Aşk Ekim 6 Şiiri - Aşk Aşkın Şehri Ordu

Aşk Aşkın Şehri Ordu
7546

ŞİİR


71

TAKİPÇİ

Aşk Ekim 6

Aşk, başka birinin gözlerinde
kendini kusursuz görmek değildir;
o gözlerde görünen kusurlarınla bile
kendinden kaçmamayı öğrenmektir.
Aşk

Şimdi şehir uyuyor.
Ama şehirlerin
gerçekten uyuduğuna
hiç inanmadım.
Bir pencerede ışık var.
Bir sokakta
geç kalan bir insan.
Bir evde
söylenmemiş bir cümle.
Bir kalpte
kimsenin bilmediği
bir aşk.
Ve ben biliyorum:
Her şehir
binlerce hikâyenin
aynı anda yaşandığı
dev bir hafızadır.
Sen ise
benim hafızamın
en sessiz sokağısın.
Oraya kimseyi
almıyorum.
Çünkü bazı yerler
gizli olduğu için değil,
anlamı paylaşılmayacak kadar
kişisel olduğu için
sessizdir.
Aşk

Şehrin Aynalarında Seni Ararken
Şehirler insanı
sokaklarından önce
hafızasıyla tanır.
Bir duvar bilir
kimlerin önünden geçtiğini.
Bir pencere bilir
hangi akşamın
hangi bekleyişe açıldığını.
Bir meydan bilir
kaç insanın
kalabalık içinde yalnız kaldığını.
Ben seni
bir şehirde aramadım.
Kendimi sana rastladığım
şehrin içinde aradım.

───

Çünkü sen geldikten sonra
aynalar değişti.
Eskiden aynaya baktığımda
yüzümü görürdüm.
Şimdi
hangi insan olduğumu
sorguluyorum.
Sen bende
yeni bir yüz yaratmadın.
Daha tuhaf bir şey yaptın:
Bana yıllardır görmediğim
yüzlerimi gösterdin.
Çocukluğumu.
Korkumu.
Cesaretimi.
Suskunluğumu.
Ve kimseye söylemediğim
o küçük umudu.

───

Belki insan
tek bir kişiden oluşmuyor.
İçimizde
birbirini hiç tanımayan
kalabalıklar yaşıyor.
Dün olduğumuz insan.
Bugün olduğumuz insan.
Olmak istediğimiz insan.
Olmaktan korktuğumuz insan.
Ve başkalarının
bizden beklediği insan.
Aşk geldiğinde
bütün bu insanlar
aynı masaya oturuyor.
Sen benim masama
oturduğunda
içimdeki herkes
birden sustu.
Çünkü ilk kez
hiçbirini saklamak
zorunda olmadığımı hissettim.

───

Senin de
kendi şehrin vardı.
Sokaklarında
eski anılar.
Kapalı kapılar.
Kimsenin bilmediği
küçük meydanlar.
Adını söylemediğin
bazı evler.
Ben o şehre
fethetmeye gelmedim.
Haritasını çıkarmaya da.
Sadece kaybolursan
yanında yürümek istedim.
Çünkü sevmek
bir insanın bütün sokaklarını
ezberlemek değildir.
Bazen
onun bilmediğin bir sokağına
saygı duymaktır.

───

Eylül'dü.
Ordu'da yağmur
denizin üzerine
ince bir perde çekiyordu.
Çınarın altında
yan yana durduk.
Sen denize baktın.
Ben sana.
Sonra düşündüm:
İki insan
aynı manzaraya bakıp
nasıl olur da
iki farklı dünya görebilir?
Belki aşk
aynı şeyi görmek değildir.
Farklı gördüğümüz halde
birbirimizin bakışını
küçümsememektir.
Sen denizde
özgürlüğü gördün.
Ben sende.

───

Şehir büyüdükçe
insan küçülüyor bazen.
Kalabalıklar artıyor.
Sesler çoğalıyor.
Ama insanın içindeki
tek bir cümle
kimseye ulaşamıyor.
Sen o cümleyi
duydun.
Ben söylemeden.
Belki bu yüzden
seni sevdim.
Çünkü beni
konuştuğum kelimelerden değil,
sustuklarımın arasındaki
anlamdan okudun.

───

Ama aşkın
başka bir tehlikesi var:
İnsan sevdiği kişiyi
kendi aynasına çevirebilir.
Onu olduğu gibi görmek yerine
kendinde görmek istediği
şeye dönüştürebilir.
Ben bunu yapmayacağım.
Seni kendi eksiklerimin
cevabı yapmayacağım.
Beni tamamlamanı
istemeyeceğim.
Çünkü sen
benim yarım tarafım değilsin.
Ben de senin.
İki eksik insanın
birbirini tamamlaması değiliz;
iki bütün insanın
birbirinin bütünlüğüne
saygı duyan aşkıyız.

