Sordum yarene, nice imiş yollar;
Halktan ayrı Hakk'a vuslat mı ola?
İmdi canı sığmaz yalan mülke,
Ya İlâhî, yâ Rab, aşk ver yoluna.
Bir dolu bardak kırdım, içi boş imiş;
Sendeki seni yazmak ne sağlar
molla seni anlamış da rıza kime bakar
erik, üzüm, ceviz dersin
hepsini bir petekte bağlar
Söz olursun sözün seni yazar
As su kaftanı askıya,
Bak, orada neler söyler.
Bey'at eyle hakikate,
Gönül ömür boyu çağlar.
Dünya bağı aklı örmüş,
Doğru isen yol bulunur.
Ekmeği sana kim getirir?
Bırak yalan derde kalsın,
Ey gün boyu aşk ile yatan.
Çokça bakma şu aynaya,
Ayrılık çeşmesinde bir damla göz yaşı bıraktım sana.
Ben sana hatıra
Aynadan bakarsan bambaşka.
Yedi esmanın yedi hakikatinden süzülen
Toprağa karışan çok küçük bir damla..
Bir bak çeşmenin etrafına.
Ay yüzlüm, seherinde güne baka.
Özüm dönse tacının gölgesinde.
Bir nefeste yanar gönül gözlerim
Düşsem toprağına, bahar olurum.
Uçsam rüzgâra, dalına konarım.
Baba Arslan ocağından çıktık yola
Kızılcık şerbetini içtik anca
Attan indik kaldık yaya
Hangi dağda kurt öldü baktık sağa sola.
Kurdu bulduk ama koyuna ne ola
Postu sermiş bize baka
Sultan Bey’in çadırına vardım nihayet,
Üç vakit geçti, acep balam neyledi?
Adı şanlı, kalemi keskin bir bey ola;
Bu oğlanın muradına kapı aç, Ya Rabbi.
Anası söylenir der: "Oğul çıkmaz oldu,"
Evvel zaman içinde vardım düşler ülkesine,
Bindim karıncanın üzerine, çıktık dağın en zirvesine.
Efrasiyab'ın sarayında baykuş nöbet tutuyor,
Çıkmış kocaman kitap üzerine, bana silgi sallar.
Süt kazanına düştüm, bir derviş göbek atıyor,
Bir kez gönül kırdın ise,
Yoktur sana bir kelâmım.
Derviş zanna aldanmaz,
Bil, Hünkâr’dır sığınağım.
Gözyaşım taşkın oldu,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!