15 Temmuz Şehitler Destanı Tekmili son V ...

Ahmet Kemal
1984

ŞİİR


7

TAKİPÇİ

15 Temmuz Şehitler Destanı Tekmili son Versiyon


İçindekiler

BİRİNCİ .BÖLÜM

1. KISIM

A-Giriş
B -Bu gece
C-Meydanlar
D-Sesler
E-Tek başına bir ordu

2. KISIM

A-Gözü kara bir millet
B-Bu millet ne milletmiş be
C-Bu millet
D-Var bir şey Allah’ım bu millette

3.KISIM

A- Hain
B-İhanet kol geziyor
C-Vatan hainine yazılmıştır
D- Hain mermiler
E- İhanetin zehirli okları
F-Büyük İhanet
G-Hain plan

İKİNCİ BÖLÜM

1. KISIM

A- Vız gelirsiniz bize
B- B-Şairim ben
C- Güzel günler bizi bekliyor
D- Büyük Halk Direnişi

2. KISIM
,
A-Ömer Halisdemir
B-Erol ve Abdullah Olçak
C- Şehit Hakan Gülşen
D- Şehit Mustafa Arcu
E- Şehit Umutcan Kılıç
F- Erzurumlu Dadaş Oğuzhan Yaşar’ın hikâyesi
G- Şehit Muhammet Yalçın ve Babası
H- Üç büyük adam üç kahraman
İ- Şehit Yusuf Çelik
J-Şehit Muzaffer Aydoğdu
K-Şehit Yasin Yılmaz
L-Şehit Yıldız Gürsoy

3. KISIM

A-Gazi İbrahim


15 TEMMUZ ŞEHİTLER DESTANI
(bismillahirrahmanirrahim)

BİRİNCİ BÖLÜM

(Meşum Gece)

1.KISIM

A

GİRİŞ

Bu destan gözü kara kahramanların destanıdır
Bu destan alnı ak yüzü pak
Gönlü en duru sular gibi berrak
En coşkun ırmaklar gibi taşkın
En gür kaynaklar gibi bereketli
Bir milletin destanıdır
Bu destan ayın altında
Yayan yapıldak
Bir başına
Korkusuz
Yürüyerek

Silah yok
Üstte yok başta yok
Günün yorgunluğunu üstlerinden atmadan atamadan
Bir lokma ekmek atmadan kursaklarına
Yürekleri alev püsküren volkanlar gibi kükreyerek
Ölüme gözlerini kırpmadan gidenlerin destanıdır

bu destan
İnançlarının şimşek gibi yol gösteren ışığıyla yürüyen
Gözlerinde korkudan endişeden en ufak iz en ufak bir emare olmadan
Vatanın tehlikede olduğu bu günde
En ufak bir tereddüt geçirmeden
uykuyu kendine haram edenlerin destanıdır
Bu destan vatana kasteden hainleri yok etmeden
Geri dönmemeye kararlı insanların destanıdır
Bu destan yalın ayak başıkabak
Bir kuru ekmek için yola düşenlerin destanı değil
Amma en az onlar kadar şerefli
En az onlar kadar kutsal bir davanın yolcularının destanıdır
Bu destan dağ bayır demeden yola düşen gece gündüz yürüyen
Yürüdükçe yolların ayakları altında dürüldüğü
kahramanların destanıdır
Bu destan geceleri yıldızlara bakarak
Gündüzleri kızgın güneş altında
Hedeflerine yılmadan usanmadan
gidenlerin destanıdır
Bu destan karanlıklar içinde
Ayın doğmasını müjde gibi bekleyenlerin destanıdır
Bu destan kadın erkek çoluk çocuk demeden
Vatanı için milleti için dini için
Ölmeye can atanların destanıdır
Bu destan
İnançları uğruna sıcak yataklarını yavuklularını terk ederek
Ölümle vuslata koşanların destanıdır

Bu destan tarihte benzeri görülmemiş kahramanlıkların destanıdır

B

BU GECE

Bu gece ay doğacak dediler bir başka
Bu gece ay bambaşka olacak
Yıldızlar kıyamet gibi bol ve bereketli
Gece bir başka gece olacak
Hainlerin kökü kazınacak bu gece
İhanetin beli kırılacak
İhanet bir daha doğrultamayacak bedenini
Bu gece ihanetin sonu olacak
Bu gece ay bambaşka olacak
Yıldızlar kıyamet gibi bol ve bereketli
Gece bir başka gece olacak
Bu gece ay doğacak bir daha batmamak üzere
Gökyüzü baştanbaşa şehrayin olacak
Gökyüzü baştanbaşa yıldızlarla dolup taşacak
Bu gece kutlu gece olacak
Bu gece bambaşka olacak
Dünyamız ışıklarla dolacak
Bu gece ay doğacak dediler bir başka
Bu gece ay bambaşka olacak
Yıldızlar kıyamet gibi bol ve bereketli
Gece bir başka gece olacak
Yürüyorlar hainlerin üstüne
Yürüyorlar Vatan Millet aşkına
Yürüyorlar Allah Allah diyerek
Yürüyorlar hainlerin üstüne
Yürüdüler aşkla sevkle yürüdüler
Gül bahcesine girercesine
Ercesine yürüdüler
Kadın olduklarına bakmadan
Korkmadan ölümde
Korkmadan hiç bir şeyden
Yanlarına almayarak
İmanlarından başka
Hiç bir silah hiç bir pusat kuşanmadan
Yürüdüler hep bir ağızdan söylemişçesine
Yürüdüler
Tek yürek tek bilek tek vücut olmuşçasına
Hazırlamış sırt çantasını
Geliyor uzaklardan tek başına bir ordu gibi
İnanmışlığın aşkıyla yayan yapıldak
Yiğitlikte yiğit bir kadın kahraman
Erlikte erlerden ileri
Ölüme gidiyor gözünü kırpmadan
Vatan için millet için din için
Dev gibi bir cengâver
Yürüdükçe büyüyor dağ gibi dağlar gibi
Yollar dürülüyor ayaklarının altında
Büyüyor yürüdükçe büyük bir aşkla
Çoğala çoğala gidiyor sanki art arda sıradağlar yürüyor
Yiğit kadın Safiye
Dilinde Hz Hüseyin’in şehadet şarkıları
Yanında tüm erenler var sanki
Zerrece korku taşımadan yüreğinde
Ölümden korkmadan aldırmadan ölüme
Meydan okuyarak bütün tehlikelere
Atılıyor yollara atılıyor yollara

C

MEYDANLAR
Meydanlar doluyor meydanlar taşıyor
Allah Allah nidaları sel olup coşuyor
Meydanlar inliyor tekbir sesleriyle
Gökyüzünde yıldızlar insanlar kadar
Yıldızlar insanlara bakar insanlar yıldızlara
İnsanlar burda benziyor yıldızlara yıldızlar insanlara
Bulutlar kıskanıyor bu üstün varlıkları
Bu üstün insanları alkışlıyor kainat
Kainat kutluyor bu kahramanları
Dağlar şölen yapıyor taşar şölen yapıyor
Yürüyorlar hainlerin üstüne
Yürüyorlar Vatan Millet aşkına
Yürüyorlar Allah Allah diyerek
Yürüyorlar hainlerin

D

SESLER
Sesler yükseliyor yerlerden
Sesler yükseliyor göklere
Yerlerde yankılanıyor Allah Allah sesleri
Göklerde yankılanıyor Allah Allah sesleri
Dualar karışıyor aminlere
Aminlerle çalkalanıyor her yer
Tekbir sesleri karışıyor gök gürültülerine
Her yerde ihanet kol geziyor
İhanetin sesi korkak
İhanetin sesi çirkef
İhanetin sesi zehirli
Bu engereğin başını ezmeli
Bu engereğin başını ezmeli

D

TEK BAŞINA BİR ORDU
Hazırlamış sırt çantasını
Geliyor uzaklardan tek başına bir ordu gibi
İnanmışlığın aşkıyla yayan yapıldak
Yiğitlikte yiğit bir kadın kahraman
Erlikte erlerden ileri
Ölüme gidiyor gözünü kırpmadan
Vatan için millet için din için
Dev gibi bir cengâver
Yürüdükçe büyüyor dağ gibi dağlar gibi
Yollar dürülüyor ayaklarının altında
Büyüyor yürüdükçe büyük bir aşkla
Çoğala çoğala gidiyor sanki art arda sıradağlar yürüyor
Yiğit kadın Safiye
Dilinde Hz Hüseyin’in şehadet şarkıları
Yanında tüm erenler var sanki
Zerrece korku taşımadan yüreğinde
Ölümden korkmadan aldırmadan ölüme
Meydan okuyarak bütün tehlikelere
Atılıyor yollara atılıyor yollara


BİRİNCİ BÖLÜM

2. KISIM
(Müslüman Türk Milleti)
A

GÖZÜ KARA MİLLET

Ne gözü karaymışsın sen ey büyük millet
Adın Safiye Ayşe Fatma Hatice Meryem
Nene Hatunların, Kara Fatmaların torunu
Kadınları erkeklerinden kahraman
Tek başına çıkıyorlar yollara
Canını siper ederek tanklara toplara uçaklara
İnandığı dava uğruna
Millet uğruna vatan uğruna vatan uğruna
Gözünü kırpmadan can verecek
Ölümü ta baştan göze almış
Sanki kadın değil bir erkek
Nice erkeklerden daha erkek
Nice yiğitlerden daha yiğit
Daha gözü pek daha kahraman
Adı Safiye Ayşe Fatma Hatice Meryem
Bunlar Nene Hatunları torunları Fara Fatmaların
Ey kahraman kadın ey kahraman erkek
Ey yiğit oğlu yiğit ey kahraman oğlu kahraman
Sana feda olsun her şey
Feda olsun bu can
Sen canandan daha can candan daha canansın
Sen bize Rahmandan bir armağansın
Ey erlerden daha er olan kadın
Erkelerden daha erkek olan can
Yiğitlikte en ileri kahramanlardan daha kahraman
Ey korkusuz cengâver
Ey canını bu vatan için feda eden kahraman
Ne büyüksün sen ne büyüksün ne büyük
Senin büyüklüğün sığmaz kelimeler cümlelere betiklere
Vatan uğruna millet uğruna düştün sokaklara caddelere
Ardında bırakarak evi barkı
Demeyerek viran olası hanede evlad-u iyal var
Evlad-u iyali terk ederek
Vatan uğruna millet uğruna din uğruna
Özenle hazırlayarak sırt çantanı çıktın yola
Ölüme meydan okuyarak çıktın yola
Haydi uğurlar olsun haydin uğurlar ola
Haydi uğurlar olsun haydin uğurlar ola

