Güneşin doğuşu tek başına güzel değildir;
en çok batışı anlatır kendini.
Sen de güneş değilsin;
kendini evren sanman hayret verici.
Gözlerim gönül kapısında kör olmuş olabilir,
ama yüreğimin omurgası hâlâ dimdik.
Sesimi kısan, beni bağırtan haksızlıktır.
Hiç kimse sebepsiz yere susmaz.
Her suskunluğun ardında, dile gelmeyen bir çığlık vardır.
Bazen bir söz, bazen bir insan; insanın canını öyle yakar ki, haykırsan ölüm bile o sesin heybetinden mezarında ürperir.
Kısık sesle konuşanlar korkak değildir.
Onlar, en yüksek çığlığın bile sağır vicdanlara ulaşmadığını öğrenmiş insanlardır.
Gölgenin varamadığı tek yer insanın yüreğidir; orada da eksik olmayan bir hasret vardır: Güneş’ten daha sıcak, buzdan soğuk.
İnsanın hazanı olan anılar var. Mevsimlerin sadece yıllara mahsus olmadığını buradan anlıyoruz.
Ben, ilkbaharın başında sonbaharda solup düşen yapraklar gibi düşen insanları gördüm; payîzmiş gibi.
Bir de çile’nin ortasında, sokakta karın üzerinde çıplak ayakla, sevdadan dolayı aklını yitirip de hâlâ umuda sarılıp yaşayan o insanları gördüm.
Şimdi bütün mevsimler ilkbahar olsa da senin olmadığın bütün zaman diliminin benim için kıştan bile beter olduğunu biliyor musun?
Bawer Bager
Bağışlanacak Kadar İyi Değilim
Evet biliyorum bağışlanacak kadar iyi değilim;
seni bırakıp gitmediğim için,
sana bir türlü veda etmediğim için,
kalbinin sadece bana ait olduğunu sandığım için
affedilmeyi hak etmiyorum.
Zamanın çizgisinden başka bir sonsuzluk yok kendisinden.
Hani çocukluğumuz, hani gençliğimiz; nerede sevdiklerimiz?
Bahçendeki güller bile soluyorsa,
anne baban seni bırakıp gidiyorsa,
sevdiğiniz kişinin kalacağını mı sandınız?
Sevgi zaman gibi sonsuz olabilir! Ama
"Sen söz vermedin,
'Varlığım senettir.' dedin bana.
O gün diyecektim:
'Senetler sahtekârların işidir.'
Dilim varmadı...
Çünkü kıyamadım sana.
Mirinê jiyan li ser sênga xwe kir xew
Çavên min hîn jî li rîya hatina te ye
Mirin jî li hember min rûnîştiye û seba hatina te digirî
Ji ber ku sozdaye min heya ku tu nê ewê giyanê min negre.
Bawer Bager
Taşın su vermeyeceğini bildiğin an, suyun da taşı yumuşatmayacağını anlarsın.
İstediğin kadar kuma su ver; beton olmadan onunla bir duvar öremezsin. Değil bir yuva, iki taşı bile yan yana tutamazsın.
İnsan da böyledir.
İnsan, fark ettikçe farklılaşır. Tıpkı suyun, değdiği toprağın niyetine göre dönüşmesi gibi…
Buğdaya verdiğin su başak olur; elma ağacına verdiğin su meyve olur. Çünkü su, kendisine verilen özü büyütür.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!