Ahmet Kölecioğlu Şiirleri - Şair Ahmet K ...

Ahmet Kölecioğlu

dökmüşsün bütün derdini gülüm
alıp kalemi pamuk eline
yılmamış ürkmemiş çekip gitmemiş
cesaretle söyle deyip diline
hüzünleri doldurup gönül hanene
yürümüşsün korkmadan sevgi dolu sevdana

Devamını Oku
Ahmet Kölecioğlu

bir seher vaktinde bir dertli bülbül
feryadı duyarsan bil ki sevdiğim
bülbül de derdimin dile geldiğin
anlayıp da ağla ağla sevdiğim

gezdiğin bahçenin lalesi gülü

Devamını Oku
Ahmet Kölecioğlu

ağlayıp gözünden akıtma yaşı
dayanamam senin göz yaşlarına
senin mutluluğun benim yaşamım
kurban olurum o kara kaşına

sen gönlümde açan gonca gülümsün

Devamını Oku
Ahmet Kölecioğlu

alemdeyim ademim
derin derya damlasında bir demim
dalıyorum tefekküre ben kimim
ben bir canım ben bir canım


Devamını Oku
Ahmet Kölecioğlu

ben Anadoluyum dolu doluyum
değerlerle dolu değerlerin yoluyum
halde hal dolu haller halıyım
pir sultan hacı bektaş mevlanayım
ilim irfan yuvasıyım

Devamını Oku
Ahmet Kölecioğlu

yaşanmış bir sevda değil bendeki
görülmüş güzellik değil sendeki
kime nasıl anlatayım derdimi
bir anlayan yok ki benim sevdamı

güneş neden kainata doğuyor

Devamını Oku
Ahmet Kölecioğlu

umut dolu duygular yitirdim yıllarca
hayalinle dolu gurbet akşamlarında
kaldırımlarda kuytu köşelerde
içe akan göz yaşlarında

sensizliği yine seninle doldurarak düşlerde

Devamını Oku
Ahmet Kölecioğlu

on yedinci asrın son çeyreğinin son ayının son haftasının son üç günü
on sekizinci asrın ilk çeyreğinin ilk ayının ilk haftasının başlamasına üç gün var
akşam yemeğini yedim evin avlusuna çıktım bir cıgara yaktım derin bir nefes çektim
dumanı cigerlerim de dolandırıp yele savurdum yel aldı götürdü aklım yerine oturdu
adımlarım avlu kapısına doğru yürüdü ellerim avlu kapısını ittirdi ayaklarım beni yola çıkarttı
yol köyün kahvesine getirdi neyse kahveye girdim oturdum bir çay söyledim çayım geldi

