dökmüşsün bütün derdini gülüm
alıp kalemi pamuk eline
yılmamış ürkmemiş çekip gitmemiş
cesaretle söyle deyip diline
hüzünleri doldurup gönül hanene
yürümüşsün korkmadan sevgi dolu sevdana
temmuzun sarı sıcağı vururken toprağa
kanter içinde çapasını sallıyordu bir kadın
ayakkabısız bir çocuk ağlıyordu tarlada
kara sinekler yalarken gözlerini
sıcak ve sinek bir parçasıydı
bir seher vaktinde bir dertli bülbül
feryadı duyarsan bil ki sevdiğim
bülbül de derdimin dile geldiğin
anlayıp da ağla ağla sevdiğim
gezdiğin bahçenin lalesi gülü
öyle bir güzeli gördü ki gözüm
o an yüreğimden dağıldı hüzün
güzel çok nurludur senin o yüzün
belli ki tertemiz yüreğin özün
kainatı gönül gözün görmezse
sırrına eremezsin varlığın
tanımazsan aslanını Allahın
kim olduğun bilemezsin alinin
ümmetlere rahmet olan habibin
kırdın belimi kırdın
yakıp ciğerimi yürekten vurdun
hesapsız sınırsız sevdamın kızı
karanlık gecelerimin seher yıldızı
neden ansızın çekip gittin
beni böyle tek başıma bırakıpta
kırma kanadını bülbülün avcı
güle sevdasından başka bir suçu
varmı ki bükersin boynunu gülün
kırıp kanadını sen o bülbülün
merhamet vicdanın yokmudur senin
kara kaşlı karanfil kokulu
kalbimin kapısının kilidi
kafanı kalbini karamsarlıklar
kaplamışcasına kederlisin
kaderine küsmüşcesine kötümsersin
karanlıklar dehlizinde
dermansız halsizlikler var halımda
bir ışık arıyorum yar yolunda
hasret doluyum sevdana aşkına
hayalin var kolumda
bir ışık yar bir ışık arıyorum yolunda
karatma karanlık geceler gibi gönlünü
soldurupta umudunda cevherini gülünü
dön sırtını aysız gecelere çevirme yönünü
aydınlatsın yüreğin ışığıyla yolunu
bir meçhulde köhnelerde kaybolup yitme




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!