Senin şiirini en güzel kafiyeler bile yazamaz,
Dizeler yetersiz kalır, kelimeler anlatamaz.
Yıldızlar sıralansa gökyüzünde tek tek,
Yine de ışığın gibi ruha akamaz.
Dalgalar gibi vurur her bakışın,
Sensiz bu dünya yalan, tasa dolsa,
Dert üstüne dert konar, ömür olsa.
Bir pencereye konar da göçer kuş,
Ömür biter ah ile bahar solsa.
Tasa ne ki, gam kervanı yürürken,
Nasılsın diye sorarsan,
Sensizim.
Bir boşluk var içimde,
Her anım eksik, her şeyim yarım.
Sözlerin, sessizliğe karıştı,
Her acı içimde bir iz bıraktı da,
Bir türlü sensizliğe alışamadım.
Ömür geçip gitti, yıllar aktı da,
Gönlümce bir gün bile yaşayamadım.
Dedim ya ; seninle gülecektim,
Yaz kumsalı, sahil yandı, ah kalbim,
Mumlar söner, uykusuzluğum dertli.
Gece uzun, uykusuzum hep sensizim,
Bu gönlümde kor olup yanar hasretin.
Hazan dolu her nefesim, ah çare,
Yandı kalbim, ateş değil bu,
dertli bir sevdanın külleri.
Uykusuzum, sensizim,
haşa, unutur muyum seni?
İnsan dedikleri bir avuç özlem,
Seviyorum sessiz yaşamayı,
Rüzgâr gibi esip geçmeden.
Sakince izlemeyi dünyayı,
Kimseye kendimi anlatmadan.
Gecenin koynunda yıldız misali,
Sen yeter ki bırakma beni,
Bir bahar gibi gel,
Kopmasın içimde açan çiçekler,
Rüzgâr değil sensin içimi titreten.
Sen yeter ki bırakma beni,
Kimseye söylemeden,
Kimseye değmeden,
Kimseyi sevmeden,
Kimseye yük olmadan,
Sessiz sedasız gitmek lazım.
Ay ışığı düşerken eski bir şiire,
Yalnızlık sarar da usulca beni,
Bir adın dolanır dudağımda yine,
Nerdesin şimdi, ne haldesin kim bilir.
Yıldızlar anlatır sana suskunluğumu,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!