Devamını Oku
Ahmet Kölecioğlu

Devranı devrin yıllarının birinin aylarının birindeki bir haftanın bir gününde öğleyi çok az bir zaman geçmiş vakit yavaş yavaş yönünü ikindiye çevirmeye başlamıştı
Birbirlerine bayağı yakın olan birkaç köyden köyün birinde Kalıpçı kazımın kızının kaynanasının kardeşinin kayını kemancı kadir köyün kahvesinde kendi kendine konuşup kafasına konan kara sinekleri kovalayarak otururken yanına Karamsarlığından kaderine kahreden kadriyenin kocasının kardeşi kemal geliyo
Selamunaleyküm ula kalıpçı kazımın kızının kaynanasının kardeşinin kayını kemancı kadir diyo Kalıpçı kazımın kızının kaynanasının kardeşinin kayını kemancı kadir aleykümselam karamsarlığından kaderine kahreden kadriyenin kocasının kardeşi kemal diyo
Karamsarlığından kaderine kahreden kadriyenin kocasının kardeşi kemal diyoki ula Kalıpçı kazımın kızının kaynanasının kardeşinin kayını kemancı kadir niye böle sinek kovalayarak dertli dertli düşünüyon diyo Kalıpçı kazımın kızının kaynanasının kardeşinin kayını kemancı kadir diyoki ula Karamsarlığından kaderine kahreden kadriyenin kocasının kardeşi kemal dertli dertli sinek kovalayıp düşünüyom çünkü ne düğün oluyo ne nişan oluyo hiç çaran olmuyo beş kuruş para kalmadı diyo
Karamsarlığından kaderine kahreden kadriyenin kocasının kardeşi kemal diyoki ula Kalıpçı kazımın kızının kaynanasının kardeşinin kayını kemancı kadir ben buraya yanığa niye geldim biliyonmu diyo Kalıpçı kazımın kızının kaynanasının kardeşinin kayını kemancı kadir ne bilem demedinki bilem diyo oda he valla doğru diyon daha demedimki bilecen diyo ve diyoki söylüyom o zaman iyi dinle diyo oda tamam dinliyom diyo Karamsarlığından kaderine kahreden kadriyenin kocasının kardeşi kemal diyoki dün bir işim vardı yukarı köye gittim mıktarın yanına işimi görüp ordan ayrılacam zaman mıktar şe dedi bağa ne dedi sağa ula dedi bizim köydeki yıllardır yalnız yaşayan yalnızlığın yılgınlığından yıpranmış yalnız yılmazın yeğeni yoksul yıldırımın nişan olacak bildiğin tanıdığın kemancıyla klarnetci varmı dedi aklıma sennen yan köydeki kırnatacı kenanın komşusunun kardeşi klarnetçi koca kafalı Kamuran geldi var dedim tamam o zaman dedi onlarla konuş üç gün sona nişan olacak al getir haklar neyse fazlasıyla verrük dedi tamam konuşurum dedim ne diyon gelecenmi he valla çok iyi olur gelecem tamam o zaman hadi kalk kırnatacı kenanın komşusunun kardeşi klarnetçi koca kafalı kamuranın yanına gedek onada sorak gelirmi gelmezmi örenek tamam gedek örenek dedim gettik Kırnatacı kenanın komşusunun kardeşi klarnetçi koca kafalı kamuranı bulduk yanına vardık selam verdik oturduk Karamsarlığından kaderine kahreden kadriyenin kocasının kardeşi kemal dediki ula Kırnatacı kenanın komşusunun kardeşi klarnetçi koca kafalı Kamuran buraya niye geldik biliyonmu dedi oda sölemedinizki ne bilem dedi doru diyon sölemedik sölüyom o zaman dedi tamam söle o zaman dedi dediki dün bir işim vardı yukarı köye gettidim işimi görüp gelecem zaman mıktar dediki üç gün sona nişan olacak tanıdığın kemancıynan klarnetçi varmı dedi aklıma siz geldiniz var dedim Kalıpçı kazımın kızının kaynanasının kardeşinin kayını kemancı kadir aha burada onan konuştum tamam dedi beraber sana sormağa geldik hakkınız neyse fazlasıyla verecekler ne diyon Kırnatacı kenanın komşusunun kardeşi klarnetçi koca kafalı kamuran tamam çok iyi olur bende zaten düşünüyodum bir düğün yada nişan olsada elime biraz para geçse diye diyo
Karamsarlığından kaderine kahreden kadriyenin kocasının kardeşi kemal tamam o zaman anlaştık üç gün sona bizim oraya gel beraber gederik diyo Kırnatacı kenanın komşusunun kardeşi klarnetçi koca kafalı Kamuran tamam diyo Kalıpçı kazımın kızının kaynanasının kardeşinin kayını kemancı kadirnen Karamsarlığından kaderine kahreden kadriyenin kocasının kardeşi kemal kalkıyorlar köylerine dönüyorlar üç gün sona buluşup yukarı köye gidiyorlar Yıllardır yalnız yaşayan yalnızlığın yılgınlığından yıpranmış yalnız yılmazın yiğeni yoksul yıldırımın nişanında çalğılarını çalıyorlar hak ettikleri emeklerinin karşılığı parayı alıyorlar çok çok seviniyorlar mutlu mesut güle oynaya köylerine dönüp evlerine gidiyorlar

