Bu kaçıncı ihtar dönüş yoluna,
Zaman yarınımdan makas aldı,
Kadere değil, kadercilere dargınım,
Kapattım, ömrümün geçmişe kapılarını..
Gücümü mazide tükettim,
Şu üzerimdeki lekeyi atmalı,
Hatam tohumları yeşermeden,
Veballer altında eziliyorum,
Küstahça kendi vesveselerimden..
Yırtıyorum beni yakan yangını,
Yaşlanınca katalogdan bir hastalık seçtim,
Kader oyunlu, oysa benimsedim kaderimi,
Yaşadım, yaşlandım sonum ölümlü,
Mezar kapısına sonum sürgülü..
İki farklı yüzlere takıldı fikrim,
Boş odada loş ışıkta aradım karaduranı..
Gözlerimde toprak, hüznümün enkazı..
Tekindi dövdüğüm taşta sabrım,
Kutlu ayın ketum soğuğunda tekine yaslandım..
Gönül aynasında farklı yüzde aynı kalp,
Yüzüm rengini saldı,
Ruhum acıyla inleyip hıçkırdı,
Sonsuzluğun, karanlık okyanus üzerinden,
Hafifçe esen bir rüzgârım..
Ölüler kitabı,
Yürüyerek gelir dost sillesi,
Gönül görür, yok candan ötesi,
Sokulur kulağa, şeytan kisvesi,
Aldatır, benim gibi sefil birini..
Ana gibi yar, bağdat gibi diyar olmaz,
girdim ve gördüm yalanları kapıdan,
aniden gidince dostlar,
hissedersin hançerin sırtını sabırdan,
yalnızım, boyun eğdikçe kayboldum,
kayboldukça, kıvama geldim yaralarımdan..
Yürüdüm karanlık yollarda, arkama bakmadan yürüdüm
Her düşenin elinden tuttum, ömrümü yollara serdim
Ev oldum, çatıldım fırtınada, kimse üşümesin diye
Ben kendimden eksilttim, yettim herkese, her yere
Ama fırtına koptu bir gece, benim çatım çökerken
Baktım o can dediklerim, çoktan gitmiş erkenden
Dolu bardak taşmasın,
Lüzumu gerekmez dolmasın,
Kalbi tatmin olmadı insanın,
Boğulsa varlık ile dolmasın..
Doyumsuz, neden en fazlası..!
Soğuk bedenim gayrı artık yaralıyım,
Bırak ümit ölülere karışsın,
Mahzenlerde yitiriyorum gençliğimi,
Şahidi var ağlamamın duvarlarda duaların..
Rüyâlar tedirgin etti beni,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!