B

BU MİLLET NE MİLLETMİŞ BE
Bu millet ne milletmiş be
Yıllarca uyumuş bir dev gibi
Sonunda zamanı gelmiş de
Silkinip uyanmış bir dev gibi
Meydan okumuş düşmanlarına
Bu millet ne milletmiş be
Dudak bükmüş yıllarca
Kendisini küçümseyenlere
Bak işte zamanı gelince
Kükremiş koskoca bir dev gibi
Bu millet ne milletmiş be
Gülüp geçmiş kendisini
Aptal yerine koyanlara
Günü gelince göstermiş onlara
Ne kadar akıllı olduğunu
Bu millet ne milletmiş be
Tam yıkıldı yok oldu derken
Sahip çıkmış istiklaline
Sahip çıkmış özgürlüğüne
Bu millet ne milletmiş be
Hasta adam yaftasını yemişken
Öldü ölecek denilip parsellenirken
Uyanarak ölüm uykusunda
Doğrulup dirilmiş yeniden
Bu millet ne milletmiş be
Altın tarihini yeniden yazmak için
Kalkmış düştüğü yerden
Ve şahlanmış olduğu yerde
Kimsenin beklemediği bir anda aniden
Bu millet ne milletmiş be
Yitirmemiş hiçbir şey azminden
Kaybetmemiş hiçbir şey değerlerinden
Hep ilk zamanki gibi sarılı verdi birden
Kendisini yüce yapan mukaddeslerine

C
BU MİLLET
Tankların önünde duruyor bu millet
Etten duvar örüyor bu millet
Liderinin önünde duruyor bu millet
Etten duvar örüyor bu millet
O akşam aniden şimşekler çakıyordu
Yıldırımlar yağıyordu saki göklerden
Yıldırımlar kin kusuyor alev saçıyor ölüm saçıyor
Kahraman Türk Milleti yıldırımlarla savaşıyor
Cirmine cürmüne bakmadan
Eline top tüfek almadan
Silahsız ve pusatsız
Yalnızca bedenini koyarak ortaya
Yel değirmenlerine saldıran Don Kişot gibi
İşin sonunun nereye varacağını düşünmeden
Göze alarak ölümü
Şehadet şerbetini içmek istercesine
Cennet bahçelerini görüyor gibi
Yılmıyor saldırıyor
Mermilere siper ediyor göğsünü
Korumak için
Vatanını milletini dinini
Ama asla vazgeçmiyorAtılan mermiler sağır ediyor kulakları
Mermi ve top sesleri birbirine karışıyor
Açılan ateşler aydınlık ediyor karanlıkları
Kahraman Türk Milleti sökün ediyor karanlıklardan
Seçiyor düşmanı mermi ışıklarıyla
Koşuyor saldırıyor yılmıyor
İçin için yanıyor vatan aşkıyla
Bağırıyor çağırıyor yalvarıyor ısrar ediyor ikaz ediyor
Fayda yok
Tankın önüne atıyor kendini üstüne çıkıyor
Mermilere siper ediyor bedenini
İçinde bir ateş yanıyor
Söndüremiyor içinde yanan bu ateşi
Biliyor ki vatan güvende olmadan bu ateş sönmeyecek
Gerekirse bu yolda ölecek ama asla geri dönmeyecek
Kurşunlara bombalara meydan okuyor ama yılmıyor asla
Biliyor ki vazgeçse geri dönse bu vatan bölünecek
Şimdi kendisi ölmese çocukları ölecek
Gün görmeyecek bir daha bu aziz vatan
Emperyalistlere peşkeş çekilecek
Ezanlar susacak mabetler yıkılacak
Saracak bu ülkeyi küfrün karanlığı
Bir daha bu ülkede güneş asla görünmeyecek
Zulüm hüküm ferma olacak adalet yok olacak
O günden sonra kimse helal lokma yemeyecek
Vuruluyor düşüyor düşeni kaldırıyor geri durmuyor asla
Ölümü görüyor öleceğini biliyor ama yılmıyor hiçbir zaman
Korkmuyor korkuyu bir an bile geçirmiyor aklından
Meydan okuyor uçaklara helikopterlere tanklara toplara
Hainleri püskürtmek için canhıraş bir çaba gösteriyor
Din için vatan için millet için

D
VAR BİR ŞEY ALLAHIM VAR BU MİLLETTE

‘Var bir şey var Allah’ım bu Millette’
Bir işaretle uykuyu haram ediyor kendine
Koşuyor soluk soluğa sokaklara caddelere
‘Var bir şey var Allah’ım bu Millette’
‘Var bir şey var Allah’ım bu Millette’
Gece demeden gündüz demeden
Aşkla atılıyor caddelere meydanlara
‘Var bir şey var Allah’ım bu Millette’
‘Var bir şey var Allah’ım bu Millette’
Millet uğruna vatan uğruna din uğruna
Gözünü kırpmadan koşuyor şehit olmaya
‘Var bir şey var Allah’ım bu Millette’
‘Var bir şey var Allah’ım bu Millette’
Bu millet ne milletmiş be dedirtircesine
Aşkla coşkuyla vecdle koşuyor ölüme
‘Var bir şey var Allah’ım bu Millette’
‘Var bir şey var Allah’ım bu Millette’
Yıllardır kendisini küçümseyenlerle
Alay edercesine eğlenircesine
Koşuyor peygamberinin müjdesine
‘Var bir şey var Allah’ım bu Millette’

‘Var bir şey var Allah’ım bu Millette’
Diyordu Şair -Ben miydim yoksa-
Hayretle görüyorum Ben de diyorum
‘Var bir şey var Allah’ım bu Millette’
‘Var bir şey var Allah’ım bu Millette’
Gözünü kırpmadan atıyor kendini
Korkunç tankların paletlerine
‘Var bir şey var Allah’ım bu Millette’
‘Var bir şey var Allah’ım bu Millette’
Atılıyor korkusuzca ölümün kollarına
Atılırcasına sevgilinin kollarına
‘Var bir şey var Allah’ım bu Millette’
‘Var bir şey var Allah’ım bu Millette’
Siper ediyor kendini topların önüne
Feda ediyor kendini milletinin yerine
‘Var bir şey var Allah’ım bu Millette’
‘Var bir şey var Allah’ım bu Millette’
Ölüme gidiyor düğüne gider gibi
Canını veriyor milleti için seve seve
‘Var bir şey var Allah’ım bu Millette’
‘Var bir şey var Allah’ım bu Millette’
Bir zorbanın emrinde esir olarak
Yaşamak yerine ölümü seçiyor zevkle
‘Var bir şey var Allah’ım bu Millette’
‘Var bir şey var Allahım bu Millette’
Yeğdir diyor zillet içinde yaşamaktansa
Ölmek izzetle şanla şerefle
‘Var bir şey var Allahım bu Millette’


BİRİNCİ BÖLÜM

3.KISIM
(İhanet Sayfaları)

A

HAİN

Behey ruhu tencere karası gibi aşağılık adam
Senin gibi bir alçak
Senin gibi bir yüzkarası
Giremez bizim meclisimize
Girmeyecek giremeyecek asla
Bu aziz vatanda
Alnı açık yüzü pak
Gezemez
Gezemeyecek bundan sonra
Göğsümüzü gere gere
Bu vatan bizim diyeceğiz
Sen ey vatan haini millete kurşun sıkan zavallı
Bundan sonra
Göğsünü gere gere
Bu vatan bizim
Diyemeyeceksin
Alnı açık yüzü ak
Bu vatan toprağında
Gezemeyeceksin
Değil gezmek
Bir gün bile bu vatan havasından
Bir soluk alamayacaksın
Gebereceksin geberecek
Geberemeyeceksin
Gebermekten beter olacaksın
Ölümden beter bir hayat yaşayacaksın
Yaşayamayacaksın bir an bile
Huzur bulamayacaksın
Çoluğun çocuğun annen baban
Hepsi senin yüzünden bu azabı tadacak sürekli
Yedi ceddin lanetlenecek ta kıyamete dek
Bu lanet sürecek

B
İHANET KOL GEZİYOR
Havada bulut var
Hain düşler kol geziyor bulvarda
Bu düşleri havada avlamalı
Diyor diyor diyorum
Düşmanın niyeti kötü
Düşman kötü hayaller peşinde
Bu düşmanı avlamalı
İhanet korkak ihanet sessiz ihanet puslu
İhanet düşleri karanlık
Hain düşler sessizce ilerliyor
İhanet kol geziyor meydanlarda
Ayak sesleri yankılanıyor caddelerde hainlerin
İhanet kendini gizlenmiyor artık perdelerin arkasında
Havada bulut var
Hain pusu sessizce ilerliyor sokaklarda
Havada bulut var hava puslu
Düşman puslu havayı sever derler bunu unutma
Su uyur düşman uyumaz derler bunu unutma
Düşman pusuda fırsat beklemekte bunu unutma
İhanet korku içinde
İhanet panik içinde
İhanet dehşet içinde
Ey vatan evladı ihanete asla geçit verme
Ey vatan evladı ihanete asla geçit verme

C
VATAN HAİNLRİNE YAZILMIŞTIR
Hey hey tak kelepçeyi tak
Beynindeki paslı kelepçeyi sökene kadar
Kalsın o kelepçe bileklerinde
Bırak o haini çürüsün zindanlarda
Aydınlanır belki o karanlık yüreği
Bırak o haini utansın kendinden
Eğer kalmışsa bir nebze insanlığından
Ve dön sonra ona seslen
Behey kendini adam sanan zavallı
Behey adam sıfatındaki zavallı
Sana hayvan demek hakarettir hayvanata
Ne yapıyorsun ne yaptığını sanıyorsun
Bırak martaval okumayı bırak
Yeter Yeni Cami tıraşı yeter
Sen asıl kendi yediği herzeye bak
İlahlaştırmışsınız diyorsun o adamı
Sakın sen ilahlaştırmayasın lider dediğin hodkâmı
O şerefsiz haini o menfur laini
Behey zavallı behey ahmak behey bunak
Halkın üstüne ateş açıp cennete gitmeyi hayal ediyorsun
Halkı korumakla memurken
Halkı katlediyorsun sen kendini ne sanıyorsun
Görevin vatanı korumakken
Sen tutmuş vatanı satıyorsun
Behey zavallı adam
Sen kendini ne sanıyorsun
Sen adanmışsın evet ama Allah’a değil
Sen satılmışsın ama Allah’a değil
Allah’a taptığını sanıyorsun ama
Allah sandığın puta tapıyorsun gece gün
Önder sandığın adama tapıyorsun durmadan
Onun her dediğini yapıyorsun ya
İşte sen tapıyorsun tam da
Behey zavallı adam
Behey andaval
Senin hizmet dediğin tam bir ihanet
Behey zavallı adam
Behey andaval
Senin himmet dediğin tam bir sefalet
Behey zavallı adam
Behey andaval
Sen tam bir sefilsin bunu bil
Sen tam bir hainsin bunu bil
Senin gideceğin yer cennet değil
Senin gideceğin yer tam da cehennem