───

Bazen seni özlüyorum.
Ama özlemek bile
sahiplenmenin başka bir biçimi
olmasın diye dikkat ediyorum.
Çünkü özlemek:
“Gel, çünkü sana ihtiyacım var.”
demek değildir yalnızca.
Bazen:
“Nerede olursan ol,
iyi olmanı istemek
ve bunu kendime rağmen
sürdürebilmek.”
demektir.
Aşkın en zor sınavı
belki de burada başlıyor:
Sevdiğin insanın
özgürlüğüyle
kendi arzun arasında
adalet kurabilmek.

───

Şimdi şehir uyuyor.
Ama şehirlerin
gerçekten uyuduğuna
hiç inanmadım.
Bir pencerede ışık var.
Bir sokakta
geç kalan bir insan.
Bir evde
söylenmemiş bir cümle.
Bir kalpte
kimsenin bilmediği
bir aşk.
Ve ben biliyorum:
Her şehir
binlerce hikâyenin
aynı anda yaşandığı
dev bir hafızadır.
Sen ise
benim hafızamın
en sessiz sokağısın.
Oraya kimseyi
almıyorum.
Çünkü bazı yerler
gizli olduğu için değil,
anlamı paylaşılmayacak kadar
kişisel olduğu için
sessizdir.

───

Bir gün yollarımız
başka sokaklara çıkarsa,
seni kötü bir hatıra
yapmayacağım.
Seni geçmişe
kilitlemeyeceğim.
Çünkü sevginin
değerini sonu belirlemez.
Bazı aşklar
sonsuz sürdüğü için
değil,
insanın kendisini
daha dürüst bir insan
hâline getirdiği için
büyüktür.
Sen beni
kendime karşı
daha dürüst yaptın.
Bu yüzden
sana yalnızca
“seni seviyorum” diyemem.
Daha fazlasını söylemeliyim:
Seninle karşılaştıktan sonra
kendimi daha az kandırıyorum.
Ve belki aşkın
en şaşırtıcı aynası budur:
İnsan sevdiği kişinin
yüzünü görmek için
ona bakar;
ama sonunda
kendi gerçeğini görür.
Eylül yağmuru
Ordu'nun denizine düşerken
çınarın altında
ikimiz de susuyoruz.
Şehir aynalarını
birer birer kapatıyor.
Ama sen
hâlâ bende görünüyorsun.
Ben de sende
hangi yüzümle görünüyorum
bilmiyorum.
Belki çocuk.
Belki âşık.
Belki yolcu.
Belki sadece
kendini ilk kez
saklamayan bir insan.
Ama artık biliyorum:
Aşk, başka birinin gözlerinde
kendini kusursuz görmek değildir;
o gözlerde görünen kusurlarınla bile
kendinden kaçmamayı öğrenmektir.
Aşk

Eylül'dü.
Ordu'da yağmur
denizin üzerine
ince bir perde çekiyordu.
Çınarın altında
yan yana durduk.
Sen denize baktın.
Ben sana.
Sonra düşündüm:
İki insan
aynı manzaraya bakıp
nasıl olur da
iki farklı dünya görebilir?
Belki aşk
aynı şeyi görmek değildir.
Farklı gördüğümüz halde
birbirimizin bakışını
küçümsememektir.
Sen denizde
özgürlüğü gördün.
Ben sende.
Aşk

Şehir büyüdükçe
insan küçülüyor bazen.
Kalabalıklar artıyor.
Sesler çoğalıyor.
Ama insanın içindeki
tek bir cümle
kimseye ulaşamıyor.
Sen o cümleyi
duydun.
Ben söylemeden.
Belki bu yüzden
seni sevdim.
Çünkü beni
konuştuğum kelimelerden değil,
sustuklarımın arasındaki
anlamdan okudun.
Aşk

Bazen geçmişime uğrarım.
Çocukluğum vardı orada.
Unuttuğumu sandığım
bazı cümleler.
Bir zamanlar
çok inandığım şeyler.
Sonra vazgeçtiğim
hayaller.
Ve aşkı
neden hep kaybetmekle
yan yana düşündüğümü
anladım.
Meğer insan
sevilmekten korkmazmış.
Sevdiği şeyin
kendisinden daha güçlü
olmasından,
kaybetmekten korkarmış.
Aşk

Sana geldiğimde
seni bir cevap sandım.
Bu benim ilk hatamdı.
Çünkü hiç kimse
başka bir insanın
varoluş problemini
çözmek zorunda değil.
Sen benim
eksik denklemim değildin.
Ben de senin.
Sen bana
cevap vermedin.
Sorularımı
daha iyi hâle getirdin.
Ve bazen
bir insanın hayatımıza
verebileceği en büyük şey
cevap değil,
daha dürüst bir sorudur.
Aşk
Seni Ararken Kendime Rastladım
Seni aradığımı sanıyordum.
Oysa aradığım
sen değildin.
Bir insanın
başka bir insanda bulabileceği
o eski soruydu:
“Ben kimim?”
Yola çıktığımda
bunu bilmiyordum.
İnsan bazen
birini bulmak için yürür
ve yol boyunca
kendisinden başka
her şeyi bulur.

