kalem başın eğiyor
kağıt silerken göz yaşını
yazmaya başlayınca diyarı elleri
ellerde elleri
soğuk esen yelleri rotasız dilleri
solan gülleri
sabahın erinde seherde çıktım
geliyormu diye yoluna baktım
şu kahpe feleğin işine şaştım
türküler söyleyip ağıtlar yaktım
giderken kurmuştuk onunla kavli
kahroldum tükendim son mektubunla
zaten perişandım kara sevdanla
zalimce vurduğun bu son darbenle
ayırdın insafsız ruhu bedenle
varlığımda vardın vazgeçilmezdin
kaldıysan gurbette yalnız kimsesiz
hüzünlü bir garibanlık yoldaştır sebepsiz
olurmu hayatta olurmu hiçbir şey nedensiz
işte onun için aslında sebeplidir sebepli sebepsiz
kalmadı takatım bitti dermanım
aşkta vurgun yemek oldu fermanım
bilmem dayanmaya yeter mi sabrım
terk eyledi beni o nazlı yarim
görmediğim anlar hüzün dolardım
gurbet elde kalıp garip
sakın düşmeyesin derde
derdine çare olacak
kimse bulamazsın orda
sakın belli etme dostum
anlamak anlaya bilmek anlaşılmak
anlaşılabilir olmak ben gibi
anlamamak anlayamamak
anlaşılabilir olmamak olur sen gibi
anlaşılabilir değilsin geri zekalı tek tanem
kamil olan kine kanmaz
garibana zeval vermez
orda burda boş konuşmaz
erdem bilir kamil olan
zalimin zulmünü kınar
ahd eyleyip bülbül gibi nidayı güle
dolamak ne güzel sevgiliyi seherde dile
hasreti her zaman yaşatan o ince bele
örğüle ey suna sırma saçlarını o bele
hazandır sonbaharda düşen her yaprak
temmuz sıcağında kan ter içinde
üşüyorum titriyorum sevdiğim
alev alev ateşlerin içinde
üşüyorum donuyorum sevdiğim
saramadım seni yaram kanıyor




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!