D
HAİN MERMİLER
Atılan mermiler sağır ediyor kulakları
Mermi ve top sesleri birbirine karışıyor
Açılan ateşler aydınlık ediyor karanlıkları
Kahraman Türk Milleti sökün ediyor karanlıklardan
Seçiyor düşmanı mermi ışıklarıyla
Koşuyor saldırıyor yılmıyor
İçin için yanıyor vatan aşkıyla
Bağırıyor çağırıyor yalvarıyor ısrar ediyor ikaz ediyor
Fayda yok
Tankın önüne atıyor kendini üstüne çıkıyor
Mermilere siper ediyor bedenini
İçinde bir ateş yanıyor
Söndüremiyor içinde yanan bu ateşi
Biliyor ki vatan güvende olmadan bu ateş sönmeyecek
Gerekirse bu yolda ölecek ama asla geri dönmeyecek
Kurşunlara bombalara meydan okuyor ama yılmıyor asla
Biliyor ki vazgeçse geri dönse bu vatan bölünecek
Şimdi kendisi ölmese çocukları ölecek
Gün görmeyecek bir daha bu aziz vatan
Emperyalistlere peşkeş çekilecek
Ezanlar susacak mabetler yıkılacak
Saracak bu ülkeyi küfrün karanlığı
Bir daha bu ülkede güneş asla görünmeyecek
Zulüm hükümferma olacak adalet yok olacak
O günden sonra kimse helal lokma yemeyecek
Vuruluyor düşüyor düşeni kaldırıyor geri durmuyor asla
Ölümü görüyor öleceğini biliyor ama yılmıyor hiçbir zaman
Korkmuyor korkuyu bir an bile geçirmiyor aklından
Meydan okuyor uçaklara helikopterlere tanklara toplara
Hainleri püskürtmek için canhıraş bir çaba gösteriyor
Din için vatan için millet için

E
İHANETİN ZEHİRLİ OKLARI
Göğsüm taş gibi ağır
Nah şuramda diyorum
Vatanına kastedenlerin
Hainlerin menfur emellerinin
Ateşi taş gibi oturdu yüreğime
Bu yüzden attım kedimi paletlerin altına
Göğsüm taş gibi ağır
Atılan toplar yaktı yüreğimi
O meşum gece bu yüzden
Attım bedenimi mermilerin üstüne
Mermiler toplar bana vız geldi
Çelikten yüreğime bir şey yapamaz onlar
Ama ihanetin okları delip geçti yüreğimi
Yüreğim kanlar içinde
Yüreği acılar içinde
Göğsüm taş gibi ağır
Bağır yüreğim bağır bağır bağır
Bunca ihaneti kaldırmaz kaldıramaz bu yürek
Onun için bu kadar ağır
Siper ettim canımı bu zehirli ihanet oklarına
Saplandı yüreğime ihanetin keskin okları çıkmıyor
Yaram bu yüzden ağır
Çekip çıkarıyorum yüreğinden bu zehirli okları
İşim zor işim ağır
Göğsüm taş gibi ağır
Öldüremez öldüremeyecek beni tankları topları ihanetin
Ben bu ihaneti sinemde boğacağım
Kovacağım alçakları vatanımdan kovacağım
Bu şeytanın uşaklarını kovalayacağım
Dünyanın öbür yanına
Güzel günler gelecek yine
Kalbim güzellikler için çarpıyor daha şimdiden
Aydınlık ve huzur dolu olacak günlerimiz
Ne mutlu bize

F
BÜYÜK İHANET
İhanetin boynuzu mu olur
Hayır hayır asla
Vatanını satmaktır ihanet
Şikayet etmektir dünyaya
Dost olmaktır düşmanla
Düşman olmaktır dostla
İhanet en büyük suçtur dünyada
Kendine milletine insanlığa
Silah çekmektir yok etmek için
Tanklarla ezmektir ulusunu
Bombalarla yok etmektir
Uçaklarla bombalamaktır gökyüzünden
Füzelerle vurmaktır meclisini
Savaş açmaktır polisine askerine
Savaş açmaktır topyekûn milletine
İhanet en soysuz iştir
Şerefsizdir haindir laindir
Lanetlenmiştir ebediyyen
Onursuzdur köpektir eblehtir
G
HAİN PLAN
Rüzgar yoruldu
Yoruldu koşmaktan yüreği inancın
Yürüyor altın şafaklara doğru
Sarıyor her tarafı aşkla donanmış iman orduları
Koş koş koş
Rüyalarımıza gem vuran yarasaların son hücumudur bu
Dünyamız yangın yeri
Dünyamız kıyamet
Kafamıza düşüyor küfrün şarapnel parçaları
Küfrün baykuşları sardı etrafı
Etrafımız sarılı
Düşman saldırıyor kement atıyor
Zincire vurmak için hain bir plan peşinde
Şeytan var elbet bu işin içinde
Zincirlere mahkum etmek istiyor bizi Deccalın orduları
Rüzgar kavruldu
Kin ve nefret ateşinden
Koruyun kendinizi bu zalim kibirden
Yak iman meşalesini göklerden
Kır bu zalim zinciri
Şeytan pusu kurmuş bizi bekliyor
Şeytan saltanatını kurmuş
Ben Allah’ım diyor
Koş yavrum koş vatan elden gidiyor
Zaferini ilan etmiş o melun Deccal
İşgal etmek için bekliyor
Son iman kalesini
Beşikte bebekler buna ağlıyor
Koş yavrum koş
Kana boyayacak bu zalim güruh
Masum yavrucakları
Görüyorum şimdiden olacakları
Durma durma koş koşmak vaktidir
İman aşkıyla coşmak vaktidir
Durma yılma saldır düşman üstüne
Karıştırmadı annen haram helal sütüne
Durma saldır üstüne üstüne baykuşların
Siper et göğsünü önünde kör kurşunların
Kır sana atılmak istenen hain zinciri
Kopar boynuna geçirilmek istenen kemendi
Beklemekte seni özlem içinde şehadetin altın çemberi
Dur bak dolaşıyor etrafta
Mavi gözlü tilkiler kurtlar
Kuşatıyor kuşatmakta bir akşam kentleri
İfrit oynamakta son perdeyi
Karatacak gökyüzünde yıldızları aydınlatan geceyi
Yağıyor göklerden hain mermiler
Ger göğsünü o imanlar yeşermiş
Altın varaklarla bezenmiş
En güzel yeri
Yay önüne zalimin keferenin
Bil ki en büyük silahtır
Küfre karşı inançlı yüreğin senin
Kızıl saçlı o çocuğa de ki sen
Yok senin bu ülkede yerin
Yok senin gibilerin yeri
Geri gitmişsiniz siz ortaçağ karanlığına geri
Senin o pörtlek gözlerin
İman diye diye
İmanı seriyor yere
Küfrün bayraktarlığını yapıyor
Allah diyerek bir kafire tapıyor
Haydi koş haydi koş
Çevir bu rüzgarı geriye
Varlığından bir eser kalmazsa bile
İnancın emanet olacak gelecek nesillere

İKİNCİ BÖLÜM
(Sertaç)
1. KISIM
A
VIZ GELİRSİNİZ BİZE

Vız gelirsiniz bize vız
Vız gelirsiniz bize vız
Tanklarınız toplarınız
Ölüm kusan F16’larınız
Vız gelirsiniz bize vız
Vız gelirsiniz bize vız
İman dolu göğüslerle
Çıkarız biz karşınıza
Çünkü biz ölümü
Göze alan insanlarız
Çünkü biz Allah’tan başka
Hiç kimseden korkmayız
Vız gelirsiniz bize vız
Vız gelirsiniz bize vız
Mermileriniz gülleleriniz
Vız gelirsiniz bize vız
Vız gelirsiniz bize vız
Şarapnellerinize açtık göğsümüzü
Haydi gelin Haydi gelin
Toplarınızla tüfeklerinizle gelin
Mitralyözleriniz G3’leriniz
Ölüm kusan canavar silahlarınız
Vız gelirsiniz bize vız
Vız gelirsiniz bize vız
Helikopterleriniz ölüm yağdırıyor olsun
F16’larınız ölüm yağdırıyor yağdırsın
Biz ölüme sevdalandık artık
Biz ölüme aşık olduk
Ölüm bize aşık
Şehadete susadık biz
Şehadet bize aşık
Vız gelirsiniz bize vız
Vız gelirsiniz bize vız
Tanklarınız toplarınız
Ölüm kusan F16’larınız
Mermileriniz kavuşturacak bizi ebedi cennete
Silahlarınız kavuşturacak bizi sevdiğimize
Yağdırsın mermileriniz göklerden yıldırımlar gibi
Ateşlerin kin kusan kan kusan silahlarınızı
Şehadet sunsun mitralyözleriniz bize
Biz ölüme kucak açmışız
Bir şehitliğe susayan erleriz biz
Kadınıyla erkeğiyle
Allah’a adanmış bir milletiz biz
Vız gelirsiniz bize vız
Vız gelirsiniz bize vız
Tanklarınız toplarınız
Ölüm kusan F16’larınız
Sinek vızıltısı gelir bize
Mermileriniz kurşunlarınız
Sizin kurşunlarınızla ölmek şehadettir bize

B

ŞAİRİM BEN
Şairim ben
Milletimin sesini duyarım kalbimin derinliklerinde
Şairim ben
Ülkemin acılarını duyarım ben yüreğimin en derin yerinde
Ateşten mısralar dökülür dudaklarımdan
Acıları dile getirmek için alırım kalemi elime
Yazmasam yanarım
Bu ateş beni yakar yaşayamam
Ey hain sana sesleniyorum duy beni
Yaptıkların yanına kalır mı sandın
Yandın ki sen ne yandın
İntikamımız acı olacak
İntikam almayacağız intikam dinimizde yasak
Sana öyle bir şey yapacağız ki
Pişman olacaksın dünyaya geldiğine
Bunca masumun kanı yerde kalır mı sandın
Bunca masumun kanı yerde kalmayacak
Nasıl kurşun sıktın kendi milletine
Yoksa sen bu milletten değil misin
Yoksa sen bu millet içinde gizlenen ermeni Yahudi bilmem ne misin
Nedir senin bu millete olan kinin
Senin vazifen vatanı düşmana karşı korumak değil mi
Yoksa bu millet senin düşmanın mı
Sen satılmışın birisin öyleyse
Sen satılmış hainin birisin
Sen satılmışın hainin birisin
Sen kalkmış düşmana gönüllü köpeklik yapıyorsun neden
Ne oldu sana kemik mi attı sahibin
Sana emanet edilen tanklarla toplarla
Milletini öldürüyorsun
Sen insan değilsin değil Müslüman
Sen bir faniye tapıyorsun Allah’a değil
Değil mi ki onun her emrini yapıyorsun
Onu kul değil Allah yapıyorsun
Sen bu ayıpla nasıl yaşayacaksın
Gerçek yüzün görüldü ne yapacaksın
Masken düştü artık saklanamazsın
Senin yaşaman zillet
Yaşarsan bu millet yüzüne tükürecek
Yalnız senin değil bütün ailen
Seninle birlikte lanetlenecek
Sen bunu hak ediyorsun
Sen hor ve hakir bir ölümü hak ediyorsun
Senin adın yüzyıllarca lanetle anılacak
Yaşarsan hayat sana en büyük azap olacak
Ölürsen cesedini bu topraklar kabul etmeyecek

