Ölü ışıkları,
Issız dağ fırtınaları,
Zaman acımasızca dolaştı,
Kış mevsimi hüznü yakaladı..
Islığı andıran bağırtıların göğü çınlatması,
Yarım kaldıkça Şükrü eda ettim,
Işim aksi olunca Hamdi zikir ettim,
Düzeltmeye çalıştıkça birşeyleri eğrildim,
Düştükçe yerlere elhamdülillah demeyi vazife bildim..
Körüklendi sancılarım dualara sarılmayı borç bildim,
Yüzüstü devrildim öylece kaldım,
Dengemi yitirmeden dibe ulaştım,
Alçakta başım döndü, tepede midem bulandı,
Gördüm yoldan toz bulutunun kalktığını..
Güneş önce tepeye ulaştı,
Korunmuş sayılmadık ruhtan kötü,
Soluk çakıllarla çizilmiş daireler,
Bir fersah ilerde,
Ay ışığında parıldadığı görüldü..
Yelken açmış bir gemi,
Gün ışığına asılı,
Hüznümün fasılaları..
Hayâl gücüme bel bağladım,
Kayıp ruhlar gibi çığlıklar attım..
İlerledikçe gün ışığı zayıfladı,
İhtiyar adam ağır ağır gevşedi,
Hareketsiz kaldı göz kapakları titreşti,
Dünümün peşine düştüm,
Sonra hüzünlü düşümün..
Sözler kalbime bir ışık yaktı,
Sesim umutsuzluk doluydu,
Görmedim güneş yüzü,
Kâğıt yumuşacık kokulu,
Düşlerimse meltem yüzü..
Akla hayale sığmayan düşlere sahibim,
Baştaki yaşın kaygısız coşkunluğu,
Bu görünüşün altında kuşkulu,
Güvensiz ve karanlık iç dünyası,
İçinde kıvranıldı huzursuzluğun..
Yalnız yaşadığım saatlerin birikimi,
Bahsettim senden Allah'a,
Gönül tatmin olmadı,
Kalbim cevap verdi beni incitme,
Razı olmadı ilâhi, sebep mazide..
Yorgunum, gizlendim senlere,
Gülerek ihanet ettiler,
Yalnızlığa koşarak ittiler,
Ne bu düşmanlık demeden,
İçimde ne varsa kül eylediler..
Yolları uzun bu sitemin,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!