Asaf Eren Türkoğlu Şiirleri - Şair Asaf ...

Asaf Eren Türkoğlu

"Çok yoruldum Rabbim, kalbim yükünü taşıyamaz hale geldi. Her adımda ağırlaşan bu dünya, ruhuma yük oldu. Yalnızlığın ve çaresizliğin karanlığında boğuluyorum. Sana sığınıyorum, Rahmetinden medet umuyorum. Beni kollarına al, huzur ve sükûnet bulayım. Gücümün yetmediği her yerde Senin kudretini arıyorum. Kalbimi ferahlat, yolumu aydınlat ve bana sabır ver.

Her geceyi sabaha erdiren, her yarayı saran Sensin. Beni teselli eden, umut veren, yeniden ayağa kalkmamı sağlayan Senin rahmetindir. Sen ki, her kalbin sığınağı, her ruhun şifasısın. İçimdeki bu keder denizinde kaybolmuşken, Senin nurunla yolumu bulmak istiyorum. Her zorlukta, her darlıkta bana dayanma gücü ver.

Rabbim, kalbimdeki yükleri hafiflet. Beni hikmetinle donat ki her acının ardındaki manayı görebileyim. Her düşüşte yeniden kalkacak kuvveti bulayım. Senin rahmetinle yeniden dirileyim, umutsuzluğun karanlığından kurtulayım. Her nefeste, Sana daha yakın olmayı diliyorum. Çünkü bilirim ki, Senin sevginle dolan bir kalp asla yalnız değildir."

Devamını Oku
Asaf Eren Türkoğlu

Bazı insanlar vardır, yanındayken kıymeti bilinmez. Sessizce severler, sabırla beklerler, karşılık beklemeden verirler. Her kırıldıklarında biraz daha susarlar, ama hep kalırlar. Ta ki bir gün gitmeye karar verene kadar… İşte o gün, arkalarından esen rüzgar bile eksik bırakır ortamı. Ne söyledikleri hatırlanır, ne de sustukları. O zaman anlaşılır aslında en çok konuşmayanın ne kadar çok şey anlattığı. Ama iş işten geçmiş olur. Çünkü bazı insanlar bir daha dönmemek üzere gider, ve arkalarında sadece "keşke" bırakır.

Devamını Oku
Asaf Eren Türkoğlu

Ben hep kıymet verdim insanlara. Onları anlamaya çalıştım, en küçük detaylarını bile önemsedim. Belki de hatam burada başladı; fazla değer verdim. Çünkü değer verdiğim herkes, beni en derinden kırdı.

Hiç beklemediğim yerlerden, en zayıf anlarımda vuruldum. Onlar için yaptıklarımı görmezden geldiler, varlığımı hafife aldılar. Ve ben, her seferinde biraz daha azaldım. Ama bir şey söyleyeyim mi? En çok da sessizce kabul etmek zoruma gitti.

Kırıldığımı anlatamadım. Çünkü anlatmak, daha da küçülmek gibi geldi. Hep güçlü görünmek istedim, ama içimde kocaman bir enkaz vardı. Değerini bildiğim insanlardan gördüğüm her darbe, o enkazı büyüttü.

Devamını Oku
Asaf Eren Türkoğlu

Ben hep başkalarını önemsedim, hep onları merkeze koydum. Sevdim, anladım, emek verdim. Ama o kadar çok verdim ki, elimde hiçbir şey kalmadı. Değer verdikçe, kendi değerimi kaybettim.

Her defasında "Bu sefer farklı olacak" dedim. Ama aynı hikâyeyi farklı yüzlerle yaşadım. Kendimi unutacak kadar onlara yöneldim. Kendi kalbimi yok sayacak kadar başkalarını iyileştirmeye çalıştım. Ve sonunda, onlar iyileşti; ama beni paramparça bıraktılar.

