Gönül hanem hep sıcaktır benim,
Hep sıcak tutacağım.
Heybemde riyadan uzak samimi sözler biriktirdim,
Riyakar insanlar için harcamayacağım.
Doğrularım hep evrensel ve hümanist oldu,
Bildiğim doğrulardan şaşmayacağım.
Şimdi senin baban sağ ya.!
Allah uzun ömür versin.
Ne mutlu sana, yarın ona sarılıp öpeceksin.
Ya da uzağındaysa telefon açıp sesini işiteceksin.
Ne kadar şanslısın...Bilir misin.?
Bu mutluluğu hiç yaşayamayanlar var.
İnceden bir yağmur döküyor bulut
Kalbimin sırma tellerine yokluğunu vuruyor
Arsız meraklar maceraya koşuyor gözbebeklerimde
Acaba belirir misin arnavut kaldırımlı sokağın köşesinde
İpek perdelerle bütünleşmeye alışkın ellerim
Suçüstü yapıyor kanla karışık yaşlarım kirpiklerime
Sen'le Ben;
Akşın en yalın haliyle
Henüz tanışmamışken
Sevmiştik birbirimizi.
İki ayrı şehrin iki ayrı kalabalığında
Tövbesi kar etmez bir secdenin rükusundayım yar
Kıyama durmaya mecalim mi var
Ya sancıyan yanlarıma ‘alışırsın’ları öğret
Ya azada yeltenen ayaklarını ‘kalmalara’ diret...
Beş yaşlarındaydım,
Komşunun kızı “niye senin gözlerin o kadar güzel” diyerek hırsla beni
İtti, dizlerim ve avuçlarım çok fena parçalandı.
Ağlayarak eve geldim,ablam o halimi görünce hemen koştu.Bir yandan yaraları yıkıyor,bir yandan da kanı durdurmaya çalışıyordu.Sinirli bir şekilde “kendi düşen ağlamaz” dedi.
Ona düşmemin kendi hatam olmadığını söyleyemedim.Zaten kendim düşsem ağlamazdım ki.Ben hep başkalarının yanlışlarına ağladım.Belki de onlardaki pişkinliği,bencilliği, aymazlığı gözyaşlarımla bertaraf ederim sandım.Ama yanıldım.
Artık büyüme vakti sanırım.
Ve dedim ki kendime;
"Dili geçmiş zamanlardan kalma bir hasretlik büyütürsün değil mi yakınlarda olmayanının ıraklığına.
Oysa her bakan uzaklara dalan gözlerindeki acının yerine,güzelliğini gördü ve iltifatlar savurdu değil mi....?
Nafile...! ! !
Onların kurduğu hayranlık cümlelerinde nokta kadar değer yoktu ki; yüklemi bizzat SEN olan sessiz çığlıklarımın ünleminde...
Şimdi dilediğin kadar uzaklaş,kapat kulaklarını,yum gözlerini bensizliğe.
Çıkmaz bir sokakta bulursun kendini,
Başın önde, ruhun silik.
Yürürsün amaçsızca
Gidecek bir yerin olmadığını bile bile.
Nefes aliyorum diye sevinirsin
Bir gök ararsin kendine
Güneş daha bir fazla ısıtıyorsa yeryüzünü,
Gülüşün saçılmıştır.
Deniz her zamankinden daha çok parlıyorsa,
Gözlerin bulaşmıştır.
Rüzgar nazende nazende okşuyorsa doğayı,
Kokun saçılmıştır.
“Eklemlerim izin verdiği sürece seni sımsıkı saracağım” sözünün arkasında durmaktır ‘aşk’ .
Geçen onca seneye,etrafındaki onca kişiye,yüzünde beliren onca çizgiye rağmen tek bir çizgide yol,tek bir gönülde yer almaktır ‘aşk’.




-
Turan Ergün
Tüm YorumlarSerbest vezin şiirlerin en güçlü ve en güzel kalemi,şairine saygı ve selamlarımı sunuyorum..