C

GÜZEL GÜNLER BİZİ BEKLİYOR
Güzel günler göreceğiz diyordu Nazım
Ben de diyorum ki
Güzel günler gelecek göreceğiz arkadaşlar
Güzel günler bizi bekliyor arkadaşlar
Asıl biz göreceğiz o güzel günleri
Asıl biz inananlar
Allah’a peygamberine ve kadere
Asıl biz şehitlik için yarışanlar
Asıl biz Allah’ ve Resulü’ne adanmışlar
Allah yolunda şehadet şerbetini içmeye susamışlar
Güzel günler göreceğiz arkadaşlar
Güzel günler bekliyor bizi diyorum size
Cennet bahçeleri açılıyor önümüzde
Cennet kokuları doluşuyor ciğerlerimize
Cennet hürleri karşılıyor bizi tomurcuk meyveli
Işıl ışıl yanıyor nurdan bedenleri
Güzel günler göreceğiz diyorum size arkadaşlar
Güzel günler bekliyor bizi diyorum size
Bu güzel millet var oldukça
Bu iman bu aşk bizde oldukça
Güzel günler doğacak yeniden
Bu millet bu topraklar üstünde var oldukça
Güzel günler göreceğiz diyorum size arkadaşlar
Güzel günler bekliyor bizi diyorum size
Güzel günler bizim olacak yeniden
Güzel günler bizim olacak biz inananların
Ölümden korkmayan bu millet var oldukça yeryüzünde
Güzel günler bizim olacak her zaman
Vatan için her şeyini feda etmeyi göze alanlar oldukça
Güzel günler olacak her zaman bu milletin
Güzel günler bizi bekleyecek her zaman
Güzel günler bizim olacak arkadaşlar yeniden
Güzel günler bizim olacak her zaman arkadaşlar
Ömerler Ahmetler var oldukça
Var oldukça Safiyeler Ayşeler
Vatan için din için millet için ölmeyi göze alanlar var oldukça
Güzel günler bizim olacak ey Nazım
Güzel günler göreceğiz hep birlikte
Güzel günler göreceğiz milletçe
Milletin her ferdi
Vatan için din için var oldukça
Milletin her ferdi
Vatan için can vermeye hazır oldukça
Güzel günler göreceğiz bekleyin
Güzel günler bizi bekliyor arkadaşlar
Güzel günler göreceğiz arkadaşlar
Güzel günler bekliyor bizi diyorum size
Cennet bahçeleri açılıyor önümüzde
Cennet kokuları doluşuyor ciğerlerimize
Cennet hurileri karşılıyor bizi tomurcuk meyveli
Işıl ışıl yanıyor nurdan bedenleri


D

BÜYÜK HALK DİRENİŞİ

Şehir ayakta
Genç ihtiyar kadın erkek çoluk çocuk
Ayakta durmak istiyor
Doğruluyor diz çöktürülen büyük dev
Prangalarından kurtuluyor bir bir
Zulme karşı ayaklanıyor halk
Adam bakıyor uzaklara uzaklara
Sanki o bu dünyadan değil
Sanki o sıradan bir insan değil
Sanki o bir dev
Sanki o bizim dünyamızdan biri değil
Tanrının gücünü kaşanmış boydan boya
Kenti bir adımda aşmak istiyor
Kenti işgal etmiş ihanet çetesi
Tanklar tutmuş caddeleri
Canavar uçaklar sorti yapıyor kentin üstüne
Adam hücum ediyor tankların üstüne Ya Allah diyerek
Tekbir sesleri yükseliyor caddelerden
Adam haklı
Haklılığın verdiği güçle saldırıyor tanklara
Hiç tereddüt etmeden göğsünü siper ediyor tanklara toplara
Korkmadan yılmadan saldırıyor o müthiş canavarlara
Haklı olan güçlüdür diyor adam kendi kendine
Hak batıla galebe çalacaktır her zaman
Adam kendini atıyor canavar tankların önüne
Adam siper ediyor kendini ölüm kusan mermilere
Ölmüyor vurulmuyor yaralanmıyor
Kurşunlar vızıldayarak geçiyor dört bir yanından
Vazgeçmiyor geri dönmüyor
Geri dönmek kahbeliktir ihanettir diyor milletine vatanına
Adam yatıyor kin kusan ölüm kusan tankların altına
Adam kendini tanklardan güçlü hissediyor
Adam kendini her şeyden güçlü hissediyor
Adam haklı
Haklılığın gücünü yüreğinde hissediyor
Sen atmadın sen atmadın Allah attı ilahi bildirisini hissediyor içinde
Adam ilahi kudreti hissediyor yüreğinin derinliklerinde
Tanklar ölüm kusuyor caddelere
Adam yılmıyor halk yılmıyor kadın yılmıyor çocuklar yılmıyor
Gençler yılmıyor ihtiyarlar yılmıyor
Tanklar silahlarını ateşliyor halkın üstüne
Halk tınmıyor aldırmıyor üstüne gelen mermilere
Halk kuşatıyor tankları
Halk tankların üstüne yürüyor
Halk yeniyor tankları
Tankların gücü yok oluyor halkın gücü önünde
Tanklar eziliyor halkın paletleri altında
Şehir ayakta
Halk ayakta
Bütün kainat ayakta bu gece vakti
Halk ayaklanmış hainlere karşı
Halk bir ateş gibi yürüyor düşman üstüne
Halk yıldırım gibi saldırıyor ihanet tuzaklarına
Şehir ayakta bu gece yarısı
Tanklarla boğuşuyor canhıraş bir

İKİNCİ BÖLÜM

2. KISIM
(Şehitler Meşheri)
A
ÖMER HALİSDEMİR
Ömer Halisdemir
Demir yürekli adam
Vatan için millet için verdin can
Sen ki bu vatanın altın evladısın
Düşmana ilk kurşunu atan kahramansın
Ömer Halisdemir
Demir yürekli adam
Vatan için millet için verdin can
Hainlerin başını tanıdın bir bakışta
Yere serdin leşini altın vuruşla
Ömer Halisdemir
Demir yürekli adam
Vatan için millet için verdin can
Hz Ömer gibi dirayetli
İmanı çelik gibi kuvvetli
Ömer Halisdemir
Demir yürekli adam
Vatan için millet için verdin can
İhaneti sezmede ferasetli
Bu çağın yüz akı oldu savleti
Ömer Halisdemir
Demir gibi adam
Vatan için millet için verdin can
Halis demirden madeni
Milleti kurtarmaktı varoluş nedeni
Ömer Halisdemir
Demir gibi adam
Vatan için millet için verdin can
Hz. Ömer misali
İsmiyle müsemma bir kahraman
Ömer Halisdemir
Demir gibi adam
Vatan için millet için verdin can
Bir kuşunda haini yere seren adam
Sana baksın o hain kendini insan sanan
Ömer Halisdemir
Demir gibi adam
Vatan için millet için verdin can
Korkusuz gözü pek kahraman
Yerin cennet olsun şad olsun ruhun

B
ŞEHİT EROL VE ABDULLAH OLÇAK
Anlatıyordu eşi Nihal Olçak
Onlar gittiler ölüme aşkla
Erol’un aşkı bir başka
Abdullah’ın aşkı bir başka
Onlar hürriyete aşık kahramandılar
Bu aşkla yaşadılar bu ateşte yandılar
Koştular ihanet gecesinde şehitler köprüsüne
Ant içmiştiler vatanlarını vermemek için hainlere ölümüne
Erol çıktı yola oğlu da beraber
Erol ve Abdullah Allah yolunda iki cengaver
Sanki baba oğul değil kardeştiler
Allah yolunda kardeş oldular birleştiler
Koştular cihat için Allah yolunda
Can verdiler vatan için millet için din için
O varoluş yok oluş savaşı bildi bu mücadelesini
Yeni bir kurtuluş savaşı bildi bu darbe hadisesini
Vatan meselesi din meselesi iman meselesidir bu
Başkası yok yeri gelince bu uğurda can vermelidir
Tankların karşısına dikildiler can havliyle
Ölüme aşkla gittiler oğluyla birlikte
Onlar cephedeyken bu onlara dua ediyordum
Yarabbi muzaffer et İslam’ın ordusudur bu diyordum
Hainleri kahr et kahhar sıfatınla
Koştum yanlarına son kez bakmak için
Görmek için son bir kez dünya gözüyle
Evlenmiştik onunla 17 yaşındaydım ben
Bir hayat geçirdik mutlu ve coşkulu
O içi dışı bir iman eriydi
İmanla yaşadı ve gitti eşim ve iki gözüm Abdullah’ım imanla
Ben Onları gelinliğimle uğurlamak isterdim
Bu onun ölüm gecesi değil düğün gecesidir demek isterdim
Şimdi Ondan bana kaldı üç çocuğum yadigar
Her biri diğerinden değerli birbirinden bahtiyar
Onların ruhu şad olsun
Vatan sağ olsun vatan sağ olsun sağ olsun
şekilde

