Salına salına düştü uzaklara,
Elinde kabanıyla telaşlı,
Bir ok gibi hızlı adımlara hevesli,
Görmedi heyecanını nesli.
Şubat'ın en samimi hıçkırıkları,
O gün dikti sırtına,
Özgür duvarlar içinden,
Yol verdi taşlar akınlara.
Kuruldu yoksul soframız,
Yangın iştahlı dağlara.
Başladık hayata yeniden,
Dal budak düğümler içinden.
Yalnız bir dağın bakışlarında,
Akşamın git gel nöbeti,
Kalbim göğsüme vuruşlarında,
Heceler ismimi mühür gibi.
Bir gün işte böylesi,
Bir gün doğdum yiten gün ile,
Ardından sabahın ve güneşin,
Ardından acının,
Özgürlük kadar serin,
Bir kapı aralığında,
Eserken nefesin,
Çıkıp geldin onca neşeden.
Münzevi geceler, aralık kapı,
Bir avuç toprak, menzil sırtları,
Dalga dalga düğüm, mavi kurdele,
Kadim tortu eller, mahzen kirlere.
Amansız geceler, pâyânsız setre,
Üstüme deruhte hicranımla durduğum,
Bu kaçıncı cenazedir, baharı sorduğum.
Yüreğime emanet gurbetin kimsesizliğinde,
Adımlarım yâr oluyor şimdi sessizliğimde.
Beni sordular.
Dün gibi hatırlarım.
Tutuşup sağanak altında,
Bulut süvarileri dalga dalga,
Beni sordular, araftayım.
Son sözleriydi denizin.
Hızlı hızlı çarpıyor saatin,
Makberi yaşatan kalbi,
Başıbozuk hülyalarıyla dönüyor,
Ellerimle kavradığım çemberi.
Hızlı hızlı titriyor sanki,
Çaresiz düşüyor ellerimden,
Bak gözlerime,
Rüzgarlı bir uçurumu,
Ellerinle uyutur gibi,
Sakin ve bitmezcesine,
Bak gözlerime.
Bir gün çıkıp gelsem,
Bir gün doğsam, bir gün olsa,
Uzanıp kırık kalpli servileri,
Kollarından tutsam.
Yakalarken yekpâre zamanı,
İnceden, derinden sızılar duysam,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!