Devamını Oku
Ahmet Kölecioğlu

Devranı devin yıllarının birinde yaz ayları bitmiş sonbaharın sonunda hasat yapılmış kış ayları için hazırlıklar tamamlanmış yazın ürünü yetiştirmenin sonbaharda hasadı harman etmenin yorgunluğunun atılacağı sıcacık yuvalarda ve köy kahvesinde günlerin geçeceği anı zaman gelmişti buda hakkıyla hak edilmişti ürün bol hasat iyi herkes mutluydu Artık havalar soğumuş kış kendini göstermeye başlamıştı günlerden bir gün öğle geçmiş ikindi bitmiş akşam başlamış hava kararmıştı Dermansız derde düşmüşçesine durmadan derdim derinlerde diye diye dövünerek dolaşan davranış durumu delik deşik durmuşun damadı davarcı davut Akşam yemeğini yedikten sonra avradına diyoki avrad sen çayı demle çocuklarla için ben kalkıp varam Karanlıktan korkan kestaneci koca kulaklı kadirin kuzeni kezbanın komşusunun kızının kocasının kardeşi kişnişçi kubilayı alam kahveye gedek çayı orda içerim diyo avradıda tamam herif amma geç kalma emi diyo tamam geç kalmam diyo kalkıp gidiyo Karanlıktan korkan kestaneci koca kulaklı kadirin kuzeni kezbanın komşusunun kızının kocasının kardeşi kişnişçi kubilayı evinden alıp köyün kahvesine doğru yürüyorlar giderken yolda Karanlıktan korkan kestaneci koca kulaklı kadirin kuzeni kezbanın komşusunun kızının kocasının kardeşi kişnişçi Kubilay diyoki ikindi vakti Çifçi çetinin çiflinde çebiç çobanlında çalışan çadırı çuvaldan çakırın çocunun dükkanına öteberi almaga gettidim orda Yürenden yaralı yıllardır yarasından yılmış yıpranmış yavaş yavaş yürüyen yakası yırtık yakubun yegeni yıldırımla karşılaştım ona akşam gaveye gelecenmi dedim oda gelecem dedi bende dedimki Dermansız derde düşmüşcesine durmadan derdim derinlerde diye diye dövünerek dolaşan davranış durumu delik deşik durmuşun damadı davarcı davut gelip beni alacak bizde gelecez bir gişi daha bulur gözel bir okey oynarık hemi dedim oda he valla şöle çaylarımızı yudumlayarak oynarık akşamın geyfini çıkarrık dedi sona dediki o zaman ben gelirken Akşamdan akşama acıkan acıkıncada azıcık açmayla aşure atıştıran açlığa alışkın ayakkabıcı alinin akrabası ayrancı ademide alıp gelem dedi bende tamam eyi olur dördü tamamlamış oluruk gözelcene oyunumuzu oynarık dedüm eyü demüşüm hemi oynarık eyü demüşün oynarık oynamasınada Akşamdan akşama acıkan acıkıncada azıcık açmayla aşure atıştıran açlığa alışkın ayakkabıcı alinin akrabası ayrancı adem oyunları okkabazca oynayıp oynadığı oyunu oyuncaklaştırarak oynuyor oyunu oyuncaklıştırarak oynayıncada oyun oyun olarak oynanmıyor oyun oyun olarak oynanmayıncada olmuyor tadı kalmıyor Karanlıktan korkan kestaneci koca kulaklı kadirin kuzeni kezbanın komşusunun kızının kocasının kardeşi kişnişçi Kubilay doru sölüyon haklısın ama önce konuşuruk doru düzgün oynamağa söz verirse onan oynarık yoksa başka birini çarrık diyo Dermansız derde düşmüşçesine durmadan derdim derinlerde diye diye dövünerek dolaşan davranış durumu delik deşik durmuşun damadı davarcı davut tamam o zaman olur diyo bu arada gaveye varıyorlar içeri girip içerdekilere selam verip bir masaya oturup birer çay söylüyorlar çaylarını daha bitirmeden içeri Yüreğinden yaralı yıllardır yarasından yılmış yıpranmış yavaş yavaş yürüyen yakası yırtık yakubun yiğeni yıldırımla Akşamdan akşama acıkan acıkıncada azıcık açmayla aşure atıştıran açlığa alışkın ayakkabıcı alinin akrabası ayrancı adem giriyor selam verip oturuyorlar onlarda çaylarını söylüyorlar çaylarını içerlerken Karanlıktan korkan kestaneci koca kulaklı kadirin kuzeni kezbanın komşusunun kızının kocasının kardeşi kişnişçi Kubilay eee dört tamamlandına göre okeyi istiyekmi gaveciden ne diyonuz diyo sonra birden haa şunuda konuşak karar vermeden önce diyo ve Akşamdan akşama acıkan acıkıncada azıcık açmayla aşure atıştıran açlığa alışkın ayakkabıcı alinin akrabası ayrancı ademe dönüp diyoki bak oyunu oyuncaklaştırarak oynayacaksan oynamayak oyunu oyunca oynayacaksan oynuyak olurmu çünkü herkes senin oyunu oyuncaklaştırarak oynamanı sevmiyo diyo Dermansız derde düşmüşcesine durmadan derdim derinlerde diye diye dövünerek dolaşan davranış durumu delik deşik durmuşun damadı davarcı davutda diyoki he valla doru sölüyo oyunu oyunca oynuyacaksak oynuyak yoksa oynamuyak diyo Akşamdan akşama acıkan acıkıncada azıcık açmayla aşure atıştıran açlığa alışkın ayakkabıcı alinin akrabası ayrancı adem tamam söz oyunu oyuncaklaştırmadan oyunca oynuyacam oynuyak hadi diyo hepsi tamam o zaman diyolar gaveciden okeyi istiyorlar bire çay daha söylüyorlar güzel güzel oynadıkları oyunun oyuncaklaştırılmadan oynanmasından dolayı memmun memmun oyun bitene kadar ikişer üçer çay daha içerek oyunlarını oynuyorlar oyun bitince Dermansız derde düşmüşçesine durmadan derdim derinlerde diye diye dövünerek dolaşan davranış durumu delik deşik durmuşun damadı davarci davut diyoki arkadaşlar gaveye gelirken avrada söz verdüm geç kalmıyacam diye onun içün ben kalkıp artık eve gedem bana müsaade diyo sona hepsi evlerine gitmeye karar veriyorlar herkes kaçar çay içtiyse gaveciye çay paralarını ödüyorlar evlerine gidiyorlar
Kölecioğlunun naçizane fikri her ne kadar aslı mümkün asılsız kurgu olsa da köy hayatını yaşamak güzeldir toprağın bereketi çayır çimenin kokusu koyunların kuzuların meleşmesi tohumun filiz filizin başak başağın hasat hasadın harman edilmesi kışın yuvada çoluk çocukla çorbanın sıcaklığı ne hoş ne güzel

Ahmet kölecioğlu 2025

Devamını Oku