C
ŞEHİT HAKAN GÜLŞEN
Güller gibi şen bülbüller gibi şen şakrak
Krallar gibi azametli aslanlar gibi kuvvetli
Adı Hakan soyadı Gülşen
Şehitler tahtına kurulmuş
Şehitlere hakan olmuş
Gül bahçesinin padişahı
Ayyıldız sevdalısı
Bize kadınlar gibi evde oturmak yaraşmaz diyen
Vatanı için dini için savaşmayı ölmeyi göze alan Hakan
Adına layık kahraman
Geziniyor şimdi kırmızı beyaz elbisesiyle
Gül bahçesinde
Giyerek bayram elbisesini
O ihanet gecesinde
Çıkarak karşısına hainlerin
Alacağınız bir canım alın diyerek
Geçit vermedi o korkak vatan düşmanları hainlere
Güller gibi şen bülbüller gibi şen şakrak
Krallar gibi azametli aslanlar gibi kuvvetli
Adı Hakan soyadı Gülşen
Şehitler tahtına kurulmuş
Şehitlere hakan olmuş
Gül bahçesinin padişahı
Ayyıldız sevdalısı giyerek bayramlık elbisesini
Bu gece bize bayram düğün diyerek
Ölün gecesi bize düğün gecesidir diyerek
Biz dedi savaşa gidiyoruz savaşa
Kanımız tek kurşunla da akıtılsa
Sözümüz var karımıza kızımıza
Bu vatanı savunacağız
Bırakmayacağız asla hain düşmana
Yaraşmaz bize bu toprakları hainlere çiğnetmek yaraşmaz
Bu baş bu omuzlar üstünde oldukça
Çıktık bu inançla yolla koştuk meydanlara
Yürüyoruz yürüyeceğiz düşmanların üstüne
Yürüyoruz yürüyeceğiz hainlerin üstüne
Gün bu gündür gece bu hece
Gece dillerde bir hece
Ama bu gece içinde neler var neler
Haydi arkadaşlar gecemiz hayırlı olsun
Uğurlar olsun uğurlar olsun
Hakan yiğit Hakan uğurlu olsun
Sana bu yollar helal olsun
Gül bahçesi olsun gittiğin yer
Son merteben şehitlik olsun
Peygamber açsın sana cennet kapılarını
Haydi uğurlar olsun haydi uğurlar olsun

D

ŞEHİT MUSTAFA ARCU

Hepimiz öleceğiz bir gün
Güneş doğmayacak başımızın üzerinde
Yerinde güzeldir her şey yerinde
Yeri gelince ölmek de gerek
Onursuz yaşamak yerine
Vatan için ölünecekse ölmeli zamanı gelince
Millet için ölmek gerekse ölmeli
Mustafa işte böyle diyordu
İşte şimdi vatan için ölmeye gidiyordu
Tam da ölmenin sırası diyerek
Şehit olmak istiyordu can u gönülden
Selalar okunuyordu
Bu kimin selası
Diyordu
Benim selam olmalı benim selam olmalı
Ben şehit olmalıyım bu gece
Nasip olacaksa bu gece olmalı
O gece Kuranlar okundu namazlar kılındı
Dualar edildi uzun uzun
Geceleyin gündüzün
Beş vakit namazdan sonra
Mustafa’nın duası başta
Şehit olmak üstüneydi
Misafirler vardı evde o gece misafirler
Misafirler tanrı misafirleri
Manada şehidimizi uğurlayanlar
Ama ne uğurlayanın haberi vardı ne uğurlananın
Nur yağıyordu gökten
Haberi yoktu nurlananın
Hurmalar yenildi zemzemler içildi
Denildi
Mübarek olsun haccı
Mübarek olsun ey Huccac
Mübarek olsun
Gidip geldiğiniz mübarek yerler adına mübarek olsun
Ziyaret ettiğiniz kutsal beldeler hürmetine mübarek olsun
Kutlu Kabe hakkı için mübarek olsun
Sefa Merve adına Mübarek olsun
Peygamberler şehri kutlu Medine hakkı için mübarek olsun
Nurlu Medine hakkı için mübarek olsun
Peygamberler şehitler adına mübarek olsun
Hamd edildi kalkıldı sofralardan
Dualar edildi bekası için vatanın milletin
Baba Ayhan Avcu anlattı sonrasını
Kaldırırken gelin evin sofrasını
Gürültüler geliyordu göklerden
Karıştı birden orası
Baba Ayhan Avcu Güneydoğu gazisi
Anlatıyor o meşum geceyi
Eşi ağır epilepsi hastası
Vatan tehlikede anladım
Top sesleri gelince ağladım
Darbeci hainler içimizdeydi
İçten içe bizi yemedeydi
Askerdeyken fark etmişti bu gizli tehlikeyi
Fırsat bekleyen sinsi kahpeyi
O kahpe ki sırları düşmana veriyordu
Düşmanın bilgisini gizliyordu
Ortaktılar terörde teröristlerle
Bu gizli düşman devleti kemiriyordu içten içe
Bilgi sızdırıyorlardı teröristlere
Dost görünen düşman sızmıştı her yere
Askerin içindeydiler polisin içindeydiler
Halkın içindeydiler devletin içindeydiler
İhanet içindeydiler ihanet içindeydiler
Onların yüzünden
Rahat yüzü görmüyordu millet
Güya iyilik peşindeydiler
Hizmet içindeydiler
Yaptıkları hizmet değil ihanetti
Düşmana dostluktu dosta düşmanlıktı
Hemen aradım oğlumu ne yapıyorsun dedim
Vatan elden gidiyor sen uyuyorsun dedim
Dua ediyorum baba dedi haberim var
Dua yetmez dedim zaman dar
Sen hem dua et et koş cepheye
Hain düşman girmiş ta içeriye
Ordunun içi düşman kaynıyormuş
Düşman bunu biliyor
Zil takıp oynuyormuş
Gün bu gündür vatan elden gidiyor
Bize durmak yaraşmaz millet kan kaybediyor
Oğlum Mustafa dedim
Yetmez yalnızca dua
Önce cihat gerekir sonra etmeli dua
Ki muzaffer kılsın Allah
Cihadı emretmedi mi kutsal kitap Kur’an’da
Haydi çık yollara koş meydanlara
Gerekirse öl ama geri dönme hainler yenilmeden
Şehit ol amma dönme geri hainler ölmeden
Hem dua etmelisin hem durmalı karşısında tankların
Ölmelisin belki de mermisiyle uçakların
Mustafa dinledi babasının emrini çıktı yola
Helal et hakkını baba dedi hakkını helal et
Dedi
Bir an olsun tereddüt etmedi
Helal olsun oğlum helal olsun
Ananın ak sütü gibi helal olsun
Çıktı Mustafa evinden koştu yollara
Koştu koştu koştu
Mustafa imanla aşkla coştu
Koştu ateş çemberine
Vardı savaş yerine
Son hızla vardı işgal edilmiş meydanlara
Yollar o eski yollar değil meydanlar o eski meydan
Can veriyor yollarda binlerce vatan evladı can
Mustafa o eski Mustafa değil sanki bir küheylan
Mustafa Anakara yollarında
Kollarında can verdi onlarca şehit kollarında
Atıyor kendini tanların altına sanki can değil
Mustafa can Mustafa
Nerde o güzelim vücut nerde kafa
Aldırmadı uçaklara tanklara
Mustafa vuruldu hain toplarla
Mustafa durdu yıkıldı
Allah diyerek uzandı toprağa
Mustafa helal süt emmiş Mustafa
Şehitler ordusu diyor hoş geldin sana
Hoş geldin safa geldin
Safalar getirdin Mustafa
Mustafa Ramazan’da demişti annesine
Ramazan mübarek ay anne
Günahlarda mağfiret ayıdır anne
Şimdi şehit olmak isterdim
Başka bir şey değil tek budur derdim
Maksadına erdi Mustafa
Allah’ına vardı Mustafa
Şehit olmayı çok istemişti Mustafa
Sonunda maksadına ermişti Mustafa

E

ŞEHİT UMUTCAN KILIÇ
Uzun zaman beklenen misafir
Evliliğin amacı ve tatlı meyvesi
8 yıl sonra gelen tek yolcu
Mutlucan adı gibi kendisi de mutlu
Gelişiyle etmişti hem annesini hem babasını mutlu
Aslanlar gibi büyümüştü anne kucağında baba ocağında
Kılıç gibi keskindi bakışları ve yüreği gelecekten hep umutlu
Mutlucan mutluydu validesi mutlu
Sekiz yıl sonra da olsa mutlu etti annesini babasını
Sevindirdi çevresini şenlendirdi obasını
Baba şimdi sevinçle tutuyordu yasını
Kaybetmişti biricik evladını evliliğin meyvasını
Şehit olmuştu Mutlucan15 Temmuz Gecesi
Benziyordu Al Bayrağa
Üzerinde kanlar içindeki elbisesi
Mahzun Baba anlatıyordu o geceki macerasını
Tutuyordu içine akıtarak gözlerinin yaşını
Hüzünlüydü kalbi ama mutlu
Oğlu cennete gittiği için umutlu
Anlatıyordu Baba Bilal Kılıç
Gözyaşlarını akıtarak içine
Sönmez bu ateş diyordu gitsem Çin’e Maçin’e
Ama ağlamayacağım asla diyordu
Oğlum kutlu bir dava için şehit olmuştu
O gece Mutlucan TV izliyordu
Baba diyordu galiba Boğaziçi’ne teröristler bomba koymuştu
Köprünün bir tarafını tanklar tutmuştu
Böyle demiş ve sonra uyumuştu
Yorgundu o akşam ve üşütmüştü
Ben başladım TV izlemeye oğlumun kaldığı yerden
Anladım bir darbe kalkışması olduğunu
Koştum giyinerek elbisemi çıktım yola
Duyarak içimde şairin sesini
Haydi yiğit asker çık yola
Çık ki vatan kurtula
Ne zaman sonra oğlum Mutlucan
Uyanmıştı duyarak bomba seslerini
Seslenerek uyandırmıştı annesini
Anne ben gidiyorum galiba babam tehlikede
Babam değilse mutlaka vatan tehlikede
Ağladı yol boyunca ‘Babam Babam’ diyerek
Annesi aradı oğlum Baban iyi diyerek
Dön geri dönmedi Mutlucan
Babam iyiyse bile vatan değil diyerek
Böyle bir gecede dönmek olmaz
Vatan yolunda döneklik vicdana sığmaz
Kadınlar gibi evlerde oturup durmak olmaz
Ben külliyede idim o da ordaymış
Bombalar yağarken altındaymış
Şehit olmuş orada Allah diyerek
Ben eve döndüm o dönmedi
Aradım durdum hiç görünmedi
Hastanelere gittim baktım yok
Morgda gösterdiler birini
Bu benim oğulum olamaz dedim yok yok
Şok olmuştum aslında tanınamaz haldeydi
İnsanlıktan çıkmış bambaşka bir haldeydi
Evet bu benim oğlum dedim neden sonra
Oğlum şehit olmuş cennete gitmişti
Millet için vatan için din için
Kendini feda etmişti
Elbisesi alkanlara boyanmıştı
Albayrağ’a benzemiş
8yıl sonra gelen misafir
Allahtan gelmiş Allah’a gitmişti
Demek ki o Allah’ı sevmiş Allah ta onu sevmişti

