Varsa paran insansın,
Yoksa hüsrandasın,
Vah maddiyata düş eyleyen,
Rüyaların ile ziyandasın..
Gecelerin gözü kanasın,
Bağımlıyız, esiriyiz, kölesiyiz,
Kul olduk biz, değersizin emiriyiz,
Ölümü unuttuk, zevkin kurbanı biz,
Gözümüzü doyurmaz paranın hilesi.
Biz kimiz.? Alim mi.?
Tövbe, elde ki kızgın maşa,
Tutulmasının tarifi imkansız..
Günah, elde tutulan manolya,
Lezzet ve hüsrana kayıtsız..
Huzur parayla arandı tapıldı dünyaya,
Gözlerimde sessiz kahkahanın ışıltısı,
Bakışlar hâlâ üstümde mıhlanmıştı,
Tatlı tatlı gülümsendi,
Ve sonra gülümseme yüzlerden silindi..
Rüzgâr kararsızdı,
Ölüler sadıkane dostum,
Suskunluk onlara muştu,
Bağışlayın beni onlar yurdum,
Kimseciklerin yok aklına umudum..
Beklenmedik zamanda kopan velvele,
Gönül fikrin incisi, aklın kimsesizliği,
Yarı Güzin İstanbul, dünyanın incisi,
Yok kulak vereni aşıklar diyarına,
Haykırıyor nice hukumdarlara, oldum ben tarihe karamsar beşik..
Çığlıklar kulaklara küpe,
Duygularımı sevgimi,
Acılarımı hasretimi,
Benim olan herşeyi,
Kaybettim..
Geriye yalnızlığım kaldı,
Ölümü istedim,
İsyan etmedim..
Ölü bedende yaşıyormuşum,
Bilemedim..
Peşine düştü düşüncem,
"Mekke sokaklarında bir fısıltı yayıldı: 'Peygamber'e el uzattılar!'
Henüz bir delikanlıydı, ama kalbi koca bir orduydu Zübeyr...
Kılıcını çekti, kınından ilk o çıkardı çeliği İslam yolunda!
Efendimiz ona bakıp gülümsedi ve sordu: 'Sana ne oldu ey Zübeyr?'
Cevabı tarihe kazındı: 'Canım yoluna feda, Seni korumaya geldim ya Resulullah!'"
Öfkeyle pişmanlıklarımın peşinden gittim,
Bozuldu sonunda sıkıntılı sessizliğim,
Gönlümün yağmurları hüzünlü,
Ordularım düşümden damlayan hüznün..
Gözlerimi yumdum,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!