Aaah Zeynebim…
Bir bilsen,
bir bilsen nasıl başladığını bu yangının,
hangi gecenin sessizliğinde
kalbime adını kazıdığını…
Gelen giden vurdu kaldı sancılar
Bir de siz vurmayın bana acılar
Dikenle çevrili tüm yollarım var
Ne olur vurmayın bana acılar
Hasretle yoğrulmuş gönlümde duman
Adın Tuğçe...
Mavi gözlü güzel kız,
Tuğçe...
Bir sabah uyandı şehir,
Gökyüzü bile seninle gülümsüyordu.
Bağrın dertle yoğrulmuş dağların
Nice aşkları büyütmüş bağların
Efsaneler saklar da hep çağların
Kökün tarihtir senin Adıyaman
Fırat akar sırdaş olur sesine
Yıllar sonra...
Adıyaman’a kar yağdı.
Yıllar sonra
bir sessizlik indi dağların omzuna,
taşın, toprağın
Herkes seni bana sorup duruyor
Terk etti de gitti yâr diyemedim
Halimi sorana sözüm dönmüyor
Terk etti de gitti yâr diyemedim
Baharı görmeden güllerim soldu
Beni bırakmaya gönlün varmıyor,
Gözlerin her şeyi ele veriyor,
Bu ayrılık seni de kahrediyor,
Gözlerin her şeyi ele veriyor ,
Git artık sevgilim, diyemiyorsun.
Yıllardır içimde kanar bu yaram
Kanayan yarama çare bol doktor
Yaram içerdedir ben nasıl saram
Verem mi kanser miyim söyle Doktor
Geceler uzuyor düşmüşüm dara
Dert bende, çaresi sende,
Ocağına düştüm doktor,
Tende değil, yaram içte,
Nedir derdim söyle doktor?
Sızlar dil-i zârımda firkatin ince koru
Derman arar hâlimde hikmetin gizli nuru
Her nefeste artmakta bu derdin en zor yolu
Öldürecek beni ah bu diş ağrısı doktor
Şeb-i hicrân içinde inler gönül feryâdı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!