F
ERZURUMLU DADAŞ OĞUZHAN YAŞAR’IN HİKÂYESİ
,
Oğuzhan koştu elinde bayrak
Ay yıldızlı Türk Bayrağı
Rengini şehitlerin kan renginden almış
Gidiyor
Rüzgârlar gibi
Gidiyor fırtınalar gibi
Tek başına bir ordu gibi
Uçar gibi gidiyor
Dörtnala koşan Arap atları gibi
Dürülüyor yollar ayakları altında
Ayakları ayak değil kanattı
Elindeki bayrak değil kefendi
Mübarek Oğuzhan senin benim gibi
Sıradan biri değil Hezarfen’di
Hezarfen Ahmet Çelebi
Kanat takmış
Ankara kalesinden atmıştı kendisini
Başkent’in semalarında
Sanki uçmuyordu
Vuslata kanıyordu
Yârin kollarında
Bu aşkın yollarında
Şehadete koşuyordu
Coşuyordu git gide
Geçtikçe caddelerden sokaklardan
Kanatlı atlılar gibi gidiyordu
Ankara’nın yollarında
Şehadete ermek için yârin kollarında
Milletin gözbebeği
Aksaray’da aldı soluğu
Gökten yağan hain mermilere aldırmadan
Eser yoktu içinde zerre kadar korkudan
Ölmeyecekti geri dönmeyecekti
Savunmadan milletin kalbi olan külliyesini
Kurtarmadan ülkesini hainlerin pençesinden
Püskürtmeden bu kahpe saldırıyı
İçmeyecekti şehadet şerbetini
Aksaray’a varmıştı
Aksaray bombalanıyordu
Bombalar patlıyordu art arda
Halk savunuyordu canı bahasına milletin sarayını
Koşuyordu
Tankların önünü kesiyordu
Durmuyordu
Sanki ölmeye can atıyordu
Tankların üstün çıkıyor
Askere aldatıldıklarını anlatıyordu
Durmadan dinlenmeden yorulmadan
Korkmadan pervasızca atılıyordu tankların üstüne
Erzurumlu Dadaş
Oğuzhan Yaşar
İyi bir dost halis bir dadaş’tı
23 yaşındaydı
Aklı da başındaydı
Kanı deli deli akan
Delikanlı derler ya
İşte tam o yaştaydı
Kanı deli deli akmaktaydı
Gönlü aşkla coşmaktaydı
Alır giderdi başını dağlara doğru bazan
Bahar günleri yaz günleri
Sonbaharı boşlamaz
Kışın da geri kalmazdı
Dağların çocuğuydu o eskiden beri
Ama bir sıkıntı vardı içinde dünden beri
Boylu boslu o yağız delikanlı
Hızlı yaşıyordu sanki fırtınaydı
Askerden yeni gelmişti içi içine sığmıyordu
Neden şehadet şerbeti içmedim içemedim diye yazıklanıyordu
Ama olmuştu olan
Ufacık bir yara bile almadan
Güneydoğudaki o bitmek bilmeyen savaştan
Dönmüştü
Ne şehit ne gazi olmadan
İşte bunun için hayıflanıyordu
Diyordu
Kendi kendine
Ne nasipsiz adammışım be
Allah sevmiyor beni
İyi kulu saymıyor beni
Nerde kaldı şehitlik
Bir gazilik bile
Bana vermedi
Eşine dostuna
Şikâyet edip duruyordu
Erzurumluydu halis dadaştı
Nene hatun soyundandı
Kahramanlık ruhunda fokur fokur kaynayandı
Erzurumlu Dadaş
Oğuzhan Yaşar
İyi bir dost halis bir dadaş’tı
Ankara’ya yerleşmişti askerlik dönüşü
İş bulma umuduyla
Büyük şehir demişti
Çalışana iş vardır orda
Hemşerileri çağırmıştı
Gel sana
İş buluruz burada
Dediklerini yapmışlardı
O’na da iş bulmuşlardı
Asgari ücretti
Olsundu
Helal olsun az olsundu
Zamanla artar demişlerdi
Biraz tecrüben olsun
Olur dedi
Ve geldi
Başladı çalışmaya
Hem ne çalışmak
Sanki savaşıyordu
Helal ettirmek için
Patrondan aldığı asgari ücreti
Erzurumlu Dadaş
Oğuzhan Yaşar
İyi bir dost halis bir dadaş’tı
Güzel bir insan iyi bir vatandaştı
İnançlı bir mümin
Dini bütün Müslümandı
İşi ağır mı ağırdı
Asgari ücretli Oğuzhan Yaşar
Fazladan çalışır
Ücretini alamazdı
Bağırdı bağırdı bağırdı
Ulan dünya
Kimine bağışlarsın kürekle
Bize verirsin kürekle
Ama buna da şükür
Demek kısmetimiz buymuş budur
O akşam annesinin kurduğu sofrada
Yemeğini yemişti iştahsızca
Sofradan kalkmış sırtüstü uzanmıştı çekyatta
Haberleri izliyordu
Onun tek zevki buydu
Akşamı kılmıştı yatsıya az kalmıştı
Yatsıyı eda etse uyuyacaktı
İçinde bir sıkıntı vardı
Bir türlü gitmiyordu
Bir türlü bitmiyordu
Ne zalim sıkıntıydı bu
Anası çay demlemiş
Oğuzhan’a ikram etmişti
Ana bu her şeyi Oğuzhan’dı
Onun için yaşıyor onun için nefes alıyordu
İçerken yudum yudum tavşankanı çayını
Çay boğazında kaldı
Duyunca haberleri TV’den
Boğaz köprüsü kesilmiş tanklarla
F 16’lar tutmuş Ankara semalarını
Kuşatılmış Türk Askerinin kalbi
Hemen dank etti kafasına
Bu bir darbeydi hem nasıl bir darbe
Haince sinsice düşmanca bir darbe
Fırladı annesinin bağırışlarına aldırmadan
Gün bu gündür dedi gece bu gece
Gece dile kolay
Dilde iki hece
Bu gece her şey belli olacak dedi
Ak koyun kara koyun birbirinden ayrılacak
Anne dedi ben duramayacağım
Bu hainler başımızdan aşağı kurşun yağdırırken
Ölüm kusarken hain çete
Milletin kalbi Aksaray vurulurken
Ben duramam duramam burada
Gözüme uyku girmez
Aksaray’ı savunacağım
Orası bizim kalbimiz
Ortaya koymalıyız
Varsa yoksa neyimiz
Orası düşerse her yer düşer
Bu şer güçler kazanmamalı
Erzurumlu Dadaş
Oğuzhan Yaşar
İyi bir dost halis bir dadaş’tı
Güzel bir insan iyi bir vatandaştı
Dürüsttü çalışkandı gözü pek bir kahramandı
Gözünü budaktan sakınmaz bir yiğitti
Vakit bu vakittir dedi
Zaman bu zaman
Haydi, Oğuzhan dedi kendi kendine
İş başa düştü
Vatan gidiyor elden
Vatan elden gidiyorken
Karılar gibi evde oturulmaz

G

ŞEHİT MUHAMMET YALÇIN VE BABASI

Türk bayrağı yemin etti Muhammet
Yeneceğiz seni ey lanetli adam yeneceğiz
İzniyle Allah’ın
Ey sapıtmışların Şahı
Yapıştı sana milletin ahı
Bu ah yapıştı senin alnına
Ey yalancıların babası
Bu ah seni savuracak
Cehennem labirentlerine
Aldın ahını mazlumların
Bu ah seni kahredecek
Düşeceksin gayya kuyularına
Lanet sana
Lanet boynuna
Bir halka gibi yapışacak
Hiç çıkmamacasına
Bu lanet seni hiç bırakmayacak
Gebereceksin
Gebertecek seni bizim canhıraş feryadımız
Yerin dibine sokacak seni beddualarımız
Yemin ettim ben yemin ettik biz milletçe
Seni yeneceğiz
Canımızla ve kanımızla
Karşı duracağız senin toplarına tüfeklerine
İmanımızla kar koyacağız entrikalarına
İstersen ordularla gel
Tanklarla F 16’larla gel
İstersen haçlılarla gel
Yeneceğiz seni yenileceksin
Geberteceğiz seni ey melun gebertileceksin
Allah’ın kahhar sıfatıyla kahrolacaksın eninde sonunda
Korkmuyoruz senden korkmayacağız asla
Tanklarından F 16’larından
Haçlı babalarından
Biz Allah’a aşığız
Ona götürecek şehadete can atarız biz
Biz ölüme hazırız ya sen
Ey korkak şeytan ey yalancı deccal
Korkmuyoruz gasp ettiğin silahlardan
Sen bu milletin her şeyini çaldın gasp ettin
Amma çalamayacak gasp edemeyeceksin imanını
Ey pis yalancı ey korkak düşman
Yaptığın zulümden belli
Yakında çok yakında
Yerin dibine geçeceksin sen
Ahlarımız yerin dibine batıracak seni
Atacak seni beddualarımız gayya kuyusuna
Lanet senin üstüne lanet senin üstüne lanet olsun
Adın siklinsin yeryüzünden ebediyen
Muhammet Ümmetinin başına gelen
En büyük felaketsin sen
Böyle dedi
Muhammet Yalçın
Böyle dedi Ümmet-i Muhammet
Dedi ve çıktı yola
Ankara Etimesgut hava meydanına
Baba Yalçın
Oğul Yalçın Külliye yollarına
Milletin kalbi olan Aksaray meydanına
Savunmak için Cumhurun başkanını
Baba Yalçın gitmişti karşılamaya
Cumhurun başkanını Esenboğa Havaalanına
Yemin etmişti Oğul Yalçın yemin etmişti arkadaşları
Yeneceğiz bunları demişlerdi yemin ederek
Şehitlik de olsa eninde sonunda
Asla böldürmeyeceğiz bu vatanı
Bu vatanı onlara bırakmayacağız asla
Hainlere yedirmeyeceğiz vatanımızı
Asla teslim etmeyeceğiz bu toprakları
Atarak bedenlerimiz tankların önüne
Feda ederek canlarımız bu uğurda
Siper ederek bedenlerimizi
Hain mermilere
Göğüs gererek bombalara şarapnellere
Can vereceğiz
Şehadet şerbeti içeceğiz
Amma
Teslim etmeyeceğiz bu ülkeyi ihanetin kirli ellerine
Bırakmayacağız bir karış toprağı bile hainlere
Bombalar yağacak mermiler yağacak başımızdan aşağı amma
Bırakmayacağız bırakmayacağız bırakmayacağız
Bir karış toprağı bile
Hain düşmana hain düşmana hain düşmana sana

