Yandan çarklı dil vapuru,
Dip dalgalı liman ister;
Kaptanı rota cambazı,
Anlaması zaman ister...
Ey gönlümün sarmaşığı,
Aşkta kılavuzum dilber,
Kar beyazım,
Alın yazım,
Can özüm,
Kor çiçek ömrüm,
Köklerden iz süren usta Boyacı,
Özündeki doğal rengi bulur mu?
Belagat esriği sözde Simyacı,
Öylesi buluşa kefil olur mu? ..
Dumanı üstünde bu efkâr kime(?) ,
Avaz terütaze, pazarı bayat…
Onca dokundurma, şunca gönderme,
Makes bulmasa da, var edebiyat…
Sen ey dudak büken sıradan kari,
Nazım geçti,
Hikmet öze nazım geçti;
Ak sayfaya kurşun kalem,
Kırık imge nâzım geçti;
Ran’dan Versanski’ye sitem
Bu Dünya’dan Nazım geçti...
Uzak bir tanıdık, yakın bir ezgi;
Söylenmemiş türkülere gebe göl.
Ha Hazar, ha Aral, ha Balkaş,
Ya Hoyran, ya Keban, ya da Van
Özdeş dileklere gonca mavi gül;
Ağıdını Balatan’da tutmuş,
Koçkarını enersen bozulur seciyesi;
Ve gay boynuzun kalmaz kıymeti harbiyesi;
Safi kulak kesilen besili dövüşçünün,
Çomara yüklenir mi, talim ve terbiyesi? ..
Özü sağlam benim diyen adamı,
Birce bakış dörde böler gözlerin! ..
Pür sevda göynütür esrik başını,
Külünden helallık diler gözlerin! ..
Sakalından bir kıl çekti yaşlı Bilge,
“Bu sana değirmen ödüncü! ..” dedi
Ve devam etti…
- Hayatta farklı bir şey yapmak istersen,
Akıntıya karşı yüzmeyi dene
Kıraçta yetişmiş bir sarı çiçek,
Duyduğu nefreti çile say gitsin! ..
Kindar ufukların kızgın sam yeli,
Gönlüne mil çekmiş, küle say gitsin! ..




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!