Seçki
SELAM
Selam sana
Ey erenlerin gözbebeği
Selam sana
Nurların nuru
Ne güzel
Günlerin geçmesi
Ya mevsimlerin
Ardı ardına koşup gitmesi
BATI İRAN VE İSLAM DÜNYASI
Bu üçlüye dikkat etmeli bütün dünya. Bütün dünyanın gözü önünde oynanan bu tiyatroya dikkat etmeli? Bu oyunu sezmek, tam tahlil yapabilmek için bazı önemli noktalara dikkat çekmek lazım. Öncelikle İran’ı tanımak, onun İslam dünyasındaki tarihi rolüne dikkat çekmek gerek.
Büyük Pers İmparatorluğu’nun devamı olan İran Devleti Büyük Selçuklu Devleti dönemini istisna sayarsak hep aynı ruhla yaşamıştır. Bu ruh ve fikir hep aynı minval üzere devam etmiş ve bu güne dek gelmiştir.
Öncelikle İran’ın büyük Pers İmparatorluğunun, Kur’an-ı Kerim’de bir sure olan Bizans’la çağın süper güçleri olarak dünyanın terk hakimi olmak için yaptıkları savaşları konu eden Rum Suresini hatırlayalım. Aslen Mecusi: Ateşperest olan İran’a karşı kitabi din sahibi Hristiyan Rumların galip geleceğini müjdeleyen ayet bize o günlerin siyasi hareketlerini pek güzel anlatmakta.
Hristiyanlıkla birlikte bütün kitabi dinlere ve bilhassa İslam’a karşı büyük direnç gösteren bu ateşperest dünya İslamlığı kabul etmeden önce de sonra da pers imparatorluğunun hegamonik zihniyetini terk etmemiştir.
TOPLUMSAL DEĞİŞME VE CİNNET HALİ
Evet, evet tam anlamıyla bir cinnet hali yaşıyoruz. Tam bir cinnet bu. Delilik kelimesini hafif bulduğum için böyle söylüyorum. Gerçekten cinnet geçiriyoruz. Toplumca bir cinnet hali yaşıyoruz. Hem de hiç geçmiyor bu. Sürekli artıyor, dozajını artırıyor.
Gün geçmesin ki bir cinayet haberi yer almasın medyada. Ya karısını çocuğunun gözü önünde bıçaklayan koca, ya karısın yüzüne kezzap atan adam. Yahut anne ya da babasını bıçaklayarak öldüren evlat. Yahut çocuğunu öldürüp intihar eden valide. Veya çocukları için kavga edip ölümlere sebebiyet veren komşular. Veyahut sınır anlaşmazlığı yüzünden cinayete bulaşan köylüler. Üç kuruşluk dünya malı için toplu kıyam yapan köylüler. Bütün bunlar toplu cinnet halinin tezahürü.
Karısını döven koca, kocasını döven kadın hikâyeleri en vakayı- adiyeden. Eşi ile kızına sırf bir kuşku yüzünden kurşun yağdıran kocalar. Kocasının tehditleri yüzünden koruma talep eden kadınlar, kadınların tehdidi yüzünden koruma talep eden kocalar. Koca dayağı yüzünden kadın sığınma evine müracaat eden kadınlar, kadın dayağı yüzünden sığınma talep eden kocalar. Dahası evden kaçan köprü altlarına sığınan oralarda tinerciliğe başlayan, kapkaç yapan, üç kuruş için adam bıçaklayan zavallılar. Evden kaçıp kötü emelli kişilerin eline düşen genç kızlar, uyuşturucuya alıştırılan çocuklar, satıcılığa zorlanan gençler. Geneleve düşen kadınlar, tele- kızlığa zorlanan kızlar.
Dahası kumara alıştırılan zavallılar, internette aldatılan yuvaları yıkılan kadınlar, terk edilen çocuklar. Sokağa atılan anne babalar, kimsesizliğe mahkûm edilen yaşlılar. İşte bütün bunlar toplumun ne raddeye geldiğinin açık göstergesi, vahim gidişin işaretleri.
İş bu noktaya ne zaman nasıl geldi. Biraz onu irdeleyelim içki, kumar, hırsızlık, kapkaç hepsi insanlığın ilk günlerinden beri geçerli olan vakalar. İlk katil Kabil’di ve kardeşi Habil’i öldürdü. Ve sonra ateşe taptı. Ayrıca babasına ve Allah’a asi oldu. Dahası kendi batındaki kız kardeşiyle evlendi. Ensest ilişkinin ilk temsilcisi oldu.
KURBAN BAYRAMI VE MÜSLÜMANLAR
Kurban ve Ramazan bayramları Allah cc’ nin Müslümanlara yılda iki kez gönderdiği büyük iki hediye. Aslında bayramlar bunlardan ibaret değil. Cuma Müslümanın haftalık bayramı. Haftada bir Allah CC. bize hediye gönderiyor. Niçin?
