SEKÜLER EĞİTİM VE BONZAİ
Yıllardır sürdürülen seküler eğitim gençleri Bonzai ’ye yöneltiyor artık dün sadece sigara ile mutlu olan gençlik, sonra biraya alıştırılmış, bira alışkanlığı alkol tüketimine yöneltmiştir. Alkol tüketimiyle yetinmeyen gençlik daha sonra esrar ve eroine alıştırılmış, ardından Ektasy ve en son olarak da Bonzai ’yi keşfetmiştir.
Maddi eğitimden bir türlü manevi eğitime geçilemedi. Medreselerin iflasından sonra batılı anlamda kurulan yeni mektepler batıcı bir zihniyet, Hristiyan öğretisinden dışlanmış ama İslami bir veçhe kazanamamıştır. Yetiştirilmek istenen gençlik pozitivist bir bakış açışıyla yönlendirilmiş, dini ve moral değerleri dışlayan bir eğitimin temelleri atılmıştır.
Bu eğitimin oluşturduğu nesillerin batıcı, dini değerleri önce önemsemeyen, giderek dışlayan bir kimliğe sokulmuşlardır. Gimnazyum’u: çıplaklık anlamına gelen beden eğitimi ve batılı teist müzikle yetişen gençlik hazcı bir kimliğe bürünmüştür. İbadetten uzak tutulan nesiller din derslerinden hayata bir değer katamamış, kendini dünyevi hazların emrine vermekte gecikmemiştir.
20.YÜZYILIN YANILGISI
20.yüzyıl dindışı öğretilerin ayyuka çıktığı, kitlelerin adım adım dinsizliğe iticiliği bir zaman dilimi olarak anılacaktır medeniyet tarihinde. Rönesans ve reform hareketlerini batıda her alanda mutlak bir hakimiyet kuran kilise zulmüne son vermişti. Bu zulüm o derece ileriye varmıştı ki kadınları şeytan sayıp yakmaya varmış, engizisyon mahkemeleriyle toplum baştanbaşa korkunç bir zulüm dalgası altında ezim ezim ezilir hale gelmişti.
Üstelik bu zulüm din adına yapılmaktaydı. Kilisenin toplum üzerindeki bu totaliter baskısı toplumsal başkaldırı yoluyla alt edilmiş, tersine bir gelişim ve yönelişle din dışı eğilimler artmıştı. Pozitivizm, nihilizm gibi dini dışlayan felsefelerin öğretisi dünya çapında bir yayılış göstermiş, komünist ve kapitalist sistemlerin koruyucu şemsiyesi altında bütün yeryüzünü sarmıştı.
Kilisenin büyük yanlışı İslam’ı da zora sokmuş, gelişen ateist düşünceler İslam dünyasında da boy göstermeye başlamıştı. Ruhban sınıfının eski gücünü yitirmesi, laikliğin din adamlarının toplumu ezen gücüne son vermesi, İslam dünyasında da din adamlarının ikinci plana atılmasına, onların yerinin önce edebiyat sonra diğer sanat adamlarının almasına yol açmıştı.
Bu yer değiştirme de dinin toplumdan büsbütün dışlanmasına ve büsbütün baskı altına alınmasına yol açmıştı. Komünist ülkelerde mabetler kapatılmış, Marks’ın din afyondur ilkesi gereği din adamları ve dindarlar takibe uğratılmıştı.
ŞEHİT BEYTULLAH
İnsanlar karlı dağlar gibiydi
Top mermileri kale kapılarını deldi
Koca dağlar devriliyordu art arda
Dağ gibi insanlar devriliyordu bir bir peşi sıra
Başkomutan Recep Tayyip Erdoğan
Yıl 2002
Bir güneş doğdu ufuklarımızda
Çağları aşan bir komutan bir güneşti O
Halkını zilletten kurtaran bir ateşti O
15 TEMMUZ KAHRAMAN MİLLET DESTANI
BU nasıl bir kahramanlık. Gözü kara millet liderinin bir işaretiyle ölümün savaşıyor. Elinde silah olmadan sivil bir savaşa başlıyor. Tek ahı imanı. Tek kalkanları bedenleri.
Bin yıllık bir uyku dağılıyor, koca bir dev bin yıllık uykusundan uyanıyordu. Aldığı darbelere rağmen bir türlü yok edilemeyen ruh yeniden diriliyor, düşmanlarını paniğe sevk edercesine yattığı yerden kalkıyor, diri diri gömüldüğü mezarından çıkıyor ve düşmanına en büyük tokadını atıyor, öldürücü sillesini vuruyordu.
15 TEMMUZ RUHU
BU RUH yüzyılların habercisidir. Bu ruh öldü, gömdük, tarihe mal oldu denilen inancın yeniden dirilişidir. Bu ruh hakkın ve hakikatin ölümsüzlüğünün habercisidir. Bu ruh ilahi olanın şeytani olana galebe çaldığı inanç mananın ruhudur.
Âdem A.S. dan dan beri onun ilk öğretisinin peygamberlerden en son peygambere ulaşan ilahi bildirinin ilamı olan İslam’ın ruhu o gün yeniden canlanmıştır. Bu ruh ve mana öldü sanılmış, öldü gömüldü derken yeniden canlanmıştır.
Osmanlı’nın asırlar süren bayraktarlığından sonra Türkiye devletinin alabildiğince Batılaştırılmış aydınlarına karşın İslam’a derinden derine bağlılığını sessizce korumuş olduğunu göstermiştir 15 Temmuz. İşte dirilen ruh bu ruhtur. Batılın karşısında hakkın yeniden dirilişidir.
İçindekiler
1.BÖLÜM
1-Giriş
2-Tek başına bir ordu
3-Gözü kara bir millet
DAR GEÇİT (devam)
Onu bugün yine gördüm. Yürüyüş yolundaydı. Aman Ya rabbim. Yoksa o da beni seviyor mu? Aradaki yaş farkına rağmen benim ona olan ilgimi sezmiş babasızlığın verdiği sevgi boşluğuyla gönlünü bana kaptırmış mıydı? Emin değildim. Ama öyle olmasını istiyor, hayatımı yeni baştan yaşamak, gençliğe geri dönmek, o günleri geri getirmek istiyordum.
Tam yanlarından geçiyordum. Arkadaşı ve o. birden yanından geçtiğin kızın boynundaki happy kolyesini gördüm. Şaşırmıştım. Bu o muydu? Yoksa aynı kolyeyi taşıyan başka bir mi? oysa onu ben şu saatte burada hiç beklemiyordum. Daha dün karşılaşmıştık. O her günkü yerindeydi. Elinde reklam broşürleri gelen geçene bakıyor, müsait bulduklarının ellerine birer tane tutuşturuyordu.
Benim onun için oraya uğradığımı biliyor, ama bilmezlikten geliyordu. Uzaktan onu arayan gözlerle bakmış görememiştim. Yürüyüşüme devam edince orada olduğunu apartmanın girişine yakın elinde broşürlerle durduğunu fark etmiştim.
Yanına yaklaşarak hali hatırını sordum. Bana her zamanki sevimliliğiyle cevap veriyordu. Ben onun o güzel dudaklarına bakıyor, onları öpmek için neler verebileceğimi düşünüyordum. Çalışmasını övgüyle karşıladığımı söyledim kendisine. Geçenlerde okula geldiklerinde arkadaşları yanındaydı. Onlara çalışıyor musun demiş evet cevabı almıştım. Amacım üniversite sınavları değildi.




-
İsmail Karaosmanoğlu
Tüm Yorumlarhaydi şair dostlar görüşelim