Sakin bir mevsimin,
Yalnızlığa çalan uykusunda,
Kurulmuş engin bir mahkeme,
Ağırlığı kor gibi göğsüme,
Şimdi geçmişin gölgesinde,
Karanlık bir akşamüstü,
Boş bir oda,
Boş ve kimsesiz,
Doruğunda hıçkırık,
Penceresiz.
Eğilir feza,
Öper alnını toprağın,
Bir ben var içimde, benden gayri,
Yağız umudunda koyu mürekkeple tutuşan,
Sarkar en derin yamacına korkmadan,
Kaç hayatın soluğunda ölümle açmış,
Bir ben var içimde, toprağından taşmış.
Şimdi melun perdeler aralıksız nöbette,
Ne mehtabı sayıklar bu geceler,
Ne gölgelere kucak açar.
Deryayı yudumlar serinler,
Nefsim, yüreğimden taşar.
Kırgın yaz yağmurları
Uysal sesiyle uyanıyor ruhumda
Karanlığın sefil tortuları
Sayfalar dolusu saklanıyor
Sayfalar koynumda
Şimdi sevgili bahçem
Tel tel dökülüyor sokak girdapları,
İnce bir ateş bekliyor lambalarda,
Saat kalbini dökmüş yankılara,
Kopuyor sessizlik ordusu,
Yeşeriyor ağırlığıyla yurdumuza.
Taşıyorlar bizi kahramanlar gibi,
Al yanağında âmâ bir bahtiyar,
Aşka baharlar sunmuş diyar.
Yüreğin kendine meğer ne uzak,
Uzaklar yüreğinde kendine tutsak.
Özgür duvarlar içinden,
Yol verdi taşlar akınlara.
Kuruldu yoksul soframız,
Yangın iştahlı dağlara.
Başladık hayata yeniden,
Dal budak düğümler içinden.
Tan yerinin umuda açılan,
Her biri uhrevî kandille işlemeli,
Göklerin en sakin bekçisi,
Güvercinler ve sen...
Saçların bir sarmaşık gibi dağılırken,
Bir o yana, bir bu yana,
Doğmuşuz gibi yeniden güneşin çehresinde,
Üsküdar'da deniz kokulu şekerler ellerinde.
Günün henüz en koyu ve penceresiz köşesinde,
yaşlı bir banka emanet sırtımız,
İstanbul sanki parlamış gözlerinde.
Ah şu tomurcuk yanakların,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!