Allah mümin ve muvahhit kullarına bir hafta boyunca yaptığı kulluktan, itaatten dolayı mükâfat veriyor.’ Haydi, ey kulum ben senden, itaat ve hizmetinden, yaradılış gayesine uygun işlerinden, toplumsal hizmetlerinden, bireysel sorumluluklarını yerine getirmenden memnunum al sana bu gün bayram et. Bu bayram benden sana armağan olsun’ der. Yılda iki kez olan büyük bayramlar ise cabasıdır. Asıl büyük bayram ise beka yurdu ahirette Allah’ın cemali, cennet ve rızasına kavuşmak olacaktır.
Bayramların bir Allah’a dönük yönü var bir de topluma. Toplumsal kaynaşmanın, sorumlulukların yerine getirildiği en kutlu vakitlerdir bayramlar. İslam dininde sıla-i rahmin yeri çok önemli. Dinin olmazsa olmazı. Sıla-i rahmi terk edenin ibadeti kabul edilmiyor Allah katında. Bizzat sıla-i rahimin kendisi en büyük ibadet. Anne babaya hizmette sonra sıla-i rahim geliyor. Sebepsiz yere dargın durmak hele hiç yok. Sebepli dargınlıkların süresi de üç gün. Ama nerde biz yıllarca barışmıyoruz nedenli nedensiz dargınlıkları sürdürüyoruz. Yok, yere küsüyoruz, kendimizce haklı sebeplerimiz var, aslında hepsi de sudan sebepler. Ondan sonra bayram yapmaya kalkıyoruz. Bayramda küslüklerimizi bitirmeye değil sürdürmeye gayret ediyoruz olanca azmimizle. Sonra da kendimize Müslüman diyoruz. Hem de Yahudilerin dediği gibi Allah’ın sevgilileriyiz biz diye övünüyoruz. Allah’ın sevgilisi yani dostu. Yani veli.
‘Müminler Allah’ın dostlarıdır’ kavlinin arkasına sığınıyoruz. Oysa nerede o müminler, nerede biz. Gelgelelim bu kuru bir aldanıştan, kendi kendimizi aldatmaktan başka bir şeye yaramıyor.
RAMAZAN VE İHSAN
İnsan yeryüzüne neden gönderildiğini bir bilse, bir bulabilse. Bir amaçla yaratıldığını bir anlayabilse. Yalnız yemek, içmek ve eğlenmek için yaratılmadığını idrak edebilse… Ah nerde, nerede bu müdrike bu şuur. Yanından bile geçmiyor zavallı insan. Niçin yaratıldığını bir türlü kavrayamıyor.
İşte ramazan bu idrake çağırıyor bizi. Kendi gerçeğimizi anlamaya, kavramaya ve bu gerçek çerçevesinde hayatımızı anlamlandırmaya çağırıyor.’ İnsan başıboş yaratıldığını mı zannediyor? ’buyuruyor Allah –u Teala (cc.) işte başıboş yaratılmadığını anlayacak insan niçin yaratıldığını da bilecek, bulabilecektir. Onun için ‘Kur’an da hala anlayamayacak mısınız? ’ hitapları çokça yer alıyor. Kur’an insanı araştırmaya, öğrenmeye, düşünmeye ve anlamaya çağırıyor. Çok fazla ibadet etmeye değil, namaz kılmak, oruç tutmak anlamında.
İnsan ihsan makamında. ‘İnnallahe ye’muru bil adli ve’l -ihsan’ ’Allah adalet ve ihsanı emrediyor’. Her Cuma hutbeden inmeden imam efendi bu şekilde hitapla bitiyor öğütlerini. ‘Ve ita izil kurba…’ Yakınlara vermeyi emrediyor Allah diyor Kuran' dan ayetle. Ramazan Allah’ın ihsanı Müslümanlara. Ve en çok bu ayda ihsan etmek, iyilik ve ikram emrediliyor, teşvik ediliyor, öğütleniyor. Yapılacak sadaka ve ikramların sevaplarının bu ayda kat kat olacağı müjdeleniyor.
MÜSLÜMAN VE KADIN YA DA İSLAMCI AYDINDA KADIN TESİRİ
Müslüman aydının imtihanı da desek olur buna. En zor eylemimiz bu. Kadın şeytanın tuzaklarından bir tuzak. Bekarlıkta ve evlilikte en büyük handikaplardan biri kadın.
Kadın önce Âdem’e tuzak kurdu. Aslında tuzak kuran şeytandı. Kadın şeytana aldandı Âdem kadına. Aslında aldanan nefisti belki de gerçek aldatan o. Âdem’i gerçekten kandıran o içindeki şeytandı yani nefs.
Kabil de aynı tuzağa düştü kadın nefs ve şeytan tuzağına. Kadında güzellik ve cinsellik aldanışın en büyük kaynağı. Hareminde nefsini teskin eden kadın olduğu halde erkekler hep o namahrem tuzağına düşmekte devam ediyor. Evdeki kadın ne kadar cilveli, güzel ve istekli olsa da o bu haram bahçesine girmekten, bu yasak meyveyi koparamasa bile ona uzanmaktan kendini alamıyor.
