BAWER BAGER
Şair, yazar ve aforizma yazarı.
Eserlerinde aşk, hasret, özgürlük, adalet, insanlık ve hakikat temalarını işler. Türkçe ve Kürtçe (Kurmancî) şiirler kaleme alır. Yazılarında duygu ile direnişi, bireysel acı ile toplumsal hafızayı bir araya getirmeye çalışır.
Seçme Söz:
"Teslimiyet kölelerin işidir, sevenlerin değil. Çünkü gerçek âşıklar mücadele eder; sevdalarının önündeki bütün karanlıklara karşı ışık olmak için savaşırlar."
— Bawer Bager
Sultan Anne'nin Üniversitesi
İnsanların şiirlerimi beğenmesi için çaba sarf etmiyorum.
Çünkü kendilerini bile beğenmiyorlar;
insan kendinden hoşlanmıyorsa
başkasının aynasında ne arar?
Ben acemi bir şairim.
Dallar kurudu, ağaç kurudu, kökler söküldü, toprak devşirildi. İnsanlık öldü. Ağacın çürüyen köküne konuldu, yüzüne toprak atıldı, mezar diye anıldı.
Fatiha okuyan, dua bilmeyen; abdestiz namaz kılan, hatim bilmeyen imam telkin verildi.
Cuma dışında namaz bilmeyen cemaat safları sıkıştırdı. Hak yiyen bütün günahkârlar hakkını helal etti.
Yağmur yağdı, mezar duvarı ağladı. Su aktı, toprağın rahminde ruhun bir çiçekte can buldu. Sen hâlâ yılanın mevtanın neresini yediğini merak ediyorsun. Yaratan ne demişti? Gidenin arkasında bile hatırlatıyorsun.
Ey münafık, “Beni affet.” diyorsun. Affedilmek için ne şimdi, ne yapıyorsun? Pişmanlık mı duyuyorsun?
Sana ömür versem, geleceği benden önce unutup geçmişten daha beter olacaksın.
Ah be sevgi...
Sen insana neleri yaptırıyorsun... Hâlden hâle sokup, onursuz biriymiş gibi orta yerde yapayalnız bırakıp namussuz hayatın kollarına teslim ediyorsun.
Oysa ki insan, onurunu; yani sevdiğini kaybetmemek için sevdiği birçok şeyden vazgeçiyor, sırf onurlu bir yaşam uğruna...
Sonra sen, hiç utanmadan sevdiğini de elinden alıyorsun be kahpe hayat.
Zamanı katil bilirdik de senin bu kadar kahpe olacağını asla tahmin bile etmezdik.
Şimdi, içinde ölümden beter bir hâle getirmişsin o saf sevenleri. Sonra da gurursuzca, "Beni yaşa." diyorsun...
Ne Gilgamêş seni buldu,
ne de Nietzsche seni inkâr edebildi.
Arayanlar izine vardılar,
fakat hakikatinin sonuna erişemediler.
Sen, İbrahim'in ateşinde serinlik,
Musa'nın asasındaki umut,
Arz talebi bulur,
çirkin bulandırmayı,
bulantı kusmayı.
Arzu isteği,
istek talebi,
talep sahip olmayı doğurur.
Aşığım; saçlarını savuran,
yokluğunda kokunu bana getiren rüzgâra.
Aşığım varlığındaki her şeye;
dizlerindeki sızıya,
yüreğindeki hüzne,
gözlerindeki umuda aşığım.
Asiler çıkarları için hakikatini değiştirmez.
Politikacılar asla asileşmez.
Siyasetçiler diplomalı yalancı uzmanlardır.
Adalet sarayları siyasetçilerin arka bahçesi,
savcı ve hâkimler onların bahçıvanı.
Gün yüzü görmemiş bir at,
Dikensiz gülü yiyemeyeceğini sanırmış.
Papatya tarlasında karnını doyurunca anladı ki;
Zalim olan dünya değil, sahibiydi.
Sonra dediler ki:
"Denizin suyu tuzludur,
Ben hayalperest biri değilim.
Yine de diyorum ki:
Keşke ruh, sevdiğiyle sarhoş olup
hiç ayılmasaydı...
Belki de o zaman
Kulmek axa sar nebû para şoreşê û Azadî nehat.
Mirinê çavên xwenê beloqî berdaye şervanê Welatê me.
Jiyanê guhê xwe ji heqîqatê re girtî ye azadî li ber derîyê erdnîgarîya Welatê min sêwî maye.
Em çiqas li berxwedidin destê me û Azadî yê nagêhêjin hev...
Em jî dibêjin ya jiyanik azad! An jî mirinek bi rûmet.
Erê em natirsin ji mirinê lebelê em Evîndarên jiyanek azadin.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!