Değer vermek güzel bir şeymiş gibi görünüyor, ama tek taraflı olduğunda ağır bir yük oluyor. Ben başkalarının yükünü sırtıma aldım, kendi yıkıntılarımda tek başıma kaldım. İnsanlara verdiğim her değerde, kendimden bir parça daha eksilttim.

Devamını Oku
Asaf Eren Türkoğlu

Deli dolu bir kadınsın sen, ne gülüşünden vazgeçiyorsun ne de gözyaşından, bir bakıyorsun kahkahaların yankılanıyor sokaklarda, bir bakıyorsun sessizce içine akıtmışsın koca bir günü… Kalbini kimseye tam gösterememişsin belki ama sevmekten de hiç geri durmamışsın. Rüzgar gibi geçiyorsun insanlardan, kimini sarhoş bırakıyorsun, kimini darmadağın… Konuşmaların şiir gibi, suskunlukların roman. Her adımın isyan, her duruşun devrim gibi. Kimse seni anlayamıyor ya hani, işte en çok da orası güzel… Çünkü sen bir sır gibisin, ne tam açığa çıkan ne de tam gizlenen. Deli dolu kadınsın sen, içinde fırtınalarla barış yapmış bir bahar sabahı gibi… Hem yıkıyor, hem iyileştiriyorsun.

Devamını Oku
Asaf Eren Türkoğlu

Deli kadınlar güzel sever. Herkesin sakındığı, uzak durduğu duyguları, tüm yoğunluğuyla yaşarlar. Sevdiklerinde yarım bırakmazlar; sevgilerini gizlemez, sessiz kalmazlar. Kalplerinde ne varsa, olduğu gibi, eksiksiz, içtenlikle verirler. Deli kadınlar severken korkmazlar, çünkü onların sevgisi hesapsız, pazarlıksızdır.

Deli kadınlar, sevdiklerine kendilerinden bir parça verirler. Bütün duygularını, düşüncelerini, hayallerini paylaşırlar. Onları anlamak zor gelir bazen; karmaşıktırlar, sığ bir yerde durmazlar. Ama işte bu karmaşa, bu derinlik, onların sevgisini benzersiz yapar. Deli kadınların sevgisi derindir, tutkuludur, kolay unutulmaz. Çünkü sevdikleri kişiyi gerçekten tanır, onu olduğu gibi kabul ederler.

Bir deli kadın sevdi mi, o sevginin izini ömür boyu taşırsın. Onunla yaşananlar, söyledikleri, sustukları hep sende kalır. Deli kadınlar güzel sever; çünkü sevgileri, kendileri gibi özgürdür, sahicidir, cesurdur. Ve böyle bir sevgiyi yaşamak, bir ömür boyu unutulmayacak bir anı olur.

Devamını Oku
Asaf Eren Türkoğlu

Hayat senin, adımlar senin. Kim ne derse desin, başkasının sözleriyle kendine yön çizemezsin. Elâlemi umursama, çünkü onların konuşması bitmez.

Her yaptığını eleştirirler, her başarını küçümserler. Sen ne yaparsan yap, hep bir eksik bulurlar. Ama bil ki, elâlemin düşünceleri senin gerçekliğin değil. Kendi hayatını onların gölgesinde yaşarsan, bir gün bile kendin olamazsın.

Kimse senin çektiğin acıyı bilmez, verdiğin mücadeleyi görmez. Ama herkes konuşur. Sözleriyle seni incitmeye, cesaretini kırmaya çalışır. Elâlemi umursarsan, onların ağırlığı altında ezilirsin. Oysa sen, yalnızca kendine hesap vermelisin.

Devamını Oku
Asaf Eren Türkoğlu

En çok, bir zamanlar gözlerine bakarak "hiç gitmem" diyenlerin, artık kalabalıklar arasında seni yabancı gibi geçip gitmesi koyar insana. Bir zamanlar gülüşüne dünyaları sığdıran biri, şimdi seni görse bile tanımaz. Ve sen bunu gururla değil, çaresizce izlersin. Çünkü bir zamanlar “biri” olduğun kalpte artık “hiç” bile değilsindir. Sadece el olmuşsundur, sıradan bir yabancı, adı bile anılmayan bir suskunluk...

