Gülşende bülbüller ağlar seherde
Firkat ateş düştü gönül zehrimde
Bahtımın yıldızı kaldı ah yerde
Maziyi andıkça içim yanıyor
Mecnun gibi gezdim aşkın yolunda
Suçlular sokakta cirit atıyor
Ne zaman gelecek ne zaman idam
Şehidin al kanı su gibi akıyor
Ne zaman gelecek ne zaman idam
Milletçe yürekten aldık biz yara
Yar…
“İhtiyacın olursa beni ara” demiştin ya
işte o cümlenin içindeyim şimdi.
Bir kelimenin omzuna yaslanmış,
yarım kalmış bir nefes gibi
sana doğru eğiliyorum.
İhtiyatlı ol ey gönül…
saçına ak düşmeden önce
aklın ağarsın.
Gençlik bir aceleydi.
Her kapıyı dost sandın,
Maden beni bırakıp bir gün gidecek'tin
Neden ümit verdin neden gönül verdin
Seni seven bu gönlüm her gün acı çekti
Sonunda ağlatıp bir gün güldürmedin
Hülya hülya hülya hülyam
O hülyalı bakışların var ya,
Beni benden alan o bakışlar…
Bir ömrün sessizliğini bozup
Yüreğimin en derin yerine dokunan
O bakışlar…
Esintiyle akşamın göçüşüne hüzün serperek
Ve yağmurun geceye perdeler çekerek beni düşün unutma
Ayrılığın resmini çizdim sarı odalara sevdiğim
Yüregimi soguttum zemberi ayazında sonra uzun uzun
Rüzgarın gülüşünü seyrettim çaresizce sevdiğim
Hazan vurdu bu bağrıma
Nasıl inandım ben sana
Keşke seni görmeseydim
Şimdi böyle ağlamazdım
Avuç açıp diyar diyar
Hazan vurdu dağıttı o gonca gülü
Düşürdü dalları kuruttu yolu
Kavuşmaz sevdamız kanatır solu
Sarardı gönlümde açmayan güller
Yâr gitti gelmedi düş oldu hayal
Yıkık viran olmuş güzelim evler
Hele bakın Ancuz köyü ne halde
Birer birer köyü terk etmiş gençler
Hele bakın Ancuz köyü ne halde
Nerede o eski köyün şenliği




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!