Durmuyor zaman,
İyi kötü dinlemeden,
Esiyor başımda durmadan,
Bir an olsun dinmeden.
Hep yanımda biriktirdim gölgemi,
Yüreğim mi uçurum,
gözlerim mi kederle bahtiyar?
Ömrüm esen her yelde,
Sanki tozlardan mürekkep bir şehriyâr.
Uykusuz bir şafağın mahreminde,
Kızıl matemler uzaklaşırken,
Ufukların dalgalı yelesinde,
Her şeyin çizgisiyle kaim,
Vakur bir gölgenin,
Karanlığa direnen yorgun bedeninde,
Bir ben kaldım geriye,
Meyveleri can yakan,
Yelkeni yırtık darağacından,
Bir ben kaldım geriye.
Atılan her taş,
Sırtımla tanışmadan,
Sonunda
Uyudu göğsümde büyüttüğüm
Hisli ve renkli çocuklar
Şakaklarımdan soyuldu ruhum
Ruhum kurtuldu canımdan
Bilmezdiniz böyle günlerde
Sustu zaman,
Sustu ziynetiyle süslenen,
Cebimdeki kesik yeli,
Mahpus tavanların altında,
Hür kılan.
Karşımda buzdan örülmüş taş duvar,
Zaman, günü tüketen bir hastalık adım adım
Bir ömüre sığmaz, söylense tek nefeste adım
Günaydın.
Bir geceye daha uyandın.
Ay çoktan ısıtmış odanı.
Cıvıl cıvıl sessizlikler etrafta,
Sahi ne çok uyudun,
Ne rüyalar gördün ayakta !
Düşün ki yağmurlar vurulmuş,
Mühür gibi ruy-i zemine.
Her karış toprak şahit olmuş,
Bu hakikate vecd ile.
Yalnızdık,
biz haylaz çocukları gecenin.
Ve sırılsıklam hasret kokardık.
Bir savaşın ortasında bile,
hiç vurulmamışçasına göğsümüzden,
aşıktık.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!