papatyaların,
Günahından yanacağım.
O gün gelip bana hesap soran her yaprağa,
Benim güllerimi de solduran vardı diye,
Yapmadıklarından duyduğun pişmanlık,
Yaptıklarından duyduğun pişmanlıktan,
Çok daha fazla acıtır.
Çünkü hayat;
Yaptığın yanlışları telafi etmek için,
Sana her gün bir şans verirken,
Yani yalandı diyorsun.
Gözlerin yalandı,
Sözlerin yalandı,
Aşkın yalandı öyle mi?
Yani gönlüm,
Bir yalana mı kandı?
Kapısında sevmesini diledim,
Duam kabul olmadı.
Karşısında aşkını dilendim,
Dönüp yüzüme bakmadı.
Gitti nice dala kondu da,
Gönül bahçeme konmadı.
Dünya dediğin gerçekten yuvarlakmış.
Aksi yöne gittiğim halde,
Dönüp dolaşıp sana varıyorum.
Ayrılık desen koca bir yalanmış.
Senden koptuğum halde,
Parça parça sende toplanıyorum.
Sabret candaki can.
Yakındır uykundan uyanman.
Bir kabustur ki gördüğün,
Şaşırır kalır gören duyan.
Gerçek olsa mümkün mü,
Bunca acıya dayanman.
Gel dese gidecek,
Sev dese sevecektim.
Öl dese ölecek,
Gül dese gülecektim.
Ama ne onun;
Davet edecek yüzü vardı,
Sahi neydi huzur;
Yarına dair endişe duymadan,
Başını yastığa koymak mı?
Yoksa hiçbir şeyi umursamadan,
Uyuyacak bir omuz bulmak mı?
Sahi neydi ölüm...
Toprağın altında yatmak mı,
Yoksa üstünde kalmak mı?
Canı bedende saklamak mı,
Yoksa özgür bırakmak mı?
Ya da yaşamak neydi...




-
Alpay Ekmekci
Tüm Yorumlarduygularımızı tercüme etmişsiniz şairim