İnsan en çok da unutulurken hatırlar. O sokakta yürürken, bir şarkıda yankılanırken ya da elini cebine attığında bir zamanlar onun tuttuğu eli özlerken... Kimse bilmez içindeki kırığı, çünkü sen dışarıdan hâlâ aynı görünürsün. Ama içinden geçen her düşünce, seni biraz daha yalnızlığa çeker. Zamanla kabullenirsin… O artık senin değil, sen de onun olamıyorsun. Ama bir tarafın hâlâ onun adını sessizce anarken titrer.

Kimsenin bilmediği bir hikâyesin artık. O çoktan başka bir öyküde yerini almışken, sen hâlâ onun cümlesinde bir nokta olmayı bekliyorsun. İşte en çok bu yakar canını: Seni unutan birini hâlâ kalbinde yaşatıyor olmak. El olmuşsun… ama içinde hâlâ onunla yan yana yürüyen bir “biz” taşıyorsun. Kimse görmüyor, kimse duymuyor. Ama sen, her sessizlikte onun adını fısıldamaya devam ediyorsun.

Devamını Oku
Asaf Eren Türkoğlu

Bazen bir yerden gitmek istemezsin, çünkü orada kalbin kalmıştır. Ama kalmaya devam ettikçe de biraz daha eksilirsin. Her suskunlukta biraz daha tükenir, her kırıldığında biraz daha içine kapanırsın. Gitmeyi aklından geçirirsin, ama bir umut vardır içinde; belki değişir, belki bu kez olur, belki bu kez anlar… Oysa hiçbir şey değişmez. Sadece sen, biraz daha yok olursun.

Ben de öyle kaldım uzun süre. Gitmem gereken yerde kalmaya çalıştım, sırf sevdiğim için, sırf emek verdim diye, sırf belki bu kez diye. Ama ne kadar kalırsam, o kadar azaldım. Her şeyin farkındaydım aslında, ama kabullenemedim. Çünkü bazen gitmek bir yenilgi gibi gelir insana, oysa en büyük zaferdir. Ama ben bunu en son anladım… En çok da kendi kalbimle savaşırken.

Bir gün aynaya baktım, gözlerimdeki ışığın sönmüş olduğunu gördüm. Artık orada kalmanın bana iyi gelmediğini anladım. Ve o an fark ettim; bazen bir yerden gitmek, birinden değil, kendinden kurtulmaktır. Ben de kendimi kurtardım. Gitmeye cesaret edemediğim yerden, en sonunda koptum. Ve bu kez ilk defa bir gidişimde gerçekten özgür hissettim.

Devamını Oku
Asaf Eren Türkoğlu

Herkes gidenlere üzülür, ben kalıp hiçbir şey yapmayanlara kırgınım… Çünkü gitmek cesaret ister ama kalıp susmak daha derin bir ihanettir. Yanımda olup da yüreğimden uzak olanlar, en çok da onlardı canımı yakan. Bir şey söylemediler, teselli etmediler, anlamaya çalışmadılar… Sadece izlediler, sessizce. Bir insanın göz göre göre yavaşça dağılmasına şahit olup da hâlâ “yanındayım” demek, işte en büyük yalandı. Ben o yalanların altında ezildim. Gitseydiniz ya… Hiç değilse eksikliğiniz belli olurdu. Ama siz kaldınız ve yokmuşsunuz gibi davrandınız. Bu yüzden en çok da sizden vazgeçtim. Sessizliğimi siz büyüttünüz, duvarlarımı siz ördünüz. Ve şimdi ne kimseye güvenim var ne de bir cümleye inancım. Çünkü öğrendim: bir insanın gerçekten gitmesi için valizini toplaması gerekmez… Bazen içinden çıkıp gider, ve en çok da orası buz gibi kalır.

Devamını Oku