───

Önce geçmişime uğradım.
Çocukluğum vardı orada.
Unuttuğumu sandığım
bazı cümleler.
Bir zamanlar
çok inandığım şeyler.
Sonra vazgeçtiğim
hayaller.
Ve aşkı
neden hep kaybetmekle
yan yana düşündüğümü
anladım.
Meğer insan
sevilmekten korkmazmış.
Sevdiği şeyin
kendisinden daha güçlü
olmasından korkarmış.

───

Sonra korkularıma gittim.
Kapıyı çaldım.
Kimse açmadı.
Çünkü korkularım
artık benim kadar büyümüştü.
İçlerinden biri:
“Ya seni bulamazsan?”
dedi.
Bir diğeri:
“Ya bulduğun kişi
aradığın kişi değilse?”
Ben sustum.
Sonra düşündüm:
Belki aşkın problemi
doğru insanı bulmak değildir.
Yanlış beklentilerle
doğru insana bakmamaktır.

───

Sana geldiğimde
seni bir cevap sandım.
Bu benim ilk hatamdı.
Çünkü hiç kimse
başka bir insanın
varoluş problemini
çözmek zorunda değil.
Sen benim
eksik denklemim değildin.
Ben de senin.
Sen bana
cevap vermedin.
Sorularımı
daha iyi hâle getirdin.
Ve bazen
bir insanın hayatımıza
verebileceği en büyük şey
cevap değil,
daha dürüst bir sorudur.

───

Eylül yağmuru
Ordu'nun denizine
ince ince düşüyordu.
Çınarın altında
yan yana durduk.
Sen denize baktın.
Ben ufka.
İkimizin baktığı yerde
aynı deniz vardı.
Ama aynı anlam yoktu.
O an anladım:
Aşk,
iki insanın
aynı düşünmesi değil;
iki ayrı düşüncenin
aynı kalpte birbirine
düşman olmadan yaşayabilmesidir.

───

Seni ararken
çok yol yürüdüm.
Ama en uzun yol
iki şehir arasındaki değildi.
İnsanla kendisi arasındakiydi.
Orada tabelalar yoktu.
Haritalar işe yaramıyordu.
Kimse:
“Buradan dön.”
demiyordu.
Çünkü insanın içindeki
bazı yolları
yalnızca kendisi yürüyebilir.
Sen o yolun sonunda
beni beklemedin.
Bunu özellikle sevdim.
Çünkü bekleseydin
seni bir hedef sanabilirdim.
Oysa sen
yolun kendisine dönüştün.

───

Şimdi biliyorum:
Aşk,
birine ulaşmak değildir.
Birinin yanında
kendinden uzaklaşmadan
kalabilmektir.
Onu sevmek
kendi sınırlarını yok etmek değil;
iki insan arasında
özgürlüğün yaşayabileceği
bir alan yaratmaktır.
Sen bana:
“Benimle gel.”
demedin.
Ben de sana:
“Beni bırakma.”
demedim.
Sadece yürüdük.
Bazen yan yana.
Bazen ayrı.
Ama aynı ufku
tamamen kaybetmeden.

───

Bir gün
seni bulamadığımı düşünürsem
sana kızmayacağım.
Çünkü arayışın
amacı her zaman
bulmak değildir.
Bazen insan
aradığı şeyi bulamaz
ve tam da bu yüzden
aradığı insanın
kim olduğunu öğrenir:
Kendisinin.
Sen bana
kendimi verdin sanma.
Kimse kimseye
kendini veremez.
Sen sadece
içimde çok uzun zamandır
kapalı duran bir kapının
önünde durdun.
Kapıyı ben açtım.

───

Şimdi Eylül.
Yağmur var.
Ordu'nun denizi
akşamın bütün renklerini
sessizce taşıyor.
Çınarın dalları
rüzgârla konuşuyor.
Ben artık
seni aramıyorum.
Çünkü seni bulmak
arayışın sonu değildi.
Tam tersine:
Seni bulduğum anda
kendimi aramaya başladım.
Ve belki aşkın
en büyük paradoksu bu:
İnsan başka birine
ulaşmak için yola çıkar,
yolun sonunda
kendisine varır.
Sen benim varış noktam değilsin.
Sen, kendime giden yolu
görmemi sağlayan
en güzel işaretsin.
Ve ben şimdi
seninle birlikte değilsem bile
biliyorum:
Arayış bitmedi.
Çünkü aşkın gerçek sorusu
“Beni seviyor musun?” değil.
“Seni severken
kendim olarak kalabiliyor muyum?”
Ben cevabımı
senin gözlerinde buldum:
Evet.
Aşk

Bazı şeyler
bir anda yıkılmaz.
Önce anlamını kaybeder.
Sonra sessizleşir.
Sonra insan
hâlâ ayakta duran duvarlara bakıp
içinde bir ev kaldığını sanır.
Ben seni sevmeden önce
böyle bir yerde yaşıyordum.
Dışarıdan sağlam.
İçeriden
çoktan terk edilmiş.
Aşk

Aşk Aşkın Şehri Ordu
Kayıt Tarihi : 6.10.2026 05:03:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!