H

ÜÇ BÜYÜK ADAM ÜÇ KAHRAMAN
Üç cengaver çıktı yola
‘Haydi yiğitlerim uğurlar ola’
‘Çık ki vatan kurtula’
Vatan elden gidiyor diyerek
Hakan Lütfi ve Mehmet
Dua et Anne dua et
Bize diyerek
Şehit olmak için çıktılar yola
Gün bu gündür gün bu gün diyerek
Artlarında her şeylerini bırakarak
‘Ölmek kaderde var bize ürküntü vermiyor
Lakin viran olası hanede evlad-u iyal var’
Demeden
Vatan tehlikede vatanı savunacak yiğitler gerek diyerek
Viran olası hanede evlad-ı iyal var demeden
Dediler
Allah Allah sedaları dillerinde
Şehitlik arzusu gönüllerinde
Ellerinde Albayraklar
Ne gam diyorlardı ne gam
Mademki vatan
Tehlikede
Vız gelir bize ölüm vız gelir bize
Viran olsun hane vatan kurtulsun
Viran olası hanede evladı iyal olsun
Ne gam
Dillerde tekbir
Yürekler hep bir
Bir olmuş üç can Allah yolunda bir
Vatan aşkı bir din aşkı bir iman bir
Hepsinde inanç bir gaye bir amaç bir
Hepsi aynı aşkla atıldı yollara
Üç cengâver Hakan Lütfi ve Mehmet
Gülşen ailesinin gözbebekleri
Yaşları geçkin yürekleri genç
Hepsinde o gece bir kuvvet bir direnç
Her bir sanki en dinç çağında
Hiç birinin korkusu yok pervası yok
Vatan yolunda ölmek için
Azimli kararlı gayretliydiler
Çıktılar vatan için yollara
Karşı durdular canlarıyla hain düşmana
Üç yiğit insan üç kahraman
Kol kola yan yana omuz omuza
Siper ederek canlarını bedenlerini
Hain düşmana hain düşmana
Şehit olmak için ant içmiştiler
Allah aşkıyla kendilerinden geçmiştiler
Üç yiğit insan üç kahraman
Yaşları geçkince yürekleri genç
Ellerinde Albayrak
Yürüyorlar yollara çıkıyorlar meydanlara
Din için vatan için iman için
Saldırdılar tanklara toplara uçaklara
Silahsız bedenleriyle karşı koydular
Canlarını verdiler tereddüt etmeden
Karşı koydular hain düşmana
Şehit olmak için ant içmişti her biri
Hakan 43ünde Mehmet 61
Üç kişiydiler yürekleri bir
Lütfi peygamber yolcusu
Ölüm yaşları bir
Can atıyorlardı her biri şehit olmak için
Tozu dumana katıyorlardı
Gözleri parlıyordu aşk içinde görseniz
Ölmedi bunlar ölmedi bunlar dersiniz
Hedef oldular hain kurşunlara
Ellerinde bayrakları
Ellerinde bayrakları
Büyüyordular gözlerimizde büyüyordu gözlerinin akları
Alkanlara bulandı toynakları
Bayrak ve kan karıştı birbirine
Bayraklarla yarıştı şehitlerin kanları
Her biri Allah diye can verdiler
Bu vatana bu toprağa kan verdiler

İ


ŞEHİT YUSUF ÇELİK
Hava kararmıştı
Bir demir tepsi gibiydi gökyüzü
Gökyüzün düz bir tepsiye benzetti bir besleme
Gece bir albastı gibi çökmüştü
Bir günahkar yüzü gibi kararmıştı gece
Kızgın bakışlı bir despot gibiydi gökyüzü
Bu gece bir zindan gibi kasvetli ve loştu
Gökyüzü Yusuf’un atıldığı karanlık zindanlar dönmüştü
Ama ne gam her karanlığın sonunda aydınlık vardır
Bu Fecr-i Kazip’in ömrü kısa yeri dardır
Kışın ardı bahar baharın ardı yazdır
Her yazdan sonra hazan çöker ortalığa
Yazın ardı sonbahardır
Karanlık ziyadeleşince doğar aydınlıklar
Gecenin ardında sabah vardır
Karanlık artınca doğacak güneş
Doğan güneşle birlik yepyeni bir dünya kurulacak
Fecr-i sadık doğacak fecr-i kazipten sonra
Bu yenidünya bizim dünyamız olacak
Böyle dedi Yusuf Çelik Hz. Yusuf’un adaşı
Adaşı arkadaşı
Böyle dedi Yusuf Çelik
Çelik gibi iman çelik gibi irade çelik gibi güç kuvvet sahibi
Hz. Yusuf gibi güzel
Hz Yusuf gibi aydınlık simalı
Şehit Yusuf Çelik
O gece kendini attı dev gibi tankların önüne
Çelik gibi imanıyla yattı demirden canavarın önüne
O korkmadı yılmadı kaçmadı
Korkak yılgın kaçak hainlerden
O korkak yılgın kaçak hainlerin sığındığı demir yığınlarının önünden
Yılmadı kaçmadı hainlerin tanklarından topların
Korkmadı yılmadı hainlerin mermilerinden kurşunlarından şarapnellerinden
Siper etti gövdesini
Korkmadan yılmadan
O korkak hainlerin arkasına sığındığı tanklara toplara
Siper etti gövdesini
Korkmadan yılmadan
Mermilere kurşunlara şarapnellere
Siper etti çelik gibi inancını
Mermilere kurşunlara şarapnellere
Siper etti çelik gibi inancını
O korkak hainlerin arkasına sığındığı tanklara toplara
Şimdi o bu dünya zindanından çıkıp kurtuldu
Şimdi o kanatlanıp uçtu cennet bahçelerine
Hz Yusuf’un arkadaşı adaşı Yusuf’un güzel kızı
Diyor annesine
Babam bizimle anne
Bak şimdi televizyon seyrediyor benimle

J

ŞEHİT MUZAFFER AYDOĞDU

Size bırakmayacağız bu vatanı
Bu güzel ülkeyi bırakmayacağız hainlere
Bırakmayacağız bu mukaddes vatanı şerefsizlere
Bırakmayacağız Bırakmayacağız Bırakmayacağız
Şerefsiz Allahsızlara
Ant olsun Allah’a
Allah’a ant olsun
Bu yolda ölüm olsa da varsın olsun
Bu yolda ölüm şehadettir bize
Şehit olmak hiç ölmemektir bizce
Vermeyeceğiz bu yurdu hiç kimseye
İndirtmeyeceğiz bu bayrağı göklerden
Dindirtmeyeceğiz bu ezan seslerini hiçbir zaman
Böyle dedi Mustafa Aydoğdu
Vurdu kendini yollara
Siper etti bedenini namlulara
Dur demek için hain ordulara
Dur demek için halkına namlu doğrultmuş tanklara toplara
Dur demek için millete ölüm saçan F16’lara
Karşı durdu hain tuzaklara tuzak kuranlara
Eşi Fatma Aydoğdu anlatıyor
Hayat arkadaşım eşim yoldaşım
O gece pür telaş geldi eve
Yedi yemeğini geçmişti dinlenmeye
Ama nerde
Telefonlar çalıyor artarda ölüm sirenleri gibi
Ya da bana öyle gelmişti
Alıp gidecekti bir şeyler Muzaffer'imi
Hissetmiştim demiştim Allah’ım koru Hayat arkadaşımı
Arkadaşımı yoldaşımı
Eşimi güneşimi
Tam yapacaktım ki kahvesini çayını
Belli ki doldurmuştu gününü ayını
Açtı TV’yi gördü hain kalkışmayı köpürdü
Ben gidiyorum dedi
Ben gidiyorum
Allah için savaşmaya namus için din için
Fırladı uzadığı kanepeden duyarak yollara çıkma ağrısını
Öptü kızını kucakladı
Gidiyorum ben dedi korumaya namusumu ırzımı
Helal et bana hakkını
Hakkını helal et bana
Koştu meydanlara şimşek gibi çakarak yıldırımlar gibi coşarak
Annesine gitti öptü helalleşti
Anne merhamet anıtı anne
Gitme dedi oğlum ölürsün
Ölürsün topağa gömülürsün
Ben bir daha Muzaffer’imi nerde görürüm
Anne dedi Muzaffer
Ben ölmesem sen ölmesen kim ölecek
Yoksa bu vatan elden gidecek
Elden gidecek bu vatan
Haçlıların pis ayaklarıyla çiğnenecek topraklarımız
Amal edilecek ırzımız namusumuz
Dininiz imanımız elden gidecek
Harimi ismetimize girilecek hunharca
Mabetlerimiz tarumar edilecek
Anne bak ihanetin silahları susmuyor
Anne vatan yanıyor Anne vatan yanıyor Anne vatan yanıyor
Durmak zamanı değil ölmek zamanı
Durmak zamanı değil ölmek zamanı
Göz dikmiş namusumuza namussuzlar
Göz dikmiş ırzımıza şerefsizler
Göz dikmiş kadınımıza kızımıza bu haysiyet düşmanlar
Yok bunların imanları insafları vicdanları
Anne eşim kızım sana emanet
Önce sana sonra Allah'a emanet
Emanet ediyorum Allah’a seni ve onları
Hakkını helal et bana helal et hakkını
Diyerek koştu yollar çıktı meydanlara
Atladı karşısına çıkan ilk hain tankın üstüne
Yedi kör kurşunu oldu canından
Öldürdü onu düşman kurşunu hem ne düşman
İhanet bize en büyük düşman oldu
Kendi askerimiz bize düşman oldu
Ya Allah diyerek içti şehadet şerbetini
Kurtardı ama imanını dinini
Kurtardı namusunu ırzını düşman elinden
Şimdi kızım soruyor nerde babam diye
Diyorum baban şehit oldu o şimdi cennette
Meleklere karıştı Baban uçtu gitti cennete
O bizi seyrediyor şimdi oran
Yaradan aguşunu açtı ona
Saçtı rahmetini
Sonsuzca
Anne babam acıkmıştır yemek verelim ona
Kızım onu doyuruyor Allah cennet nimetleriyle
Onu Allah rızıklandırıyor rahmetiyle14