İster bekâr olsun ister evli, ister genç olsun ister yaşlı hiçbir erkek kendini bu tehlikeden uzak sayamaz. Şeytan kadını kullanarak nice âlimleri kendisine kurban etmiş bir nicesinin imanını yok etmiş, inkâra sürüklemiştir nicelerini. Yalnız Allah’ın salih kulları müstesna.
Zaten insanın yücelişi ve düşüşü de burada başlıyor burada bitiyor. Nefsine hâkim olmakla nefsine mahkûm olma sırrı burada. Buradan yükselecekse yükselecek, buradan düşecekse düşecek insan. Ahsen-i takvim sırrı burada esfel-i Safilin olma sırrı burada.
MÜSLÜMANIN ZAAFLARI
Çağdaş Müslümanın yanlışları nelerdir dersiniz. Kendimden yola çıkarak çözümlemeye çalışacağım. Yıllar önceydi. Öğrenciydik. Amerika’da tahsil yapmış biriyle tanışmıştık. Dayısı o zaman yeni kurulan bir İslamcı partinin il başkanıydı. Bir market kurmuştu Müslüman kesimin ortaklığıyla. Genel müdürü ya da yönetim kurulu başkanlığına kendini tayin ettirmişti.
Biz birkaç hevesli gençtik. Şirketle alakamız olmadığı halde bizi etrafına toplamış konuşmalar yapıyordu. Bize zaaflarımızı sordu. Kadın, para, şöhret ve makam öğelerinden birini yazmamızı istiyordu. Ne yazdım bilmiyorum. Bu seminerlerin de devamı gelmedi. Zaten o inşaat malzemeleri marketi işlemedi. O da şirketi yiyecek ve ev marketine çevirdi. Birkaç yıl sonra ben de o markette çok zor şartlarda çalışmış, üç gün dayanabilmiştim. Çünkü bana 3 kişinin yaptığı iş yüklenmişti. Hem kasaptım hem market malzemelerini depoda paketliyor ve raflara diziyordu hem de kasada oturuyordum. Ücretimi de almadan işi bırakmıştım. Daha sonra bir gazete reklam departmanı görevlisi olarak aynı kişiyle iş yapmış iyi para kazanmıştım.
Bunları niye anlatıyorum. Şimdi geriye dönerek bakıyorum ki o gün o abimizin kafamıza çaktığı bu konu çok önemliydi. Şimdi bir çok dost ve arkadaşımızı idealist yıllardan sonra bu zaaflara yenilmiş ve kulvar dışı kalmış görüyoruz.
İşte Müslüman kesim o gün küçük bir hareketin içindeydi bu gün iktidardaki bir partinin sırtından bazı nimetlere kavuşmuş bulunuyorlar. Ama birçoğu ya paraya, ya şöhrete, ya kadına, ya da makama mağlup oldular. Birçoğu zengin oldu hem de’ haram helal ver Allah’ım fakir kulun yer Allah’ım diyerek. Ya makama mağlup oldular, getirildikleri makamı başlarının üstüne alarak değiştiler. Ya şöhret sahibi oldular çevrelerindekini tanımaz oldular ‘büyük tepeleri ben yarattım havasına girdiler. Kimi kadınla imtihan oldu yenik düştüler. İdealizm suya düştü. Kimi milletvekili oldu, kimi genel müdür. Kimi profesör oldu kimi zengin. Artık hiç birini görmek mümkün değil. Değiştiler. Biz de değiştik belki ama farkında olmadık, olmuyoruz, olamıyoruz. Birilerinin bizi uyarması lazım. Hani içinizden bazıları emr-i bil’maruf yapsın emri var ya. Bu emir barış zamanında hepimize ama savaş halinde savaşa gitmeyip bu görevle bekletilen ilim ehlinde.
Şimdi duyuyoruz önceleri bir sivil toplum kuruluşu yardımıyla genel müdür yardımcılığına yükselen dindar bir kesimden hatta ehli tarik biri şimdilerde başka bir kadın ilişkisi yüzünden zor durumda. Yine bizim kesimden birçok kişi kadın alakası yüzünden şantajlarla karşı karşıya. Bazısı da yakınlarının nüfuzundan kirli servet edinme peşinde. Ama hala temiz olma iddiasında. Kimi de şöhretinin esiri ve her zaman başlar üstünde taşınmak istiyor. Kimi hala makam peşinde, elde ettiği makama kanaat etmemekte, hep daha üste yükselme peşinde. Bu uğurda yapmayacağını bırakmıyor.
KAPINDA
Bin yıl daha bekleyeceğim seni
Her taraf kan ve gözyaşı dolsa da
Bin bir perdeden ses gelir




-
İsmail Karaosmanoğlu
Tüm Yorumlarhaydi şair dostlar görüşelim