K

ŞEHİT YASİN YILMAZ
35 yaşında
Aklı başında
Çalışkan ve gayretli bir insan
Genç yaşta olgunlaşan
Bir garip adam
Bir markette çalışıyordu gündüzleri
Evde terzilik yapıyordu geceleri
Evin bir köşesi terzi atölyesi
On parmağında on marifet
Ha gayret Yasin ha gayret
Sen bir insanüstü yaratıksın elbet
O gece işten eve gelmişti
Saat 20.00 sularında uykusuz yorgun
Hayat yollarına atmıştı kendini pervasız
Telefonu çalmıştı aniden sessiz
Telefon seslerine uyanamayan Yasin
Uyandı bu gece titremesine
Arkadaşıydı arayan
Can yoldaşıydı
Dostuydu kardaşıydı
İyi haber vermiyordu
Şaka yapmıyordu
Ülke elden gidiyor diyordu
Hainler darbeye kalkışmış diyordu
Vatan elden gidiyor kalk diyordu
Uyan ey şir’i jiyan
Uyan ey kükremiş aslan
Uyan derin uykulardan
Aslana uyumak yaraşmaz
Uyanıkken tilkiler kurtlar köpekler
Gün uyanış günüdür
Vatan elden gidiyor ey aslan yavrusu aslan
Uyanıp kalktı aslan yavrusu
Yasin fırladı yataktan bir hamlede
Silkindi kendine geldi
Aldı abdestini kıbleye yöneldi
İki rekat namaz kıldı Allah’a yöneldi
Dua etti vatan için millet için din için
Şehit olmak için vatan uğruna millet uğruna din uğruna
Geri dönmemek üzre çıktı yola
Ya devlet başa dedi ya kuzgun leşe
Böyle cengaverler varken
Bize bir şey olmaz
Giyerek beyaz gömleğini
Ve gökyüzü mavisi pantolonu
Açıp kapıyı bulmuştu yolunu
Eşi dedi çok yakışıklı oldun
Sanki son yolculuğa çıkıyorsun
O gece Yasin ölüme koşuyordu
Belli ki vuslat yolcusuydu
Biliyordu ya dönecek ya dönmeyecekti
Öldükten sonra bir daha ölmeyecekti
Ölümden başka yol yoktu
Ölümden başka yol mu vardı gidilecek
Dünyaya gelindi ya sonunda ölünecek
Hain bir kurşun boynundan girdi
Gördü Yasin en son sevgiliyi
Yasin şehit oldu bu gece
Şehitlik dilde üç hece
Ama şehit olmak için yürek ister
Dağ gibi bir iman ve yüce bir dilek ister
O gece ANNESİ Yasinlerdeydi
O anne sürekli merak içindeydi
Soruyordu geline Yasin’den haberi
Yasin’den bir haber yok diyordu gelini
Aradım telefonla sürekli
Telefon çalıyor
Ama açılmıyordu
Arkadaşlarını aradım en son diyordu
Onlar Yasin şehit oldu dediler sana ne mutlu
O bir yolculuğa çıktı kutlu mu kutlu


L

ŞEHİT YILDIZ GÜRSOY NAM-İ DİĞER NENE HATUN
Bu ülke nice Nene Hatunlar gördü
Bu ülke nice Kara Fatmalar gördü
Bu ülke nice Emine Bacılar gördü
Üç aylık bebeğini beşikte bırakıp
Cepheye koşan
Allah aşkıyla coşan
Yaşamak için değil ölmek için
Savaşmak için şehit olmak için
Can atan
Nene Hatunlar Kara Fatmalar Emine bacılar gördü bu ülke
Daha da görecek
Daha ne kahramanlar görecek bu ülke kim bilir
Kim bilir ne kahramanlar gelecek yine dünyaya
Nene Hatunların beşikte bıraktığı bebekler büyüyecek
Çoğalacak ve çıkacak hain düşmanların karşısına
İşte Anakaralı Yıldız da bunlardan biriydi
İriydi yüreği cesarette erkeklerden ileriydi
Kılıkta kadın ruhta erlerden daha er biriydi
Nice erkeklerden daha erkekti Allah yolunda
Vatan yolunda canını hiçe sayanlardan biriydi
O Nene Hatun ki bir zamanlar
Duyunca vatanı tehlikede olduğunu
Duyunca Moskof kafirinin
Kirli postallarıyla
Vatan toprağını çiğnediğini
Nerdesin ey Türk milleti
Çık karşıma dediğini
Bırakarak yavrusunu beşikte
Durup demişti eşikte
Allah bize vatanı emanet etti
Seni Allah’ emanet ediyorum ben de
O benden daha iyi bakar emanetine
Demişti işte ben karşındayım şimdi
Elimde kör bir baltayla
Doğrayacağım seni ey Moskof kafiri
Koşarak cepheden cepheye
Nice kelleler aldı kör baltayla
Nice kafir kellesi yığdı üst üste
Vatan sevgisi imandandır dedi çağdaş nene hatunlar
Yıldız hangi soydandır
Kahramanlar soyundan besbelli
Bundan kelli
Nice Nene Hatunlar gelecek
Bu vatan toprağında iç ve dış düşmana karşı
Bir gülün yaprağında nice yıldızlar belirecek
Nice Yıldızlar ölecek
Dökecek kanını toprağa
Bu vatan toprağından
Nice güller boy verecek
Şehit kanlarıyla
Ezanlar okunsun diye minarelerde
Namazlar kılınsın diye mabetlerde
Allah’a kulluk edilsin diye
Bir olan Allah’ın ismi yücelsin diye
Ah dedi düştü Yıldız
Bir kurşunla yerlere
Allah dedi can verdi bir kurşunla Yıldız
Feda etti kendini Vatan için bir Yıldız
Gökten yere düştü
Hakkı tutup kaldırmak için
Yer ile yeksan oldu
Zulüm yok olsun diye
Bülbüller ötsün diye
Bir kuş konsun diye yeşil dallara
En genç çağında
Hayatının baharında
Düştü toprağa Yıldız
Girdi toprağa Yıldız
Döndü yaprağa Yıldız
Bir Yıldız daha kaydı gökyüzünden
İndi toprağa
Girdi toprağa
Döndü yaprağa
Yıldız
Yıldız
Yıldız

İKİNCİ BÖLÜM

3. KISIM

(Kahraman)
GAZİ İBRAHİM
İbrahim dağ gibi bir adam
Yüreği kavi bileği kavi
Belli ki yüreği bileğinden kuvvetli
O akşam bir başkaydı halinden belli
Bu gece diyordu bir başka gece olacak besbelli
İçim içime sığmıyor bu gece
Ama ne olacak bilmiyordu
Ne zamandır içinden yükselen bir ses onu zorluyordu
Gitmek istiyordu
İslam’ın küffarla savaştığı cephelerden birine
Şehadet arzusuyla kaynıyordu yüreği
Ama bu arzusunu bir türlü kuvveden fiile çıkaramıyordu
Diyordu kendi kedine
Acaba ihtiyaç duyuluyor muydu ona oralarda
Ya yük olursam onlara oralarda
Bir karar veriyordu bir vaz geçiyordu
Şehadet benim de hakkım diyordu
Şehadet benim de hakkım
Ben de şehit olmalıyım eninde sonunda
Olacağım
15 Temmuz akamı geç vakitte
Tankların kapattığını gördü Boğaziçi köprüsünü TV ekranlarında
Hayret dedi
Önce terörden şüphelendi
Demek ki İstanbul’u tehdit eden bir bomba yüklü araç istihbaratı var
Zaten birkaç gün önceki
Haberlerde Fransız büyükelçiliğinin kapatıldığı bildiriliyordu
Ama bir az sonra Ankara üstünde F16 ‘ların uçuş yaptığı haberleri geldi
Yine kuşkulanmadı
Hayırlara gitsin dedi hayırlara gitsin bu gece vakti
Bunca uçak hayra alamet değil Ankara semalarında
Ardından bir haber Genelkurmay’da hareketlilik var
Sonra devam etti haberler
Genelkurmay’dan silah sesleri geliyor
Ambulanslar bekliyor Genelkurmayın etrafında
Polis ve asker yolları kesmiş bekliyor
Olağanüstü bir durum var dedi Muhammed
Demek ki darbe oluyor
Ankara bombalanıyor F16’larla gökten
Hemen çıktı yola
Bu gece ne olacaksa olacak dedi
Bu gece ne yapacaksak yapacağız
Biz yapmazsak onlar yapacak
Haydi oğlum İbrahim düş yola
Bu yolda Allah yardımcın ola
Kimseden
Yardım beklemeden
Yanına hiçbir kimseyi almadan
Çıkacaksın yola
Haydi yolun açık olsun
Haydin uğurlar ola
İbrahim çıktı yola
Bu gece büyük sınav vereceğiz dedi İbrahim
Sınavı kazanırsak ülkeyi kazanacağız
Kaybedersek yalnız sınavı değil
Kaybedeceğiz ülkeyi
Kazanırsak
Yine güzel günler göreceğiz bu topraklarda
Çocuklarımız da güzel günler görecek
İbrahim İbrahim olalı böyle şey görmedi
Dünya dünya olalı böyle bir şey görmedi
Türk askerini milletine silah doğrultması nasıl bir şeydi
İhanetin bu türlüsünü bu ülke tanımadı görmedi
Bu ülkenin askeri devlet adamlarını astı
Padişahını öldürdü
Ama silah çekmedi hiçbir zaman
Kendi milletine
Savaş açmadı hiçbir zaman
Kendi devletine
İbrahim dedi
Bu ne kahpeliktir
Kahpeler yapmaz böyle
Bir sigara bile içirmediler bize
Yattığı arabanın altında
Öfkeyle söyleniyor böyle
Ölüm aklından geçmiyor
Yaralanmaktan korkmuyor İbrahim
Ama sigara içememekten müthiş nefret ediyor
İbrahim’in üzerinde İsmail
İsmail’in üzerinde meçhul bir kahraman
İbrahim söyleniyor böyle
Hele bu gece geçsin diyor
Hele bu gece bir son bulsun
Her şey güzel olacak
Yarınlarımız güzel ve aydınlık
Ülkemiz hainlerden kurtulacak
Ben bol bol sigara tüttüreceğim bu gecenin inadına
Etraftan tekbir sesleri geliyor
Ya Allah nidaları yükseliyor her bir taraftan
Ya Allah Bismillah Allah-u Ekber nidaları
Giderek artan bir tonda yükseliyor yükseliyor yükseliyor
Kurşun sesleri hiç kesilmiyor
Kurşun sesleri karışıyor mermi seslerine
İbrahim’in öfkesi hiç dinmiyor
Hele diyor
Bir ara verse şu zalim mermi vızıltıları
Eşşek arısı gibi çınlıyor kulaklarımda
Müthiş öfkeleniyorum
Sigara içmek için
Müthiş öfkeliyim
Bir sigara içemediğim için
Hele diyor bir bitsin bu mahşer bu kıyamet
Sen o zaman İbrahim’i seyret
Bunlar bizi yenemezler dedi
Çünkü hainler korkaktır
Bu milyonlar gibi korkak değil
Bu geceyi atlatmalıyız
Bu gece en uzun gece ülkemiz için
Biz öleceğiz şehit olacağız
Ama önemli değil
Ama bizim cesetlerimiz
Arkamızdaki aslanlara siper olacak
Her tarafta şehit cesetleri
Ya Rab sanki şehitler mahşeri şehitler meşheri

Ahmet Kemal
Kayıt Tarihi : 30.7.2017 18:54:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!

Ahmet Kemal